HANGİSİ SAHİCİ, HANGİSİ SAHTE?

Gerçek hayatta artık kimi zaman neyin sahici, neyin onun sahtesi olduğunu karıştırır olduk.

Evim - - Elektrİklİ Süpürge - EMRE ÖZGÜDER

Bizim dilimizde garip bir rastlantıdır, sahici ve sahte sözcükleri sanki aynı köktenmiş gibi gelirler kulağa. Hâlbuki biri Arapça, diğeri Farsça kökenlidir. Kökleri aynı değil, aynı melamin ve melatonin gibi. Ancak gerçek hayatta sahiciyle sahtesi arasında bir ortak kök vardır, biri doğal olarak diğerinden türetilmiştir. Artık kimi zaman neyin sahici, neyin onun sahtesi olduğu da karışır. Sahte, varlığını toplumsal uzlaşmaya borçludur.

Kimi şeylerin sahtesinin de sahtesinin yapılması, bir öncekini diğerine göre daha sahici hale de getirebilir.

Kimi sahici dediklerimizin buna benzer bir evrimi olabilir. Şu da oluyor tabii, teknoloji ilerledikçe bazı çözümler geliştiriliyor, böylelikle bir şeyin yenisi eskisinden esinlenmiş olmakla birlikte aralarında bir sahici, sahte ilişkisi oluşmayabiliyor. Gümüş çay takımlarının gövdeyle sapı arasında, sapı ısınmasın diye düşünülmüş fildişi bir ayrıntı vardır, bu ayrıntıyı porselenle çözdüğünüzde bu iki çaydanlık arasında bir sahte, sahici ilişkisinden söz edemeyiz mesela, en fazla eski ve yeni durumdan söz edilebilir.

Aynı işi gören pahalı ve ucuz şeylerden pahalı olanı daha sahici, diğeri de onun sahtesi olarak algılanabilir.

Paha, sadece ham maddeyle de ilgili değildir. Üretim sürecinin maliyeti ve yine bir maliyet faktörü olarak üretim süresi de ürünün değerini ve dolaylı olarak da sahici mi, sahte mi olduğunu değerlendirmemize yön verir. Tüm bunlara bir de tasarım eklendiğinde iş iyice karışabiliyor. Ne hammaddesi, ne de üretim süreci pahalı olmayan ama imza taşıdığı için pahalı olan birçok ürün de var hayatımızda. En sonunda da her ne nedenle olur- sa olsun yeryüzünde toplam 100 tane olan bir r şeyle 1000 tane olan bir şeyin de paha farkla- rı olduğuna göre, durum daha da zor bir halal alıyor.

Kısaca her şey sahici veya sahte olaabilir ve bundan da bağımsız olarak her şey y çok pahalı veya çok ucuz da olabilir.

Bence bu fazlasıyla karmaşık sistem içinde satın alma kararları vermek de pek kolay değil. O zaman ne yapmamız lazım? Bazıları kararlarına güvendiklerinin izinden gitmeyi seçiyor, kimileri çoğunlukla birlikte hareket etmeyi. Her iki yolu da beğenmeyenler için hayat çok kolay değildir. İlkeleriniz varsa sadece, hızlı kararlar alabilir, bu kararlarınızı rahat taşıyabilirsiniz. Verdiğiniz her kararın yanlış olduğunu söylemek için can atan bir sürü tanıdığınız ve arkadaşınız vardır. En basit seçimlerinizde bile sizi eleştirmek, kendi tercihlerine yönlendirmek hevesinde olanlar vardır, sosyal çevre veya mahalle baskısı, dediğimiz budur. Çoğunluğun dışında verdiğiniz her kararda başınıza bu gelebilir. Özellikle estetik dediğimiz, biraz böyle çoğunluğun ortak yargılarına bağlıdır.

Renkler ve zevkler tartışılmaz, denir ama herkes bu konuda çok meraklıdır.

Cesur, özgür ve özgün bir yaşama kimsenin tahammülü yoktur. Bu kıskanç birlikten güç doğar ve sizi kontrol etmeye çalışır. Sistem de bu sayede istediğini istediği fiyata satma lüksüne de sahip olur. Hatırlar mısınız bundan 5-10 sene önce raflarda kaç çeşit bal vardı? Fiyatlarını hatırlıyor musunuz? Bugün bir rafta kaç çeşit bal var, hiç saydınız mı? Fiyatlarıysa yarım kilogramı 7 buçuk lirayla 50 gramı 75 lira arasında değişiyor. Bu ballar neredeydi onca zaman? Bugün kahve, dün bal, her gün bir gündelik ürünün başına bu geliyor, içinden bambaşka karmaşıklıkta başka bir dünya çıkıyor.

Sırayla her sahicinin bir sahtesi çıkıyor, buna yeni deniyor ve satılıyor.

Sonra bu sahten tenin zararlı olduğu ortaya çıkıyor ve sahicinin de değeri artıyor ve ikisi birlikte satılıyor. Sahicinin da daha da sahici olanları da çıkıyor, mesela orga ganik olanı, mesela zaten yılda toplam 70 kilo logram çıkanı veya şeker ilavesizi. Seçenekler a arttıkça, fiyatlar çeşitlendikçe karar verme süre reci zorlaşırken, öte yandan daha çok çalışm mak ve daha çok para kazanmak da gerek kince, tamamı bir vicdan azabına dönüşebiliy yor tüketimin. İlkeler oluşturmak gerekiyor. Yen nilmemek, kapılmamak, sürüklenmemek ger rekiyor. Kolay değil tabii, bize hep yuvarlanıp g gitmeyi öğrettikleri için.

nın

/ emreozguder.gmail.com

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.