Meme kanserinden korkmayın, korunun

Tüm dünyada her yıl ekim ayında toplumda meme kanseri konusunda farkındalığı artırmak için bir dizi etkinlik düzenleniyor. Korkulan ancak erken tanı alması halinde hastaların sağlığına kavuşabildiği bu hastalıkla mücadelede düzenli kontrol ve tarama yaptı

Formsante - - EDITOR - Ayşegül Uyanık Örnekal

Gerek ülkemizde gerekse dünyada kadınlarda en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan meme kanseri, tedavi edilebilir bir hastalık. Ancak bunun için toplumdaki farkındalığın artması, düzenli kontrol ve kişinin kendi kendini muayene etme alışkanlığı edinmesi önem taşıyor. Bu sayede erken tanı alan hastalar, tedavi olarak sağlığına kavuşabiliyor. Hastalık, süt bezlerinden ya da sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla oluşuyor. Her yaş grubundan kadında ortaya çıkabilen meme kanserinde, hastaların en sık memede fark edilen kitle şikayetiyle hekime başvurduğuna dikkat çeken Koç Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Selçukbiricik, “Ancak meme kitlelerinin çoğunluğu iyi huylu meme hastalıklarından kaynaklanıyor. Meme kanserinden kaynaklanan kitleler genellikle sert, tek taraflı ve ağrısız oluyor. Hastalık fark edildiğinde, kitlenin boyu yaklaşık 2 cm çapında saptanıyor. Kitlelerin yüzde 50’si üst dış, yüzde 10’u üst iç, yüzde 10’u alt iç, yüzde 10’u alt dış taraftan, kalan yüzde 20’si de merkezden kaynaklanıyor” diyor.

HER KITLE KANSER DEĞIL!

Meme kanseriyle ilişkili bulgular genellikle, memede kitle ve ağrı, ciltte değişiklik, ülserleşme, kızarıklık, meme başında değişiklik, kanama veya akıntı, pullanma ve egzama benzeri lezyonlar, lenf bezlerinin tutulumuna bağlı değişiklikler, koltuk altında kitle ve kolda ödem şeklinde kendini gösteriyor.

FARKLI TEDAVI YÖNTEMLERI KULLANILIYOR

Dört evreye ayrılan meme kanserinin her aşaması farklı tedavi yaklaşımları gerektiriyor. Doç. Dr. Selçukbiricik, tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormonoterapi uygulandığını ancak esas tedavinin eğer tümör çıkarılabilecekse cerrahi olduğunu belirterek, “Cerrahi sırasında ya meme bütün olarak alınıyor ya da meme koruyucu cerrahiyle çıkarılıyor. Bu iki durumun klinik olarak veya hasta tercihine göre kararlaştırılması gerekiyor. Çünkü hastanın ne istediği de önem kazanıyor. Ameliyat sonrasında yapılan tedaviye ise adjuvan tedavi deniliyor. Radyoterapi, meme kanserli hastada tümör cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra tek başına veya kemoterapiyle birlikte yapılıyor. Radyoterapi sadece hastalıktan etkilenen bölgeye genişçe uygulanıyor. Memenin korunarak alındığı tüm hastalarda, hastalığın bölgesel yinelemesini önlemek ve meme kanserine bağlı yaşam kayıplarını azaltmak için radyoterapi yapılması gerekiyor. Kemoterapi için hastalığın tipi, evresi, koltuk altı lenf durumu, uzak organ metastazının varlığı ya da yokluğu gibi parametreler değerlendiriliyor. Bu durumda, kar-zarar dengesi gözetilerek karar veriliyor. Tedavi sırasında kan değerlerinde düşüklük ve saç dökülmesi gibi yan etkiler ortaya çıkabilse de bunlar gerekli tedbirlerle kısmen kontrol altına alınabiliyor” diyor.

DOÇ. DR. FATIH SELÇUKBIRICIK

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.