an Doktor Pınar

Bugünün trajedisi, o günlerde çoktan çalışmaları başlayan “toplum, zihin, toplum yapısı” değişikliğinin tam anlamıyla işlediğini görmek

Güncel Hukkuk - - KON K AA AR - i k

Mavi Ring filmi insanlık suçlarına bir not düşebilmenin çabası mıdır?

1980 ağır darbe döneminden sonra istenilen apolitik bilinç beyaz yakalıları da sarıp sarmalıyor. Demokrasi mücadelesine yabancılaşmış, farkındalıkları azalan, sınıf mücadelesinden uzak insan toplulukları ve onların yetiştirdiği mücadele içindeki insanların direncine uzak, tüm yaşananlara korkuyla bakan, içselleştiremeyen nesiller…

Kentli, orta sınıf, kendi halinde yetişmiş, Eskişehir Devlet Hastanesi’nde uzman doktor olarak çalışan Pınar, bir gece yarısı aniden askerler tarafından hastaneden alınıp, araca bindirilirken şöyle der Üsteğmen Uğur’a “Yani öyle gizemli bir durum yaratıldı ki… Öyle yanıma bir iki parça eşya bile alamadan… Nereye gidiyoruz?”

İçinde kendi ironisini barındıran bu durum, kısa bir süre içinde Dr. Pınar için bir anlam kazanacaktı pek tabi. Yaratılan gizemli durumun, o ufak askeri araçtan ibaret olmadığını, herkesin bir bilinmezliğe doğru gittiğini, değil eşya kendi varlığının, yaşamasının bile bir anlam ifade etmediği yerler, anlar görecekti.

Bugüne kadar hiç ilgisini çekmemiş olan yanı başındaki hapishanede, siyasi mahkûmlar, adalet bakanlığını ve hapishane yönetimini protesto etmek için bir aydır açlık grevindedirler ve bakanlığın talebiyle o gece sevkleri gerçekleşecektir. Dr. Pınar’ın hikâyesi işte bu “Mavi Ring” adı verilen sevk aracında, tanık olduğu durumlarla başlar ve bu bütün hayatının ve ilişkilerinin değişmesine sebep olacaktır.

Dr. Pınar bu gördükleri ve yaşadıkları karşısında vicdan ve insanlık sınamasında gibi. Yaşanılan zulüm karşısında isyan ediyor. Politik bir bilinç taşımamasına rağmen hümanist duygularının doruğunda insanlık suçuna isyan ediyor.

Demokrasinin oturmadığı gelişmekte olan ülkelerdeki toplumlarda ayrışmaların sürekli devam ettiği görülüyor. Bir tarafta baskıya karşı mücadele devam ediyor, bedeller ödeniyor. Uzun ömürler emek, özgürlük, demokrasi mücadelesiyle geçiyor. Kayıplar veriliyor. Diğer yanda sisteme teslimiyeti seçmiş, zamanını “duyarsızlaşma” üstüne çalışarak geçiren topluluklar. Korku politikası ve şuan günümüzde aktif olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz biat kültürü içinde yaratılan, menfaatlerden dolayı kendi yaşadığı düzenin bozulmasını istemeyen topluluklar.

Toplumda yaşanılan bu ikililik, günümüzde Türkiye’nin bü- yük resminde şöyle karşılık bulmakta; insanlık suçları tarihe not düşülüyor, sıkça düşülecek notlar beliriyor ve aynı hızda yaşanıp aynı hızda da tüketiliyor. Sonsuz bir yabancılaşmanın içerisinde, bencil, hukuktan uzak, bir tarafta sisteme teslim komformistlerin arttığı, diğer tarafta ne teslim olabilen ne de bir karşı duruş sergileyebilen sünger topluluklar.

Bir nevi korku toplumunun yetiştirdiği biri Dr. Pınar. Farkındalıkları, gördükleri arttıkça mücadelesi başlamakta. Politik olanla değil, önce insani olanla ilgilenmekte, şahit olduğu her şeye sadece hümanizmle yaklaşmakta. Pınar bunları fark etmeye başlayıp, tavrını gösterdiğinde bir şeyleri değiştirmek için geç kalmış gözüküyordu. Ama kendindeki değişim dönüşü olmadan devam edecekti. En önemlisi görünür olana kuşku ile yaklaşmayı öğrenmişti.

Günümüzde tüm insanlık suçları karşısında suskun kalan insanlara kıyasla, geç gelen bir farkındalık bile olsa çok değerlidir diye düşünüyorum.

Bugünün trajedisi, o günlerde çoktan çalışmaları başlayan “toplum, zihin, toplum yapısı” değişikliğinin tam anlamıyla işlediğini görmek. Olan biteni gerçekten görmeyenlerden, kendisinin bile anlamını kaybettiği huzur, konfor, güvence gibi birtakım şeylere kavuştuğunu iddia edip, bunları kaybetme korkusuyla görüp de görmezden gelenlerden, bütün bu insanları ayıltmaya çalışmak, hakları savunmak, hukuku tekrar geri alabilmek için sesini yükselten, harekete geçen, değişime inancı uzak ama dirençli topluluktan oluşan büyük toplum!

Pınar duyarlı, insancıl, hümanist ve dirençliydi. Tanık oldukları karşısında değişime açık oldu. 2014 yılında, Türkiye’de tüm duymayan, görmeyen ve görmek istemeyenlerin, kendilerini ve onları temsil için, kimse, açlık grevinde yaşama ve işkenceye direnmek zorunda kalmadan, onlara şahit olan Pınar’ın yaşadıklarını yaşamadan, değişime açık olmalarını ve bir an önce gerçekleştirmelerini, tüm duyularını tekrar açmalarını ve “insanı” hissetmelerini dilerim.

Hayaline engel olamayan bir oyuncu ve vatandaş olarak; daha ilkokulda siyasi liderlerin ve diğer tüm bürokratik isimleri bilmediği için seni ayıplayan bir eğitim sistemiyle başlayan hayat yerine, hiçbirini bilmek ve öğrenmek zorunda olmayacağım kadar işleyen sistemi, özgürlüğü, demokrasiyi, sadece kendimiz için kendi isteğimizle ilgilenebileceğimiz dini, siyaseti, politikayı, sanatı ve tüm hayatı diliyorum…

Toplumda yaşanılan bu ikililik, ünümüzde Türkiye nin büyük

resminde şöyle karşılık bulmakta; insanlık suçları tarihe not düşülüyor, sıkça

düşülecek notlar beliriyor ve aynı hızda yaşanıp aynı hızda da

tüketiliyor

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.