EĞİTİMDE EŞİTSİZLİĞİN BOYUTLARI

Evrensel Gazetesi - - Haber - Nilgün TUNÇCAN ONGAN nilgunongan@yahoo.com

Okullar açıldı. Son sözü en başta söyleyecek olursak; kapitalist eşitsizlik, eğitim alanında tüm boyutlarıyla tezahür ediyor. Eğitimin sermaye açısından kârlı bir sektör haline dönüştürülmesi bugüne özgü bir proje değil. Ancak özellikle 4+4+4 sistemi sonrasında özel okulların payındaki belirgin artış, parasız eğitim olanaklarının her geçen gün daha da daraldığı ve eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıktığı anlamına geliyor.

Kamusal eğitim yatırımlarındaki azalma ve kamusal eğitimin niteliğindeki aşınma, özel okul ve bu okullara yönelen öğrenci sayılarındaki hızlı artışta oldukça belirleyici. Bu ise eğitimde ticarileşmenin, diğer özelleştirme faaliyetlerindeki işleyiş prensipleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Yapılmayan kamu yatırımları ve niteliği aşındırılan kamusal eğitim, özel okullar için talep ve gelir yaratmanın başlıca mekanizması halini almış durumda.

Ancak eşitsizliğin sınıfsal boyutu, eğitimin paralı hale gelmesiyle ya da özel sermayeye verilen teşviklerle sınırlı değil. Kamusal eğitim bilimsellikten uzaklaştığı nispette bilimsel eğitim olanaklarından yararlanma imkanı da sadece özel okula devam edebilen çocuklara sunulmuş bir ayrıcalık haline geliyor.

Öte yandan ders kitap ve programlarında egemen inanç, cinsiyetçilik gibi eşitsizlik türlerine de ziyadesiyle rastlamak mümkün.

Örneğin din dersleri farklı inanç sistemleri açısından kültür dersi niteliğinde. Programların içeriği o inanç sistemlerinin doğuşu, tarihi, esasları ve ritüellerinin öğretilmesiyle sınırlı tutulmuş. Olması gereken de bu zaten. Ancak konu İslam dersi olunca programın kapsamı da, amaçları da değişiyor. İslam dininin toplum hayatını ilgilendiren esaslarının bir bütün olarak öğrenilmesine ve buna uygun bir hayat sürme gereğine vurgu yapılıyor. Yani egemen inanç sistemi sözkonusu olduğunda, din dersi bir kültür dersi olma işlevini kaybedip düzenleme mekanizmasına dönüşüyor.

Öte yandan yapılan çalışmalar, ders kitaplarının neredeyse tümünde cinsiyetçi öğeler bulunduğunu ve kullanılan görsellerde cinsiyetçi ayırımların yoğunlaştığını gösteriyor. MEB tarafından koordine edilen Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesi kapsamında hazırlanan raporda(2016);

“Mesleklerin cinsiyete göre dağılımında, adlandırmada, kadın ve erkeğin özel ve kamusal alanda temsilinde, kız/erkek çocuklar ile kadın ve erkeklere atfedilen eylemlerin sayısında ve dağılımında denge gözetilmediği açıktır” ifadeleri yer alıyor.

Karma eğitimi zorunlu olmaktan çıkaran yönetmelik değişikliğinin muhtemel sonuçlarını tüm bu koşulları gözönünde tutarak değerlendirmek gerekiyor.

Halihazırdaki eşitsizliğin, kız ve erkek çocukları ayrıştırmak yoluyla ortadan kalkmayacağı çok açık. Kaldı ki, böylesi bir yaklaşım mevcut eşitsizlikle mücadele etmek yerine bunun “ön kabul” sayılması anlamına geliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.