Kadın cambaz, erkek güreşçi

Haberturk - - İnsan -

KADINLARIN bir kısmı şiddetle itiraz etse de aynı şiddetle iddia ediyorum ki kadınla kadının dostluğu imkânsıza yakındır.

Gençler yanlarında “kanka” larıyla örnek diye çıkmasınlar karşıma hiç! Konuşmak için, yıllar devrilmiş; sevgilileri kaynatmaktan, beraber kaşaları çekip dağıtmaktan öteye geçilmiş olması gerekir.

Yani daha yolun başındayken dostluk konusunda “ne söylense yalandır” bir bakıma. Ama aradan uzun yıllar geçmiş, sınavlar verilmişse bir bir... Diyeceğim yok. Ancak pek rastlamadım doğrusu. Gördüğüm daha çok kadının etraşındaki kadronun sık sık değiştiği.

Bilmiyorum nasıl açıklanabilir bu durum... “İki cambaz bir ipte oynamaz” denilebilir belki.

Alınmayın hemen! Cambazlık öyle haşişe alınacak bir iş değildir. Neyse... Gelelim erkeklere. Rabbim başka hususlarda esirgediği meziyeti, belki de açığı kapatmak için, dostluk konusunda bolca vermiş erkeğe.

Özellikle köşe yazarları arasındaki dostluğu hakikaten gıptayla izliyorum.

En ağır biçimde “şakalaşıyorlar” birbirleriyle, bana mısın demiyor. Şakalaşma dediysem, gördünüz, tırnak içerisinde. Bir kadın olarak benim yorumumsa “birbirlerine basbayağı geçirdikleri” şeklinde.

Fakat bu geçirmelerin dostluk konusunda “pekişmelere vesile” olduğunu gördükçe anlıyorum ki bu bir şakalaşmadır!

Mesela Serdar Turgut‘ un Hasan Cemal için yahut Sedat Ergin için dediklerini ben bir kadın yazar için demeye kalksam... Kadın kendi aşşetse mezarda kemikleri aşşetmez beni.

Uşaktan deneme yapmadım da değil, aklımca tatlı tatlı takıldım kimisine şakat gördüm ki kadın kısmı almıyor, istemiyor, kaldıramıyor, sevmiyor, küsüyor.

“Sen ne durumdasın?” derseniz... Şöyle söyleyeyim. Tanrı beni diğer kadınlardan ayırmamış.

Hadi beni bir kenara koyun, “birbirine her türlü takılabilecek kadar derinleşmiş bir dostluğu” başka kadın yazarlar arasında da görmedim.

“Peki, erkek yazarlar birbirlerine olan sevgilerini neden methiye düzerek değil de ‘sataşarak’ gösteriyorlar?” diye bir soru gelebilir aklınıza.

Buna da şöyle cevap vereyim; bu topraklarda iki erkeği karşılıklı oturmuş eşendi eşendi sohbet ederken görürseniz, ya birbirlerinden neşret ediyorlardır ya da yeni tanışmışlardır!

Ama “güreş tutuyorlarsa” orada güçlü bir arkadaşlıktan, sevgiden, kopmaz bir bağdan söz edilebilir bakın!

Nitekim çocuğuyla güreşmeyen babaya “baba” denmez. Bunu bilen babalar, emeklemeye başladığı gün ilk iş yere yatırırlar çocuğu.

Keza okul arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, askerlik arkadaşlığı... Hepsi “el ense” üzerine kuruludur.

E, bir erkeğin köşe yazarı oldum diye erkeklikten şeragat edecek hali yok elbet!

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.