SONBAHAR TADI

Başlanacak en doğru yer, tabii, her zamanki gibi evdir. Bir evi güzel yapan sadece o evde yaşayanlardır.

Evim - - Elektrİklİ Süpürge -

Size de oluyordur herhalde, ben son zamanlarda çok şikâyetçiyim, güzellikler azaldı gibi geliyor bana. Var olanları görecek ortam bulamamak da böyle hissetmemin bir nedeni olabilir, ama korkarım sadece neden bu değil, gün geçtikçe seyrekleşiyorlar da. En basit açıdan bakacak olursak, en azından doğal güzelliklerin zamanla azaldığını fark etmek bir tarafa, zaten sayısal olarak da eridiklerini izleyebiliyoruz. Bazen gündem o kadar sertleşiyor, yaşam o kadar zorlaşıyor ki, bir de etrafımızda direnen güzellikleri de göremez hale geliyoruz, sonbaharın tadına varamıyoruz. Gerçekten hiç umulmadık bir yerde, bir sokağa döndüğünüzde, birden karşınıza çıkan yaprakları ateş gibi kızarmış bir ağacın tadını çıkaramıyorsunuz, onu göremiyorsunuz bile. Çünkü özellikle şehir yaşamı, her şeyi tek renk yapacak kadar zorlu ve sıkıntılı. İstanbullular için tek kırmızı var, o da her dakika bakmak zorunda oldukları trafik haritasındaki yolların durumunu gösteren kırmızı. İnsanların yüzlerinden tebessüm gittikçe eksiliyor, yüzlerde hep yorgunluk, hep bitkinlik var. Ekonomi, siyaset, o kadar etkili ki, ortam gerildikçe, şiir de, roman da, film de, müzik de eriyip, yok olup gidiyor. Ne kimse şarkı söylüyor, ne de kimse şarkı dinliyor. Değerler gittikçe sadece maddeden ibaret olmaya başlıyor, ruhumuza, gönlümüze dokunan hiçbir tat kalmıyor. Çabuk üşütüp, çabuk hastalanan, hep yorgun ve soluk bir kalabalık kalıyor şehirde. Kalabalık o kadar ki, şarkı söyleyen olsa dinlemeye gidemiyorsunuz, sahne olsa, bu sefer siz oraya varamıyorsunuz. Ormanlar hep azalıyor, yol kenarlarına yapılan bitki aranjmanlarına sevinmemiz gerekecek kadar azalıyorlar hem de. Ağaç kalmadıkça, sonbahar da kalmıyor. Sonbahar yoksa şiir de yok. Hiçbir zarafet, hiçbir incelik kalmıyor özellikle de şehirde. Bakıyorum, konuşulan, tartışılan, hep para. Hâlbuki sandığımızın tam aksine, paranın tek geçmediği yer güzellik. Şiir sevmemek, şiiri gereksiz ve fazla zarif, ince bulmak, kabul görebiliyor. Bu tür güzellikler çaba gerektirir çünkü. Belki yenik düşmemek gerekir gündeme. Belki, eskisinden de daha çok okumak gerekir, daha çok müzik dinle- mek gerekir. Belki teslim olmamak gerekir. Belki birbirimize hatırlatmamız gerekir, birbirimize güler yüzle selam vermemiz, birbirimize her fırsatta yol vermemiz, yardım etmemiz gerekir. Belki bu sayede koruyabiliriz kendimizi. Kapılmamak gerekir dalgalara. Neler moda oldu, hepsi geldikleri gibi gittiler. Bir gün tekrar bunlara ihtiyaç duyulduğunda, bazılarımızın yol gösterecek kadar şiir biliyor olması gerekir belki. Belki en doğrusu bildiğimiz doğru yoldan ayrılmamaktır. Başlanacak en doğru yer, tabii, her zamanki gibi evdir. Bir evi güzel yapan sadece o evde yaşayanlardır. Kötü televizyon programlarını seyretmeyebilirsiniz, evde istemediğiniz her şeye engel olabilir ve evinizi bunlardan arındırabilirsiniz. Biraz sorgulayıcı bir gözle bakmak gerekiyor evdeki her şeye. Yorulmamak gerekiyor, savunmak gerekiyor bu kaleyi. Bezmemek, teslim olmamak lazım, biraz güç lazım, kabul ediyorum. Ev, çok önemli gerçekten, iyi korumamız gerekiyor orayı. Güzellik sadece hoş renk uyumlarıyla, değerli halılar ve şık mobilyalarla olmuyor maalesef, daha fazlası gerekiyor her zaman. Çaba gerekiyor, düşünce gerekiyor, emek ve sevgi gerekiyor. Evde şiir konuşmak gerekiyor, müzik dinlemek gerekiyor, her ne kadar içinde bulunduğumuz teknoloji çağı, tüketim çağı ve düşmanlık çağı tüm bunlara engel olmaya çalışsa bile. Teknoloji bize sadece şikâyetlerimizi paylaşabileceğimiz bazı platformlar sunuyor. Bu bizi en çok uyuşturan yapıdır herhalde. Tepkimizi dışa vurduğumuz düşüncesi rahatlatıcı ve miskinleştirici bir etkiye sahip. Ben elimden geleni yapıyorum, diye düşündüğümüz zaman aslında bu yaptıklarımızın hiçbir etkisi olmadığını gözden kaçırıyoruz. Bunu biraz da kabulleniyoruz, çünkü tüm şartlar bizi yoruyor ve kalan enerjimizi sadece ekmek paramızı kazanmaya harcayabiliyoruz. Bu girdabın içinden çıkmak gerçekten çok zordur. Ama benim anladığım kadarıyla her zamankinden daha fazla bir çaba gerekiyor. Üstelik bence bunu yaparsak yüzümüze biraz daha renk gelecek sanki. Hem sonbaharın tadına varacağız, hem de daha mutlu bakacağız ileriye...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.