SEN VE EV, HEPSİ O KADAR

Eski evlerin huzurunu özlüyoruz kimi zaman. Yaşam senin bildiğin, senin adını koyduğun kadardır. Acele yoktur.

Evim - - Elektrİklİ Süpürge -

Anneannemin Osmanbey’deki evini hatırlıyorum. En bilindik, cumbalı ahşap evlerdendi. O, sesi olan evlerden, hani her adıma cevap veren, her rüzgâra göre farklı ses veren evlerden, sıcak, masum, samimi.

Cumbadan caddeyi seyretmek güzeldir. Bitmez bir film gibi, şehir akar gider önünden.

Perdeleri kapatınca ama, dış dünyayla ilişkisi transistörlü radyonun sırtına lastiklenmiş yassı pilin ömrü kadardı anneannemin evinin, o da radyoyu açarsan tabii. Açardı ara sıra tabii radyoyu, haberleri dinlerdi herhalde, ama daha çok hatırladığım “Arkası Yarın” ve “Radyo Tiyatrosu” sesi. Bir de kadranında tüm belli başlı şehirlerin adları olan bir radyo daha vardı, hatırlıyorum hoparlörünü gizleyen dişli kumaşına kadar, ama sesi yok onun benim için. Radyo kapalıysa, perdeler de, o zaman mutlak bir özgürlük vardır evde, hiç karışan kalmaz.

Yaşam, senin bildiğin, senin adını koyduğun kadardır. Saatler uzundur. Acele yoktur.

Soba yanıyorsa, kaygı azdır. Ev, korur seni. Kararlar, senindir. Misafir, özeldir, izinlidir. Sen ve ev baş başa yaşarsın. Ev, geçirgen değildir. Hiçbir şey sahte değildir. Biblolar vardır, porselen, bir binici veya avcı, atıyla; kırda baş başa oturan iki sevgili, tek başına harika bir at. Altlarında el işi, iğne işi, bir avuç kadar örtüleri vardır, ortada gümüş şekerliğin olduğu meydana bakarlar sehpada. Küçük bir defosu olan porselen tatlı tabağında saksısıyla menekşe durur. Tabaktaki yel değirmeni gözükmemekle birlikte, eskiden bilirsin, ordadır. Radyo bile açık olsa, yine de çok çok az reklam uğrar bu eve. Belki bir takvim, bunu babam getirmiş olabilir. Sen ve ev, o kadar.

Daha önceleri de öz- lerdim bu huzuru, yaşımla ilgili değildir.

Koru- naklıdır, en büyük farkı o. Bugün bir ev o ka- dar geçirgen olabiliyor ki, dört duvarın, bir daamın yokmuş gibi sanki. Ev, o kadar çok doluuyor ki, sana yer yokmuş gibi; sen de gelip geeçenlerden biriymişsin de, evin sahibi yokmuşuş gibi. Daha da doğrusu, sanki televizyon evinvin sahibiymiş gibi. Televizyon, büyük ekran, diğer daha küçük ekranlarla beraber evde yaşayan aile ve sen de bir aletmişsin gibi. Televizyon, her an içinden biri çıkıp sana bağırarak neler yapman gerektiğini dikte edecek gibi, en başköşede hep. Havanın nasıl olacağına, cebindeki paranın değerine, neyin komik, neyin lezzetli olduğuna o karar veriyor.

Nesneler huzurlu olabilirler, sadece huzurlu olmakla da kalmaz, huzur verebilirler de.

Çok gerçek bir ilişkimiz var nesnelerle, iyi anlaşabiliyoruz bazılarıyla. Âşık olup, yeniden doğabiliyoruz bir mumun dibinde. Tabaklara, perdelere, her yere çiçekler resmediyor olmamız çok tatlı değil mi, çok saf değil mi, iğne iplikle işlediklerimiz. Huzur, dediğimiz o en sevgili halimizde, hep çiçekler var çevremizde. Çiçekli bir fincanda sıcak bir içecek avuçlarımızda, severiz yaşamayı. Ama büyük ekran var, onun işi de çanak tutmak aslında, ondan da büyük olana. Biz onu dinledikçe, o da bağırıyor, bağırdıkça onu dinlememek mümkün olmuyor. Fark ediyorum, o sustuğunda, zaman daha ağır ve daha dingin akıyor. Zaman bana daha çok dokunuyor.

O, konuştukça, her şeyin tadı birbirine benziyor, her şey birbirine benziyor. O, benim dostum değil.

Güzel bir ev için, onun sesini kısmak lazım. O, ben ne istersem onu anlatıyor, diye yanılmamak lazım, o, sen ne istersen onu yine kendi işine geldiği gibi anlatıyor çünkü. Hâlbuki biz o yokken ne istediğimizi de, onu nasıl yapacağım ğımızı da biliyorduk, üstelik yapacak zamanımız da kalıyordu. Elektrikler kesildiğinde, bugün bile ço çok nadir olan bir şey değil bu, o zaman insan hu huzurun ne demek olduğunu iyi anlıyor. Bence bü büyük ekranın en büyük düşmanı budur. Kısac ca, parmaklarımızın ucundadır, bir fişi çekmek k kadar kolaydır onu susturmak. Sadece bir hare reketle onu tahtından indirmek mümkündür. O zaman şimdi şikâyetlerimizi gözden geçirm memiz lazım. Gerçekten şikâyetçi olup olmad dığımızı dürüstçe bilmemiz lazım, çaresizmişiz g gibi yapmanın bir anlamı yok, çare var. Bence biraz sesini kısmak da yarar var.

-

/ emreozguder.gmail.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.