BAkkAl DükkAnı AçAr GIBI MADEn AçmAklA KImsE DoymAyACAk

Yasal mevzuat değisiklikleriyle, milli parklardan tarım arazilerine her yerde izin verilen ve teşvik edilen madencilik faaliyetleri, geri dönülemez zararlara yol açtı ve açıyor...

Güncel Hukkuk - - SOMA IÇIN ADALET - MEHvEş EvIn / GAzEtECI aM M M

S301 İnsAnın ÖlmEsI mI GErEktI?

oma madenine kıvrıla kıvrıla giden Eynez yolunda, karşınıza önce yarısı kesilmiş bir dağ çıkar. Sakat bırakılmış bir hayvan gibi, kesilen yüzü pembemsi bir renkte. Kimbilir hangi yollar, hangi inşaatlarda kullanılan taşlar buradan çıktı?

Anadolu’nun doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, her yer artık bu kesik dağlarla dolu. Yeter ki anayoldan biraz sapın... Taş ocakları ve HES projeleri, doğayı katlederken genelde başka felaketlerin de habercisi oluyor: Kömürden altına, bakırdan kroma, türlü çeşit maden ve mermer ocaklarının... Yasal mevzuat değisiklikleriyle, milli parklardan tarım arazilerine her yerde izin verilen ve teşvik edilen madencilik faaliyetleri, geri dönülemez zararlara yol açtı ve açıyor...

Türkiye’de 2002 ile 2013 yılları arasında 389 bin 741 maden ve mermer ocağı için arama ve işletme ruhsatı verildi. (Zaman). Düşünün, varolan madenlere 389 bin 741 adet daha katıldı veya katılacak.

Acaba 400 binin içinden hangisi, işçinin güvenliğini sağlama garantisini veriyor dersiniz? Kömürün hem insan sağlığı, hem ekosisteme verdiği korkunç zararları hangi biri telafi edecek? Üstelik, “kaza”lara karşı en basit önlemlerin dahi alınmadığını tartışmaya yer kalmayacak şekilde biliyoruz.

Ne yazık ki Soma madeni cinayetine kadar, kömür madenlerinde ne olduğu pek de ilgimizi çekmiyordu. Kömür deyince, ya oy karşılığı dağıtılan kömür torbaları ya da vahşi kapitalizmin kılıfı olan “gelişelim, büyüyelim, istihdam yaratalım” teranesinden ötesi konuşulmuyordu.

İşletmelerin nasıl özensiz, hak ve hukuka aykırı, insanı insanlığından utandıran sömürü koşullarına sahip olduğunu… Özelleştirme furyasıyla nasıl kamu mallarının özel şirketlerin insafına bırakıldığını... Denetlemenin bir komediden ibaret olduğunu... Ve hükümetin, Soma A.Ş. gibi madenlerle doğrudan ilişkisini sorgulamamız için 301 insanın ölmesi gerekti.

Somalı madenciler, boşuna “Bizde hep ölüm olur, ama beş, ama 15… Onlar haber olmaz” demiyor. Böyle bir faciayı yaşamasaydık, ana akım gazete ve televizyonların ekonomi bölümleri, işçi hakları, iş güvenliği ve iş cinayetlerini hatırlamayacaktı. Taşeron sisteminin ne olduğu, sendikaların ne hale getirildiği sorgulanmayacaktı.

Türkiye’de bakkal dükkanı açar gibi maden ruhsatı dağıtılmasının, maden ölümlerinde dünya sıralamasının en üst sıralarında yer almamıza neden olduğunu keşfettik.... TEPAV’ın 2010 yılında yayımladığı rapor hatırlandı ve taş kömürü için milyon ton üretim başına ölüm oranlarında rekora koştuğumuz, Soma ile birlikte gündeme geldi. Kötü tarım politikalarıyla en verimli toprakların nasıl değersiz, insanların nasıl çaresiz ve madene mecbur bırakıldığını gördük.

Soma, bize amansız bir acı yaşattı... Bizzat Başbakan’ın verdiği örnekle, 1800’lerde vahşi sanayileşme dönemini yaşayan Batı’yı örnek alan, yanlış bir gelişme öykünmesinin nelere mal olabileceğini gösterdi.

SomA’DA NE YApılABIlIr?

Daha facianın ikinci gününde konuştuğum madenciler ve halk, bu felaketin bile hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine inanıyordu. Bu ümitsizlik, bu kabulleniş, çok can acıtıcı. Evet, çözüm hiç kolay değil ve sabır gerektirecek. İlk etapta atılabilecek adımlar şöyle:

1- Soma mağdurlarının ve madenlerde çalışanların, herşeyden evvel en basit haklarından haberdar edilmesi gerekiyor.

2- 16 Haziran 2012 itibariyle madencilikte yeni ocak izinleri Başbakanlığın iznine bağlandı. Bu süreci takip etmek, karanlıkta kalan ilişkileri çözmek, diğer madenlerdeki koşulları takip etmek, hepimizin görevi.

3- Başta kömür madenciliği olmak üzere, tüm madenler bağımsız komisyonlarca denetlenmeli, raporlanmalı ve şeffaflık talebi ısrarla yenilenmeli.

4- Madencilerin arasında dayanışma kuvvetli. Ancak aileler birbirine çok uzak yaşıyor, kopuklar. Ailelerin dayanışması, acı ve sıkıntılarını paylaşacakları ortamlar çok önemli.

5- Aslında bir tarım cenneti olan bu toprakların, daha fazla ve daha kolay para kazanmak uğruna tümüyle madenciliğe zorlanması, insanları seçeneksiz bırakıyor. Alternatif iş alanları yaratmak, meslek eğitimlerine ağırlık veren kurumları desteklemek imkansız değil.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.