Sütçü İmam DAEŞ'ci miydi?

Güneş Gazetesi - - Politika - KAYAHAN UYGUR kayahan.uygur@turkmedya.com.tr

Fransa bölgesel seçimlerinde aşırı sağ Ulusal Cephe ülkenin birinci partisi haline gelince bazı kompleksli Müslümanlar faturayı yine İslam’a kesmeye yeltendiler. Fransa halkının aşırı sağa bu denli destek vermesi 13 Kasım saldırılarının bir sonucuymuş, bu tür terör eylemleri ve ülkelerindeki Müslüman varlığı nedeniyle Avrupa kamuoyunda İslam korkusu gelişiyormuş. Bunun nedeni de Müslümanlar'ın kendilerini iyi anlatamamaları ve terörle aralarına bir çizgi çizememiş olmalarıymış. Bütün bu söylem baştan aşağı mantık dışıdır ve çok ezik duyguların ifadesidir.

Fransa’nın ırkçı geçmişi

Bugün Avrupa kamuoyundaki faşizan eğilimlerin suçunu İslam’a veya göçmenlere yıkmak aslında aynı eğilimleri paylaşmak ve Müslümanlar'a yapılan iftiralara hak vermek anlamına gelir. Fransız toplumunda ırkçı, faşist ve sömürgeci eğilimlerin hâkimiyeti bugünün işi değildir. Yakın tarihte, İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa toplumunun ezici çoğunluğu Nazi Almanya’sı ile işbirliği yapmıştır. İngiltere’ye kaçan General de Gaulle yanlısı Fransızlar ancak çok küçük bir azınlık olarak kalmıştır. O dönemde Fransa’dan gaz odalarına yollanan insanların sayısı da azımsanmayacak düzeydedir. Herhalde Fransızlar'ın da o zamanki faşizmlerinin nedeni sokaklarda elbiselerine zorla kocaman David yıldızı taktırılmış şekilde Paris bulvarlarında dolaşan Yahudi çocuklar değildi. Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde aşırı sağı besleyen damar, aydınlanma ideolojisi, sömürgecilik, Batı kapitalizmi, kısaca Batı’nın üstünlüğünü savunan sol ve sağ siyasetlerin uydurdukları efsanelerdir.

Ulusalcıdan vatansever olurmu?

Türkiye’deki ulusalcı gazetelerde ve internet sitelerinde Fransa’daki aşırı sağ söylemlere ve hatta Hollanda’nın ırkçı politikacısı Geert Wilders’e destek mealinde yayınlar görüyoruz. Bunlar İslam düşmanlığında Avrupa faşistleriyle yarışıyorlar ve Batı’nın da Rusya’nın da saldırganlığının asıl nedeninin Müslümanlar olduğunu söylüyorlar. Hele o yazıların altında yayınlanan okuyucu yorumları yok mu, en değme Neonazi bile o ulusalcılar kadar Türk ve İslam düşmanı olamaz. Onlara sormak gerek, 1919’da Fransızlar'ın Antep, Maraş ve Urfa’ya kadar gelmelerinin sebebi Müslümanlar mıydı? Maraş’ta bir Türk kadınının peçesini zorla açmak isteyen Fransız askerine müdahale eden Sütçü İmam DAEŞ'ci miydi? Antepli ünlü Kuvayı Milliye zabiti Şahin Bey El Kaideci miydi? Kendi halkının dinine, inancına, tarihine, geleneğine düşman olanlar ulusalcı olamazlar. Batıya bir fetiş, bir put gibi tapanlar Atatürkçü de olamazlar.

Hınçakçı türk solcuları

Son yıllarda her olayda Müslümanları suçlamayı bir prensip haline getirmiş olan bir kesim ulusalcının durumu tıpkı Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye’ye saldıran Fransız ordularına öncülük yapan çeteci sosyalistlere benziyor. Evet, o dönem Fransız ordularının önünde Ermeni Hınçak sosyalistleri vardı, bugün de Türk ve İslam düşmanlığının başını mezhepçi ve Kürt ırkçısı sosyalistler çekiyor. Rusya’ya, İran’a, Ermenistan’a, Esad rejimine, PKK-PYD terörizmine her yoldan destek oluyorlar ve kendileri 350 bin insanın katilleriyle birlikteyken Müslümanları terörle suçluyorlar. Sosyalistlerin adına enternasyonalizm dedikler ilke nedense hep Türkler ve Müslümanlar aleyhinde işliyor. Gerçi, ulusalcı ve liberal kanatlarıyla Türkiye solunun tamamı, çok küçük bir kısmı hariç Batı ideolojisiyle o kadar zehirlenmiştir ki o eğilim giderek toplum içinde marjinal hale gelmektedir. Gelişen olaylarla birlikte, her fırsatta Türkiye’nin karşısında mevzilenen bu insanlar Türkiye’ye gelecek için ortak bir proje sunmak olanağını tümüyle yitirmişlerdir. Kendi varlıklarını sürdürmek için ya dış güçlere taşeron olarak hizmet vermek durumundadırlar ya da içerdeki azınlık etnik ya da dinsel gruplara ekleneceklerdir.

Aşırı sağ bir uygarlık sorunu

Son olarak, Fransa’da ve Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesindeki kendi görüşümü belirteyim. Faşist kampın oylarının artmasında terör ve göçmenlik sorunları ancak bir bahanedir. Asıl mesele çökmekte olan kapitalizmde insanların toplum içinde “var olma duygusunun” yok olmasıdır. Aşırı sağa oy veren insanlar bu şekilde bir sıkıntıyı dile getiriyorlar ve Fransız Ulusal Cephe adındaki parti de bunu kullanmaktadır. Fransa’da 2002 yılında Nanterre’de 8 Belediye Meclisi üyesini toplantı sırasında öldürüp intihar eden Richard Durn gibi milyonlar var. Durn, ortada hiçbir neden yokken işlediği katliam suçunu “aslında yaşamıyordum, var olduğumu kanıtlamak için bu küçük şehirde karar veren insanlardan daha güçlü olduğumu ortaya koydum” demişti. Batı’da sık sık tekrarlanan kitlesel cinayetler de bu toplumsal krizin bir ifadesidir. Bu kadar ileri gitmeyenler kendilerine bir günah keçisi bulup tüm sorunlarının nedenini onda aramaya başlıyorlar. Dün bu günah keçisi Yahudilerdi, bugün Müslümanlardır. Sorun, sadece bir sistem de değildir, bir uygarlık sorunudur.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.