Bir Gazetecinin Soma İzlenimleri

Avrupa ülkelerinde kömür madenleri ağırlıklı olarak devletin işletmesinde kalırken, bizde sekiz yılda, hızla özelleştirildi. Çok geçmeden, insan unsurunu öteleyen, minimum maliyet, maksimum kar hedefli özelleştirmeler acı meyvesini vermeye başladı

Güncel Hukkuk - - SOMA ITIN ADALET - Ali Dağlar / Gazeteci a

G“Yüzkarasıdeğil,kömürkarası”

OrhanVeli

azeteciliğe başladığım yıllara denk gelen 1991, Zonguldak’tan Ankara’ya 100 bin kişilik büyük madenci yürüyüşü, yüzleri kömür karası bu çağdaş kölelere anlatılmaz bir kutsiyet yükleyip, sempatiyi artırırken, devleti ürkütmüş, sonraki yıllarda ocakları peyderpey kapatmasının yolunu açmıştı. 1990’lar ve 2000’ler, grizu patlamaları, bayrağa sarılı tabutlarıyla madenci cenazelerinin geçit yaptığı yıllar oldu yine. Avrupa ülkelerinde kömür madenleri ağırlıklı olarak devletin işletmesinde kalırken, bizde sekiz yılda, hızla özelleştirildi. Çok geçmeden, insan unsurunu öteleyen, minimum maliyet, maksimum kar hedefli özelleştirmeler acı meyvesini vermeye başladı.

erdeSi Madenciye TeSme MarSetteSine mr Sla Büyüyen l Se

O meşum günün akşamı, geliyorum diyen bir faciada, göçük altında kalmış bedenlere devletin sayısal yaklaşımı ikinci şoku yaşattı. Tarihimizin en büyük maden faciasıyla karşı karşıya olduğumuz ertesi gün netleşti. Görevlendirme üzerine soluğu geç vakit, facianın meydana geldiği ocakta aldım. Ambulansların ve acil yardım çadırlarının dizildiği, zehirli gazın sızmaya devam ettiği o kör tünelin ağzı, endişeli ifadelerle iyi bir haber bekleyen yüzlerce kadın, genç, çocuk tarafından kuşatılmıştı. Ümitler tükenip de yangın sönsün diye kül basılan ocağın ağzı briketle örülünce, büyüyen öfke şehir merkezine taştı. Başbakan’ın taziye ve yaraları sarma beklentisiyle geldiği Soma’da yaşananlar daha da gerdi gündemi. Başbakanlık özel kalem müdür yardımcısının korumalar tarafından darp edilip yere serilen bir madenciye savurduğu tekme, aynı gün Başbakan’ın 200 yıllık dünya madencilik tarihinden maden facialarını örnek verip, bugün yaşananı normalize eden konuşmasının yarattığı öfkeye bir başka işçiye tokatla verdiği karşılık, dünyada tüm hafta bir numaralı gündem yaptı ülkeyi. Sonraki günlerde ülkenin her yerinden destek için gelen insanların, yerli halkla birlikte gösterdiği tepkileri kontrol altına almak isteyen hükümet, şehir merkezini polis kuşatmasına aldı.

Tarımın Bitmesiyle Madenlerde Asgari Ücrete Ma S miyet

Faciada hayatını kaybeden, resmi rakamla 301 işçinin çoğunluğu Savaştepe, Kınık, Soma kırsalı ve varoşlarındandı. Konuştuğumuz işçiler, emekliler ve aileleri 2006’da sona eren devlet işletmesi dönemine övgü diziyor, özelleşme dönemini ücretli kölelik olarak anlatıyordu. İkinci gün cenazeleri ve geride bıraktıklarının hikayelerini takibe aldım. Tablo feciydi; derin bir yoksulluk ve çaresizlik. Köylerde tarım ve hayvancılığın bitmesi, şehir banliyölerinde büyüyen işsizlik, çevredeki kömür madenlerinde, açlık sınırının altında, asgari ücretle çalışmaya itiyordu insanları. Devlet döneminin yer altı primi ve sosyal yardımları uzak bir hayaldi artık. Yerin yedi kat dibinde, süresi dolmuş maskelerle, emniyetsiz, sürünerek kömür kazan, kısacık aralarda, sefertaslarında evden getirdikleri yemek ve çayla güç toplamaya çalışan yorgun bedenler, yaş ilerledikçe canlı cenazelere dönüşmüştü. Böyle büyük bir faciada devletin hemen organize olamadığına da tanık olduk. Cenazeleri karıştırılıp yanlış köye gömülen, uzak köylerde cenazeleriyle baş başa kalan insanlar, taziyelerde yaşanan çifte standartlar...

Ve tabii büyük her felaketten sonra devletin en üst kademelerinde dile getirilen iş güvenliği için gereken adımları atacağız, yasaları çıkaracağız açıklamaları, yardım kampanyaları... Kar hırsıyla insan unsurunu öteleyen yönetim anlayışı ve açık ihmaller nedeniyle geliyorum diyen kaçıncı felaket, bu kaçıncı ders çıkarma sözü. Bölgede acılar hala taze, yardımlar düzensiz, sözler büyük. İllaki bir siyasi karşılığı olacak bu felaketin; ya giden canlar? Pek çok drama tanık olup, gözyaşlarımızı içimize akıtarak ayrılacakken şehirden; faciadan son anda kurtulan o işçinin sözleriyle bitireyim... “Birkaç haftaya her şey eskisi gibi olacak yine, siz gideceksiniz, biz yine o madene ve yoksul hayatımıza geri döneceğiz!”

4-8 Ocak 1991 Zonguldak-Ankara Büyük Madenci

YüRüYüşü

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.