Arabuluculuk Kanunu Birinci Yılına Girerken

Sözlü olarak alınan bilgilere göre, şu ana kadar Türkiye’de 22 tane arabuluculuk gerçekleşmiştir. Bu oldukça düşük bir sayıdır

Güncel Hukkuk - - ARABULUCULUK - Yrd. Doç. Dr. İdil Elveriş

sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun tamamı yürürlüğe gireli bir sene dolmak üzere. Dolayısıyla, bu yazıda bu süre zarfında Türkiye’de arabuluculukla ilgili ne gibi gelişmeler oldu diye değerlendirmek istedim.

Eğitim, Sınav ve Arabulucu Sayısı

Yapılan birçok iş, Adalet Bakanlığı nezdinde Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü altında oluşturulan Arabuluculuk Daire Başkanlığı (“Daire”) nezdinde yürütüldü. Önce, arabuluculuk eğitimi verecek kurumlara Daire tarafından izin verildi. Böylece 2013 yazında ve sonbaharında bir çok üniversite ve baro, arabuluculuk eğitimi verme imkanına kavuştu. Bunu müteakiben, iki yazılı arabuluculuk sınavı Eylül 2013 ve Aralık 2013’te olmak

Uluslararası alanda görüldüğünün aksine, Türkiye’de eğitimler 48 saatlik kanuni süreyi tamamlamak adına üç hafta sonuna “sıkıştırma” şeklinde gerçekleşir olmuştur. Bu ise arabulucu adaylarının, kursu sadece sınavdan önce bertaraf edilmesi gereken bir zorunluluk olarak algılamasına neden olmaktadır

üzere yapıldı. Yazılı sınavları sözlü sınavlar izledi. Halihazırda ikinci sınavın sözlüleri tamamlanmak üzeredir. Bu bağlamda, Daire’nin verilerine göre arabuluculuk siciline kayıtlı 1035 arabulucunun sayısının bu sınavların sonucunda artması beklenmektedir.

6325 sayılı Kanun uyarınca 2014 yılında iki sınav daha yapılması gerekmektedir. Ancak şimdiye değin yapılan iki sınavın gösterdiği üzere, verilen arabuluculuk eğitimleri birbirinden çok farklı olabiliyor. Buna rağmen, Daire’den edinilen bilgiler sınavlardaki başarı oranının yüzde 95 olduğunu gösteriyor. Aslında adayların hangi notu ne sıklıkta aldıklarını analiz etmek sırf başarı yüzdesine bakılmasına göre daha anlam taşıyabilir zira sözgelimi adayların yüzde 80’inin 85 gibi bir not alması bir başka deyişle belirli bir not bareminde yığılma aslında ölçme değerlendirme ile ilgili bir sıkıntıya işaret edebilir. Daire’nin sınav sorularını eğitim veren kurumlardan isteyerek bir soru havuzu oluşturması da menfaat çatışması yaratmaya elverişli olmuştur. Bu anlamda, Daire’nin verilen eğitimlerin standardizasyonu üzerinde çalışmayı planladığını biliyoruz.

Diğer yandan, her eğitim kurumunun aynı kalitede eğitim vermediği, bazı kurumlarda sıkı devam şartı aranırken diğerlerinde aranmadığı, alan dışı eğitimcilerin kendi alanlarını bilseler de arabuluculuğu bilmediği gibi şikayetler de dile gelmektedir. Zaman içinde hangi eğitim kurumlarının öne çıkıp, hangilerine talep kalmayacağı görülecektir ancak arabuluculuk eğitimlerini sadece bir para kazanma meselesi olarak görüp ilerisini düşünmeyen kurumların bu süreçte zorlanmaları kuvvetle muhtemel görünmektedir. Ayrıca, uluslararası alanda görüldüğünün aksine, Türkiye’de eğitimler 48 saatlik kanuni süreyi tamamlamak adına üç hafta sonuna “sıkıştırma” şeklinde gerçekleşir olmuştur. Bu ise arabulucu adaylarının, kursu sadece sınavdan önce bertaraf edilmesi gereken bir zorunluluk olarak algılamasına neden olmaktadır. Oysa arabuluculuk eğitimleri ile amaçlanan arabuluculuğun ne denli farklı bir teorisi ve teknikleri olduğunun görülmesi değil miydi? Tüm mesleki eğitim ve uygulamalarını hak bakışıyla yapan avukatlar için, zamana yayılı eğitim arabuluculuktaki menfaat bakışına geçişe de katkı sunardı. Nitekim eğitimlerin bu şekilde algılanmamasının bir başka sonucu da, arabuluculuk sınav tarihleri açıklandıkça, arabuluculuk eğitimlerine talebin artması, sınav zamanı belirsizleştikçe eğitim talebinin de düşmesidir.

Arabuluculuk Sayısı ve Tanıtım

Türkiye’de kişilerden gelecek talebe dayanan bir arabuluculuk modeli benimsenmiştir. Bir başka deyişle, birçok ülkenin

aksine belirli dava kategorilerinin önceden belirlenerek, mahkemelerde dava açan tarafların mahkemece arabuluculuğa yönlendirildiği mahkeme temelli bir arabuluculuk modeli benimsenmemiştir. Arabuluculuğun iradilik ilkesi açısından olumlu olduğu düşünülebilecek bu düzenleme tarzı, arabuluculuğun bilinmediği ya da tanınmadığı Türkiye gibi bir yerde sorun teşkil etmektedir. Nitekim, Daire’den sözlü olarak alınan bilgilere göre, şu ana kadar Türkiye’de 22 tane arabuluculuk gerçekleşmiştir. Bu oldukça düşük bir sayıdır.

Bu anlamda, arabuluculuk kanunundaki temel çelişki bir kez daha belirginleşmektedir. Eğitim ve içeriği, kimlerin arabulucu olacağı, arabuluculuğa dair prensipler gibi hizmetin arzını düzenleyen hususlar etraflıca ele alınmış ancak arabuluculuğa ilişkin talebin nasıl yaratılacağı üzerine yeterince kafa yorulmamıştır. Hatta arabuluculukla ilgili düzenlemeler arabuluculuğu avukatlığa benzettiğinden (asgari ücret tarifesi ve reklam yasağı gibi), arabuluculuk yapacak kişilerin de arabuluculuğu tanıtmasına imkan verilmemiştir. Oysa etik açıdan sıkıntı yaratmayacak bir reklam modelinin benimsenmesi ve en azından arabuluculuk yapacak kişilerin kurumu duyurması sağlanabilirdi. Her ne kadar hukuk mahkemeleri uygulamasında, tarafların arabuluculuğa teşviki usulen yer almaktaysa da, bunun hakkını vererek veya bir zorunluluğu baştan savmak mantığıyla yapılmadığından kolay kolay emin olunamaz. Diğer yandan, tarafları arabuluculuğa teşvik eden bir hakim, taraflar arabuluculuğu gerçekten istese bile onları gerçekten bu işi bilen birisine yönlendirememektedir. Hatta arabuluculuk sicilinde kayıtlı olan kişilerin de herhangi bir uzmanlık belirtmesine şimdilik izin verilmemiştir.

Bu durumda arabuluculuk nasıl tanıtılacak ve yaygınlaşacaktır? Şimdiye değin arabuluculukla ilgili 40’ın üzerinde konferans düzenlendiği yine Daire’den elde edilen bilgiler arasın-

Şimdiye değin arabuluculukla ilgili 40’ın

üzerinde konferans düzenlendiği yine Daire’den elde edilen bilgiler arasındadır.

Bu konferansların etkisini ölçmek mümkün olmasa da bazılarında olduğu gibi henüz uygulaması olmayan bir kurumun hukuki yönlerini tartışmak, İstanbul

düşerken Bizanslılar’ın meleklerin cinsiyetini tartışmasına benzetilebilir

dadır. Bu konferansların etkisini ölçmek mümkün olmasa da bazılarında olduğu gibi henüz uygulaması olmayan bir kurumun hukuki yönlerini tartışmak, İstanbul düşerken Bizanslılar’ın meleklerin cinsiyetini tartışmasına benzetilebilir. Arabuluculuğun tanıtımı için Çocuklar Duymasın gibi popüler dizilerde arabuluculukla ilgili bölümlerin yayınlanması, kamu spotları gibi yöntemler Daire tarafından denenmiş yollardır ve devamlarının geleceğine ilişkin şüphe de yoktur.

Diğer yandan bazı ülkelerde arabuluculuğu teşvik etmek için daha farklı yöntemlerin benimsendiği de görülmektedir. Örneğin İngiltere’de, davacı tarafın avukatı bir dava açarken uyuşmazlığın neden arabuluculuğa uygun olmadığına dair mahkemeye yeminli bir beyan sunmak zorundadır. Böylece taraf avukatının konu üzerinde düşünmesi sağlanmaktadır. Veya arabuluculuğa gitmeyi makul bir sebep olmaksızın reddeden taraf, sonunda davayı kazansa bile karşı taraftan vekalet ücreti alamamaktadır. Keza avukatların müvekkillerine ihtilaf çözüm yolu olarak arabuluculuğu bildirmesi bir meslek etiği kuralı getirilmiştir.

Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, arabuluculuğun tanıtımı için bütüncül bir strateji geliştirilmesi gereği açıktır.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.