Çocuklar bakıma muhtaç ve risk altında!

Evrensel Gazetesi - - Kadın - Hilal TOK İstanbul

ç kız kardeş. Yaşları 13, 12 ve 6... Anneleri evi terk etmiş. Bir tekstil atölyesinde çalışan babanın aldığı ücret, borçlara ve kiraya gidiyor. Peki, eve ne alınıyor? Hiçbir şey! Bu hiçbir şeyin tam orta yerinde üç kız çocuğu var. Yoksulluğun içinde var olmaya çalışan çocukların hayatta kalma stratejileri ise komşudan yardım istemek... Komşuların da durumu hal değil ama eldekini “aç kalmasın yavrucaklar” diyerek çocuklara paylaştırıyorlar. Bu manzara Esenyalı mahallesine yabancı değil, memleket gerçeğine de! Münferit asla değil! Bu çocuklar eğitimden, şefkatten, sağlıklı beslenmeden yoksun. Sefalete, açlığa ve ihmale mahkûm. Durumları istismara oldukça açık. 13 YAŞINDA, İKİ KARDEŞİN SORUMLULUĞU BOYNUNDA

13 yaşındaki çocuk, bu yıl yedinci sınıfta olması gerekirken okula gidemiyor. Çünkü kardeşlerine bakıyor. Kardeşleri için küçücük yaşta kendisinden vazgeçen bu ‘abla’nın da bakıma ihtiyacı var, onun da okula gitmesi gerek. Okul başladığından bu yana gelip de “Neden okula gelmiyorsun?” diye soran eden yok. Bir gün sınıf arkadaşları “Öğretmen seni sordu” demişler, arkadaşlarının neden okula gelmiyorsun sorusuna “Kardeşime bakıyorum” yanıtı verince tamam demiş arkadaşları... “Sadece bu kadar” diyor. O da farkında aslında olması gerekenin “sadece bu kadar” olmaması gerektiğinin.

Diğer kardeşlerinin okul takibi yok, bazen gidiyorlar bazen gitmiyorlar. Küçüğünü okula komşular yazdırmış, onlar olmasa bu yıl gidemeyecekti okula.

Büyüyünce ne olmak istediğini bilmiyor, bir hayali yok 13 yaşındaki kız çocuğunun. Bizi çocuklarla tanıştıran Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinden Adile Doğan, “Sen okuyacaksın biliyorsun değil mi, bu işler yoluna girecek ve sen okuyacaksın, o yüzden hayal kurabilirsin, düşünmelisin yani” diyor. Çocuk umutsuz bir sesle “evet” diyor.

Sonrasında aramızda şöyle bir diyalog geçiyor:

AYŞE Y., 8 çocuğa bakıyor. Çocukların üçü yeğeni... Yeğenlerinin anne babası boşandığında, babanın ailesi çocukları anneye vermemiş, çocukların babası şizofreni hastası, çalışmıyor. Çocukları nüfusuna geçiren Ayşe kendi çocukları gibi bakıyor onlara da. Ayşe yakın bir zamana kadar çocuklar için yardım alıyormuş devletten ama kendi oğlu asgari ücretli sigortalı işe girince yardım kesilmiş. Yani devlet demiş ki “Senin artık ailenden biri sigortalı. Sen o asgari ücretle 8 çocuğa bak.” Ne mümkün! Asgari ücret 4 kişilik bir aileyi bile geçindiremezken 8 çocuklu bir aileye ne yapsın? Ayşe de “Sesim duyulur, şu çocukların yoksulluğu hafifler” umuduyla konuşuyor.

YOKSUL ÇOCUKLAR GÖRÜNSÜN

Çocuklarla sadece kendisinin ilgilendiğini, yetişemediğini, eldekini yettirmediğini anlatıyor. Çocuklar 10, 8, 6 yaşlarında... 10 yaşındaki kız çocuğu okul kıyafetleri alamadığı için okula gidememe riskiyle karşılaşmış sene başında, ama daha sonrasında okul ihtiyaçları mahalleden yardımlarla karşılanmış. Acil ihtiyaçları karşılamaya mahalleli, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, komşular hızır gibi yetişiyor ama buradaki temel sorun yardımsızlık değil bu sebeple çözüm yardım da değil.

Ayşe, çocuklar okula gittiğinde beslenme çantalarına meyve de koymak istiyor. Ama pazardan meyveyi gramla alabiliyor. Söylediği son söz bir çağrı oluyor aynı zamanda: “Yoksul çocuklar artık görünsün!”

yemek yediniz mi, bizde yok’ diyor... Elimizden tutup kendi dolaplarını gösteriyorlar. Bu çocuklar her şeyden mahrum. Henüz küçük oldukları için getirdiğimiz şeylerden yemek yapıp yiyemiyorlar. Biz elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz ama yetmiyor. Ev pislik içinde oluyor, apartmanı koku sarmıştı temizliklerini yapamadıkları için... Lavaboda böcek olduğu için küçük çocuk tuvaletini salona yapıyor. Çocuklar kendi aralarında kavga ediyorlar. Öfkeliler. Küçük olan çocuk bir keresinde hasta olduğunda ateşler içinde yanıyordu. Bizim başka bir komşumuz kendi çocuğunun ilaçlarından verdi. Öyle ateşini düşürebildik. Hasta olunca da kendilerine bakamıyorlar haliyle. Çocukların halinden vicdanımız yaralanıyor...”

Çocuklar bu ihmal ve yoksulluk içinde istismar riski altındalar aynı zamanda, çünkü onları gözetecek kimse yok ve bir yandan da onların bu durumu herkes tarafından biliniyor. Öte yandan çocuklar her yoksul çocuk gibi ‘çocuk işçilik’ riskiyle de karşı karşıya. Babanın komşulara “Artık çocuklarım büyüdü, veririm tekstile çalışırlar bana da yardım ederler” dediğini öğreniyoruz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.