rAn A A ArA uluCuluk

Kurumlar tarafından genel şekilde kullanıma açılmasıyla arabuluculuğun uygulaması daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamaktadır

Güncel Hukkuk - - ARA ULUCULUK - Av. BAnu Anıl

Arabuluculuk, Fransızca ismiyle “mediation” kökleri asırlar öncesine dayanan uygulamalardan gelmektedir. “Medi” birçok kelimenin özünde bulunur ve “orta”yı ifade etmektedir. Medi Terranous yani Akdeniz, birçok toprağın ortasında olan yeri temsil eder.

Gerçekten de “medyatör” HUAK uyarınca adlandırıldığı ismiyle “arabulucu” ihtilaf taraflarının ortasında bulunup onların orta noktada anlaşmasını sağlamaktadır.

70’li yıllarda Amerika’da doğan Alternatif Çözüm Yolları yöntemleri Fransa’da 1990’lı yıllarda uygulama alanı bulmaya başlamıştır.

Fransız Hukukunda da arabuluculuk Türk Hukukundaki düzenlenişine benzer şekilde ceza hukukunda ve özel hukuk alanında uygulanmaktadır. Özel hukukta uygulama alanı esas itibariyle Fransız Yeni Usul Kanunu’nun VI. Bölümü [Tekrar] altında 131. madde Arabuluculuğu hükme bağlamıştır.

Fransa’da arabuluculuğun gelişmesi için öngörülmüş birçok organizasyon mevcuttur. Örnek vermek icap ederse Paris Ticaret Odası nezdinde oluşturulmuş olan Arabuluculuk ve Tahkim Merkezi üyesi bulunan şirketlere güvenli ve devamlı hizmet sunmaktadır.

Söz konusu kuruma başvuruların çoğalması amacıyla şirketler arası oluşturulmuş bir şartname ülkenin önde gelen elliye yakın firması tarafından imzalanmıştır.

Bu imza ile şirketler aşağıda belirtilen hususları kabul etmiş ve gereklerini gerçekleştirecekleri taahhüdünde bulunmuşlardır.

İhtilaflar vukuunda mahkemeye başvurmak yerine anlaşmalı olarak çözümler bulunmasının, hem toplum hem de şirketler açısından daha yararlı olduğu konusunda anlaşıldığı,

Müzakerelerin sonuçsuz kaldığı ve mahkemeye başvurulmuş olduğu hallerde bile dostane yoldan çözüme ulaşmanın mümkün olduğu,

Bu nedenlerle aşağıdaki husustaki niyetlerini beyan etmişlerdir:

Dava açılması yönünde sonuçlanacak bir ihtilaf vukuunda öncelikle anlaşmalı olarak bulunacak çözüm yolları üzerinde çalışmayı,

Böyle bir imkân olduğu tespit edildiğinde, gerekli bilgileri paylaşarak, diğer tarafları anlaşmalı çözüm yollarına davet etmeyi,

Dava açılmasından imtina edilememiş olsa dahi, dava süreci içerisinde tekrar anlaşmalı çözüm yollarına başvurma ihtimallerini incelemeyi,

Her mümkün olduğunda sözleşmelere alternatif çözüm yöntemlerini kullanmak yönünde madde konulmasına özen gösterileceği,

Şirket içi eğitimler koyarak, ihtilaflar yaşayabilecek herkesin alternatif çözüm yöntemlerini tanımasını sağlamayı, İşbu şartnameye taraf olduklarını ilgili herkese bildirmeyi, İşbu şartnameyi imzaladıklarını avukatlarına ve danışmanlarına bildirmeyi,

İşbu şartnameyi imzalayan diğer şirketlerle görüşerek onların da bu konudaki tecrübelerinden faydalanmayı.

Görüleceği üzere amaç hem şirketleri hem de kişileri alternatif uyuşmazlık yöntemleriyle bir şekilde tanıştırmak ve gerektiğinde bu yolları kullanmalarını sağlamaktır. Kurumlar tarafından genel şekilde kullanıma açılmasıyla arabuluculuğun uygulaması daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamaktadır.

Umarım ülkemizde de bu tip uygulamalarla arabuluculuğun gelişmesini sağlayıp, bir yandan mahkemelerin yükünü azaltıp, diğer yandan vakit ve para tasarrufunda bulunulmasını sağlar ve en önemlisi toplumsal huzura katkıda bulunma yönünde büyük adımlar atarız.

Kendi uygulamamızdan bir örnek vermek gerekirse, Fransız hukukunda Türkiye’den farklı bir uygulamayı yaklaşık bir yıl önce takip etmekte olduğumuz bir dosyada yaşadık. Dava biri Türkiye’de diğeri Fransa da ticari faaliyetini sürdürmekte olan iki seyahat acentesi arasındaki faturalaşmadan kaynaklanan bir ihtilafa ilişkin idi.

Türk acente seyahatleri gerçekleştiriyor, dolayısıyla birçok otel, transfer, rehber, yemek, müze giriş ve benzeri ufak tefek faturadan oluşan masraf dosyaları her bir müşteri ve grup için sayfalarca dokümandan oluşuyordu. Elbette bu evrakların hepsinin Türkçe olduğunu ve hakîmin ise Fransızcadan başka lisanda evrak inceleyemediğini, tüm belgelerin tercüme edilmesinin ise dava müddeabihinden daha fazla bir tercüme masrafı doğurabilecek boyutta olduğunu belirtmekte fayda var.

Fransız acente ise Fransa’da seyahatlerin direk olarak müşterilere satılmasını sağlayıp tahsilâtı üstleniyordu. Elbette Fransız acente yönünden evrakların sunulması ve hâkim tarafından incelenmesi yönünde bir sıkıntı mevcut değildi. Duruşma günü Fransız acentenin müdürünün bir valiz dolusu evrak ile gelmesi karşısında, hâkime hanım kendisini arabulucu olarak tayin ettiğini, aksi takdirde bu dosyanın içinden çıkılmasının mümkün olamayacağını ve davayı üzülerek olsa da reddetmek durumunda kalacağını belirtti.

Bu durumda benim anlayışıma göre ve arabuluculuğun ruhuna da aykırı olarak pek gönüllü olmayan bir şekilde arabuluculuk ile ihtilafı çözmeye başladık. Ancak bu çözüm daha çok uzlaştırma mahiyetinde olmuş ve tarafların taleplerinin orta noktasını bulma niteliğini aşamamıştır. Özellikle de hâkim tarafından aksi takdirde davanın reddolunacağı yönündeki beyanı, “demoklesin kılıcı” misali her aşamada davacı tarafın başının üzerinde sallanmaktayken...

Kanaatimce hâkim söz konusu dosyada gerek yargılamayı gereksiz yere daha fazla uzatmak istememiş ve gerekse bilirkişi raporları talep ederek; ki bu durumda yeminli olarak tercüme edilecek Türkçe evraklar da göz önünde bulundurulursa, önemli ölçüde yargılama masraflarını yükseltmek istememiştir.

Belki bu bağlamda kendisini arabulucu tayin etmek yerine, tarafları Türkçe, Fransızca bilen bir arabulucu atamaları için yönlendirseydi, hem arabuluculuk müessesine daha uygun bir çözüm bulmuş olurdu hem de taraflar, özellikle davacı olan taraf söz konusu ihtilaftan daha tatmin olmuş bir şekilde ayrılmış olurdu. Elbette belirtmek gerekir ki henüz Türkiye’de bu tarz bir uygulama öngörülmemiştir.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.