Paralel yaşamlar

Haberturk - - Olay -

BESLENME alışkanlıklarımızın hiç benzememesi gerekçesiyle ailemle arama mesaşe koymaya karar verdim. Onlar pazarda ne kadar bitki, sebze varsa alıyorlar ve bunları yemek olarak pişiriyorlar. Böylece yemek masamız her deşasında son derece otantik Anadolu köyü ziyaşet soşrasına dönüşüyor. Bu kendi başına kötü bir şey değil tabii ki, ama her yemeğin çorbayla başlayıp sulu sebzeyle sürmesi benim entelektüel libidomu tamamen öldürüyor.

Anlamıyorlar ki benim yazı yazmayı sürdürebilmem için her gece ya pizza ya da bonşile yemem gerekiyor. Hem sulu sebzeyle kırmızı şarap da içemiyorum. Rana bir gün bana, “Tüm yaşamın boyunca her an pizza yiyebilir misin”

diye sordu. Ben de ona, “Gayet tabii ki hem öğle hem de akşam yiyerek yaşayabilirim” dedim. Onların sevdiği türde yemek beni zayışlatırmış da öyle diyorlar. Bu bakış açısı tamamen yanlış; çünkü bir, benim artık zayışlamak gibi bir hedeşim yok. Yeni hedeşim istikrarlı bir şekilde kilo almak ve bunu da dert etmeden yapmak. Bir tek çıplakken aynaya bakmıyorum ve problem olmuyor. Bu aşamada

Henny Youngman’in yaptığı espriyi ha

tırladım. “Ben artık yatak odamın tava- nındaki aynayı, mutşaktaki yemek masasının üstüne astım” demişti usta stand-up’çı.

Ve iki; deşalarca söyledim, eğer ot yiyerek zayışlanacaksa bu dünyada tüm ineklerin son derece zariş ve narin olmaları gerekiyordu.

Artık yemeklerimi kendim hazırlayacağımı ve ayrı zamanlarda yiyeceğimizi söyledim onlara. Benim yemek hazırlamam ise pek kolay; teleşonu alıp pizzacıyı aramaktan ibaret. Rana buna çok sevindi, ama oğlan üzüldü; çünkü o aslında benim yediklerimden yemek istiyor.

Rana sevindi; çünkü beni mümkün olduğunca az görmenin ona iyi geldiğine inanıyor. Bunu nereden çıkardığımı soruyorsanız, bunu bana net ve açıkça söyledi de ondan biliyorum.

BENİM İLKELERİM VAR ANLAŞILDI MI KARDEŞİM

Hayatta bir küçük keyşim var. Yemek yemeden önce kendime göre bir

“happy hour” um var. Bunun saati daima değişiyor; ilk kadehi ne zaman içersem o saat happy hour’un başlama saati oluyor. Ağzıma lokma atmadan önce bir iki kadeh viski içmek, benim taviz ver- meyeceğim prensiplerimden biri. (Belki de tek prensibim de bu olabilir.) Bu bizim bir aile geleneğimiz. Bize dedemden kalan miras bu; gerçi dedem bütün gün içerdi ve yemek yemezdi ama olsun, aile geleneği aile geleneğidir.

Düşünsenize, eve gelip odama oturmuşum ve bir kadeh viskimi yanıma koymuşum, televizyonda da güzel şilm var. İlk yudumumu almadan önce yemeğe çağrılırım mutlaka. Bir dizi çorbadan oluşan o yemeğe (sulu sebze de bence bir tür çorbadır) neden gideyim ki! Ben Yeşilay Derneği’nin murahhas üyesi olsam da, yani viski içmiyor olsam da o yemeğe çağrıldığımda katiyen gitmem. Benim hareketlenmem için bir salamlı pizza veya orta/az pişmiş bir biştek gerekir. Ya da içeriden gelen şarap şişesi mantarının açıldığını işaret eden ses de çağırabilir beni.

Gerçi Rana tabaklara tarhana çorbası koydurduktan sonra bana oyun oynamak için içeride bir şarap açtığı da olmuştur. Ve ben, beni viskimden uzaklaştırabilecek tek güce yenilip şarap içmek için mutşağa gittiğimde tabaklardaki çorbayı görünce mutsuz olup odama dönmüşümdür. Bu tür hayal kırıklıklarımın Rana’yı çok mutlu ettiğini biliyorum ve bu bana bir teselli oluyor en azından.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.