Sanat Özgürlüğü

Sanat eserlerine veya sanatçıya yönelik sansür farklı aktörlerin müdahaleleriyle ortaya çıkmaktadır. Sansür uygulamaları cezalandırma, yasaklama, hedef gösterme, tehdit etme, korkutma, aşağılama, engelleme, fiziksel saldırı gibi yöntemlerle gerçekleştiri

Güncel Hukkuk - - ASLAR - Yrd. Doç. Dr. Ulaş Karan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilimdalı

Sanat özgürlüğüne yönelik müdahaleler oldukça uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminde olan bir konu. İnsan hakları hukukunda açıkça düzenlenmiş bir hak olmayan sanat özgürlüğü günümüzde genellikle iki hak çerçevesinde gündeme gelmektedir. Sanat özgürlüğü hem ifade özgürlüğünün bir parçasını oluşturmakta, hem de kültürel haklar başlığı altında koruma görmektedir. İfade özgürlüğü ilk kuşak haklar arasında yer alan bir hak olarak daha güçlü bir koruma görmektedir. Hem bireysel, hem de kolektif düzeyde gündeme gelen ve ikinci kuşak haklar arasında yer alan kültürel haklar ise daha az koruma görebilmektedir.

Sanat özgürlüğü ifade özgürlüğü açısından değerlendirildiğinde sanat eserlerinin “saldırgan, şok edici veya rahatsız edici” olsa da ifade özgürlüğünün korumasından yararlanabildiği görülmektedir. Demokrasi sanatçıların birer öncü olarak ortodoksiye karşı çıkmak ve yeni ve eleştirel bir düşünce ortaya koymak için sanatsal görüşlerini özgürce açığa vurma yönünde cesaretlendirilmesini gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre ifade

1 özgürlüğü “... kültürel, siyasi ve sosyal bilgi ve fikirlerin değiş tokuşuna katılma fırsatı yaratan sanatsal ifade özgürlüğünü de içermektedir. Sanat eserleri yaratan, sergileyen veya dağıtan kişiler demokratik bir toplum için büyük önem taşıyan fikir ve görüşlerin yayılmasına katkıda bulunmaktadır.”

2 Sanatsal ifade özgürlüğünün öznesi herkestir ve gerçek veya tüzel kişi, ya da dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim vs. veya meslek ayrımı yapılmaksızın kategorik olarak bir sınırlama bulunmamaktadır. Sanatsal ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler yalnızca eseri yaratan kişiyi değil, eserin yaratılmasında katkısı olan diğer kişileri, başka bir deyişle çoğaltılması ve yaygınlaştırılmasında rol oynayan diğer kişileri de etkilemektedir. Hatta sanat eserine erişimin engellendiği ve bu nedenle kültürel yaşama katılım hakkına müdahale edildiği için sanat eserinin izleyicileri de etkilenebilmektedir. Bu nedenle hakkın öznesinin kapsamı geniş düşünülmelidir.

Sanatsal ifade özgürlüğünde kullanılan ifadenin içeriği bakımından da bir sınır bulunmamaktadır ve siyasi veya ticari her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır. Sanatsal çalışmalar birden çok anlama gönderme yapmaları nedeniyle kurgusal olmayan açıklamalardan farklılaşmaktadır. Bir sanat eserinin ortaya koyduğu mesajın tespiti kolay değildir ve kişiden kişiye değişebilmektedir. Bu durum sanatsal çalışmalarda ortaya çıkan yaratıcılığın bir sonucudur ve aksinin kabulü yaratıcılığa bir müdahale anlamına gelecektir. Bu nedenle sanatsal ifadenin “estetik değeri”, eserin ifade özgürlüğünden yararlanıp yararlanmaması bakımından tek başına bir önem taşımamaktadır.

AİHM kararlarına bakıldığında bir sanat eserinde şiddete çağrı olarak nitelendirilebilecek bazı ifadeler mevcut olduğunda dahi ifade özgürlüğüne ağırlık verildiği görülmektedir. Örneğin bir şiir kitabı hakkında, saldırgan bir üslup ve şiddete çağrı olarak algılanabilecek ifadeler içermesine karşın halk üzerinde olumsuz etkisinin sınırlı olacağı değerlendirilerek ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği yönünde karar verilmiştir. Bu durum saldırgan bir üslup içe

3 ren ve bizatihi şiddete başvurmaya çağıran roman, şiir vs. ile ilgili olarak yine de bu eserlerin sanatsal niteliğine öncelik verilebileceği anlamına gelmektedir.

4 Bu yaklaşım özellikle siyasi ifade ve sanatsal ifade kategorilerinin iç içe geçtiği durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Yukarıda belirtilen başvuruda yer alan şiir, devlete yönelik sert eleştiriler içerdiği için aynı zamanda bir siyasi ifade niteliğindedir. Bu tür bir durumda söz konusu ifade siyasi ifade olarak nitelendirildiği durumda sağlanan korumanın kapsamı daha geniş olabilmektedir. Dolayısıyla siyasi içerikli sanatsal ifadelerin de başka içeriğe sahip diğer sanatsal ifadelerden daha fazla koruma gördüğü söylenebilir.

Sanat eserlerine veya sanatçıya yönelik sansür farklı aktörlerin müdahaleleriyle ortaya çıkmaktadır. Sansür uygulamaları cezalandırma, yasaklama, hedef gösterme, tehdit etme, korkutma, aşağılama, engelleme, fiziksel saldırı gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilmektedir. Sansürü uygulayanlar ise devlet ve siyasi partiler, devletin çıkarını gözeten bireyler, mahalle örgütlenmeleri, kültür-sanat kurumla-

AİHM kararlarına bakıldığında bir sanat eserinde şiddete çağrı olarak nitelendirilebilecek bazı ifadeler mevcut olduğunda dahi ifade özgürlüğüne ağırlık verildiği görülmektedir

öznesi Sanatsal ifade özgürlüğünün

tüzel kişi, herkestir ve gerçek veya

cinsel ya da dil, din, ırk, cinsiyet,

ayrımı yönelim vs. veya meslek yapılmaksızın kategorik olarak bir

Sanatsal sınırlama bulunmamaktadır.

müdahaleler ifade özgürlüğüne yönelik

kişiyi değil, yalnızca eseri yaratan

katkısı olan diğer eserin yaratılmasında

çoğaltılması ve kişileri, başka bir deyişle yaygınlaştırılmasında rol oynayan

diğer kişileri de etkilemektedir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.