Elektrikli süpürge

Düzen ya da alışkanlıklarımız hayatımızı doğrudan etkiliyor. Bu yüzden özellikle de yaşam alanlarımızla ilgili kararlar alırken ince eleyip sık dokumalıyız.

Evim - - Nísan Içindekiler - EMRE ÖZGÜDER emreozguder.gmail.com

İlk önce sağ ayakkabımı giyiyorum, sonra sol ve ilk önce solu bağlıyorum ve sonra sağ ayakkabımın bağını. Böyle bir alışkanlığım olduğunu yakın zamana kadar açıkçası bilmiyordum, hiç dikkatimi çekmemiş. Böyle bir düzenim olduğunu bile bilmiyordum. Rastgele giyerim, derdim, geçen sene sorulsaydı bana. İnsanın hayatında birçok küçük düzen oluşuyor zaman içinde, çoğunun farkında bile değiliz belki de. Ancak şartlar farklı bir düzende hareket etmemizi gerektirdiğinde rahatsız oluyoruz. Tam olarak neden rahatsız olduğumuzu bile bilmiyoruz belki, rahatsız etti beni, deyip geçiyoruz. Hemen herkes farklı bir yastığa başını koyduğunda bunu hisseder, yatağı yadırgamak mesela bildiğimiz bir rahatsızlıktır. Düzen veya alışkanlık, adı, tanımı her neyse, yaşam kalitemizi çok doğrudan etkiler. Bu yüzden evle ilgili kararlar alırken çok düşünmek gerekir. Çoğunlukla seçimlerimizi işin bu tarafını düşünmeden yaparız. Görüntüsünü beğendiğimiz için, ifade ettiği yaşam tarzına özendiğimiz için, bazen hatta bir yakınımızın, dostumuzun aklına uyduğumuz için, işin bu tarafını düşünmeden kararlar alırız. Hiçbir zaman yanlış karar vermişim de demek istemediğimiz için, o tür rahatsızlıklara alışmaya ya da diğer alışkanlığımızı yeni duruma uydurmaya çabalarız. Dişçiye gidenler bilir, ağzınızın içindeki en ufak değişiklik, milimetreden daha az değişiklikler bile ne kadar büyük farklar olarak hissedilir, ne kadar rahatsızlık veren bir durumdur. Evde de bu tür durumlara düşmek çok mümkün. Parmak uçlarımız duyarlıdır, rengine kapıldığınız bir kumaşı gözünüz sevebilir, ama dokunması rahatsız edebilir. Aynı yatağını yadırgamak gibi, çok uygun fiyatlı ve şık bir koltuğu bütün bedeniniz yadırgayabilir, gözünüz ve gönlünüz çok rahat olmasına karşın. Hayatta hiçbir şey değişmemeli diye düşünmüyorum tabii, sadece bu tür değişikliklerle beraber insanın alışkanlıklarını da yenilemesi gerektiğine dikkat çekmek istiyorum. Genellikle bir eve yeni bir koltuk geldiğinde, sahibini çok memnun etmez. Gözünüze ya büyük gelir, ya ufak, ya çok serttir ya da yumuşak, rahatsız eder kısacası. Alışmak için zaman tanımak gerekir. Hiçbir koltuk evdeki eski koltuk kadar rahat değildir. Ama esas dikkat edilmesi gereken zamanla daha rahat hale gelmeyeceği kesin olan detaylardır. Eski koltuğunuza göre farklı yükseklikte oturma, eğer rahatsız ediyorsa, hep rahatsız edecektir, karar verirken bu tür detaylara zaman ayırmak gerekir. En çok koltuk ve mutfakta karşıma çıkıyor bu tür ayrıntılar. Kimi zaman ev alırken bile bunları iyi düşünmek gerekiyor. Mutfağın yerleşimine, kapaklardan daha dikkatli bakmak gerekiyor. Genellikle ev gibi büyük bir yatırımda, metrekare gibi aslında çok da bir yaşam kalitesi değeri olmayan önemsiz ayrıntılar ağırlık kazanıyor. Basit bir örnekle 9 metrekare bir odaya yatak sığabilir veya hiçbir şekilde sığmayabilir veya sadece kapı ağzı diyebileceğimiz bir pozisyonda sığabilir. Bir odanın metrekaresinden çok size iyi gelecek bir yerleşime izin verip vermediğine bakmak gerekir. İyi bir ev hayatı için yola çıkarken insanın kendini çok iyi tanıyor olması gerekiyor. Kendimizi tanımak için çok zamanımız olmuyor, bazı olaylar başımıza gelmeden nasıl karşılık vereceğimizi kestiremiyoruz. Bir de yeteri kadar dürüst olmuyoruz. Kendi kendimizi bile kandırmak, oyalamak, ertelemek normal geliyor bize, çünkü tüm düzen neredeyse bunun üzerinden işliyor. İnsanların kendi aralarındaki ilişkilerinin kalitesi ne düzeydeyse, eşyayla da ilişkisi de bundan daha farklı olamıyor. İlk karşılaştığınızda birini nasıl değerlendiriyorsanız, yeni alacağınız bir koltuğa da daha farklı davranmanız pek mümkün olmuyor. İnsan ilişkilerindeki tüm yanlışlarınız, eşyayla kurduğunuz ilişkilerde de tekrar ediyor. Tüm çevremiz, kendi kendimizle baş başa kalabilmemizin önünü tıkıyor, bize zaman bırakmıyor. Her konuda acele etmemiz gerekiyor, her şey gittikçe daha da hızlanıyor. Bazen her şey, hatta aslında hayatın kendisi bile oldu bittiye geliyor. En pratik çare gözlem yapmak, insan kendini de yakın çevresini de gözlemleyerek çok şey öğrenebiliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.