EYLÜL KUYTULARI

Bu, şezlongdan sıkılmış sırtınıza, sıcaktan ve sinekten yorulmuş teninize, aklınıza, benliğinize çok iyi gelecek. Eylül bu kuytuları yaratmak için ideal bir zaman.

Evim - - Elektrİklİ Süpürge -

Çok sevinirdim, çocukken, Eylül geldiğinde. Hala da sevinirim. Çocukken, ne kısa pantolon severdim, ne de sandalet giymeyi. Ağustos ayının sonunda, büyük halam, benim için ördüğü bir kazak gönderirdi, yaş günü hediyesi olarak. Ben de oturup beklerdim günlerce, havaların soğumasını beklerdim, kazağımı giyebilmek için. O zaman küresel ısınma, diye bir şeyden haberimiz yoktu, pek hissedilmiyordu da zaten. Okulların açılmasına sevinirdim o zaman. Okul, zor değildi, üstelik arkadaşlarım vardı, iyi vakit geçirirdik okulda. Eylül, benim için mutlu ve enerji dolu bir başlangıç ayıdır. Yazın o tarifsiz sıkıcılığı, sıcağın garip tembelliği geri de kalır Eylül’le birlikte. Okulların açılmasına doğru, annemin yönetiminde, odamı yeni ders yılı için düzenlemeye başlardım. Annem, kazaklarımı katlar, yerleştirir, bir yandan da, bak bu sene bunu da giyebilirsin artık, der, birkaç parça eşin, dostun oğluna artık küçük geldiği için bana verilmiş kazak, ceket, yağmurluk gösterirdi. Eğer yurt dışından bir tanıdığın getirdiği naylon bir yağmurluk ve naylon çizme varsa, onları giyip kurdeşen dökmek adetten sayılırdı. Deniz yatağı, paletler, küvette durulanır ve kaldırılırdı. Kitaplarımı raflara dizerdim, beğenmez, başka bir sırayla tekrar dizerdim. Yeni alınmış birkaç parça kırtasiye malzemesi varsa, onları kullanmak için can atardım, ama okullar açılana kadar kullanmaya iznim olmazdı. Sonuçta Eylül ayı bir sezon açılışı ayıdır ve sadece öğrenciler için değil, birçok insan için de bu böyledir. Tatile gittim, gideceğim, gitmek üzereyim dağınıklığının sona erdiği, herkesin o ya da bu şekilde kendine çeki düzen verdiği bir aydır. Evin içine taşınılır yine, balkona daha az çıkılır. Bazı evlerde halılar kalkardı mesela yazın, onlar geri konur. Yemek düzeni hızla eski haline döner, karpuz ve beyaz peynirle geçiştirilen öğünler gittikçe azalır. Ve sonra, bir gün yağmurlar başlar. Korkunç olan, ben çocukken yavaş yavaş dondurma da kalkardı piyasadan. Hava gittikçe Brahms viyolonsel süitleri için daha da uygun bir hale gelir, yaz aşkları yerini aşk acısı ve şiirlerine bırakır ve yapraklar artık dökülmeye başlardı. Okullar açılır, öğlen uykuları öksüz kalırdı. Doğa için ilkbahar neyse, insan için de son- bahar oydu. Aslında yaz mevsiminin kendine has bir dağınıklığı vardır, belirsizlik vardır, umursamazlık vardır yazın. Belirsizlikler, gariptir, insanı mutsuz eder. İnsan, yaşadığı sosyal yapı nedeniyle belirsizliklerden hoşlanmaz. Yirmi sene sonra ne olacağını bilmek ister, nerede oturacağını, ayda eline ne kadar para geçeceğini bilmek ister. İnsan, yine gariptir ki, düzen sever ve düzeninin bozulmasını istemez. Her zaman monotonluktan şikâyet eder, ama macera sevmez insanlar. Alışkanlıkların konforu ve bu konforun da hoş bir uykuya dalmadan öncekine benzeyen uyuşukluğu vardır, kimse bundan vazgeçmek istemez aslında. Eylül geldi mi, karısı ve çocukları yazlığa giden babalar tekrar rahata kavuşurlar. Hafta sonu yolculukları biter, evde tekrar düzen hâkim olur. Babalar, artık koltuklarında gazete arkasında uyuklamaya başlayabilirler. Sivrisinekler ve leylekler gider, kentli, kentle baş başa kalır. Artık yağmur damlalarının süzüldüğü, farların damlalarda parladığı, trafik beklemeleri başlar. Her şey eskisi gibidir. Yaz, küçülür, küçülür ve çocukların sahilden getirdiği deniz kabuklarının içine sığar ve orada beklemeye başlar. Kumsallardaki ayak izlerini yağmur delik deşik eder, dalgalar gelir, dümdüz eder, sonra yağmur yine delik deşik eder, kum soğur. Eylül’de en güzel yapılacak iş, bir sürü kitap almaktır. Bütün kışlık kitabı almak en güzelidir. Evde iyi bir okuma köşesi oluşturmak, kitapları rafa dizmek ve okumaya başlamak en güzelidir. Kuytu, aslında çok hoş bir mekân tanımıdır, ben çok severim mesela. Az var şimdilerde, kimse pek meraklı değil anladığım kadarıyla. Hâlbuki kitap okumak için, sonbahar ve kış çok iyidir. Tavsiye ederim, evde bu tür birkaç küçük köşe yaratmaya çalışın. Bir bitki sehpası, üstünde iyi bir saksı ve bitki, iyi bir ışık, rahat bir oturma, çevresinde raflar ve kitaplar. Eylül bu mekânları yaratmak, kalan kış ayları da bu köşelerin tadını çıkartmak için idealdir. Bunu bir düşünün, yastıklar ve battaniye de gelince, uzun geceler bitmesin ister insan. Bu, şezlongdan sıkılmış sırtınıza, sıcaktan ve sinekten yorulmuş teninize, aklınıza, benliğinize çok iyi gelecek. Kolay bir iş değildir, ama herkes kendi kuytusunu yaratabilir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.