‘ŞİİRDEN TAŞANLARI YAZDIM’

Evrensel Gazetesi - - Kültür -

Daha çok şair kimliğinizle tanınıyorsunuz. Bir şair için öykü yazmak nasıl bir duygu...

Evet. Şiir benim her zaman önceliğim oldu, olacak. Doğrusu öykü kitaplarımı hazırlarken “Şair, öykücü” ifadeleri ürkütmedi değil. Çünkü ben kendimi hâlâ öykü yazarı olarak benimsemiyorum. Şair olmak nasıl ki emek ve zaman istiyorsa, öykü yazarı olmak da aynı şey. İlk öykü kitabım 2017 Türkân Saylan Ödülü’ne değer görülmüştü. Elbette mutlu oldum. “Herkesin Karanlığı” da şimdiden olumlu eleştiriler alıyor. Ama benim asıl uğraş alanım şiir ve kendimi en rahat şiirle ifade ettiğime inanıyorum.

Niye öykü? Yıllar önce beni çok etkileyen bir hikâyeyi şiirleştirmeye çalıştım. Olmadı, olmuyor. Çünkü şiirin yapısı, alanı, dili öyküden farklı. Şiir olamadı ve öykü olmak istedi. Her yazı türü, yazarına ne olacağını söyler. Birisi beni şiir, öteki roman, beriki deneme, öykü olarak yaz der. Biçimlerini, dilini kendileri belirler. Yıllarca edebiyatın okur ve yazarı olunca ‘yazının bildirisini’ almak zor olmuyor. Ben de “beni öykü olarak yaz” diyenleri öykü olarak yazdım, yani şiirden taşanları…

Şiirle öykü arasındaki sınırı nasıl çiziyorsunuz?

‘Şiirde öykü, öyküde şiir’ her zaman tartışılan bir konu olmuştur. Şairlerin düz yazılarında şiirimsilerin olması kaçınılmaz, ama dozunu iyi ayarlamak gerektiğine inanıyorum. Şiir bir kelebek gibi tüm zamanlara, yaşamlara, duygu ve algılara aynı şiirde dokunarak geçerken; öykü ipuçları vermek, yer ve zaman göstermek en azından yaşamın bir yerini işaretlemek durumunda bana göre. Şiire oranla yeri, dili ve diyeceği daha çok. Dil dokusu daha seyrek. Şiir bir damla su gibi yaşamın yoğunlaştırılmış hali. Hem saydam, hem kısa hem yansıtıcı…yıllarca şiirin ne olduğunu araştırmasam, ne olmadığını görmesem öyküye hiç başlamazdım. Şiirde sesimi bulduktan sonra öykü yazmam daha rahat oldu.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.