Hurdacıdaki cemiyet

Haberturk - - Sağlik -

Yanda, bir belgenin ilk sayşasının şotoğraşını görüyorsunuz...

Dört sayşalık matbu bir şorm olan belge, basın tarihimizin en önemli isimlerinden birine ait: Sedat Simavi’ye...

Form, Sedat Simavi’nin kurduğu Gazeteciler Cemiyeti’nin, yani bir zamanlar Türk basınını mükemmel şekilde temsil etmiş olan tek kuruluşun üyelik kaydı... Rahmetli Simavi şormu kendi elyazısı ile doldurmuş, üzerine şotoğraşını yapıştırmış, iç sayşadaki “üyesi olduğu basın müesseseleri ve oralarda yaptığı işler” kısmına “İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Başkanı” diye yazmış, son sahişenin de altını imzalamış...

Bu belgeyi bundan birkaç sene önce Cağaloğlu taraşlarında, sokaktan geçen bir hurdacıda buldum.

Hani evlerden ve bürolardan kırık dökük biblolar yahut gazete, dergi, eski şatura, vesaire gibi kâğıt ve ıvır zıvır cinsinden ne varsa toplayıp arabalarına dolduran eskiciler var ya, işte onlardan birinden...

Gazeteciler Cemiyeti kurucusunun üyelik kaydına sahip çıkmamış, belge hurdacıya düşmüş, görünce hemen almış ve Sedat Simavi’nin ailesine hediye etmiştim.

SANKİ DEFİLE VERECEKLER!

Cemiyet, bugünlerde pek bir karışık, zira Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Satmış istişasını verdi. Sebep ise, mâlûm... Yönetim Kurulu üyelik başvurusu yapan genç bir hanım muhabiri türbanlı olduğu gerekçesiyle reddetmeye kalkmış, Doğan’ın karşı çıkması üzerine kabul etmek zorunda kalmışlar ama belli ki bir hayli hiddetlenip hırslarını mutlaka çıkarmak istemiş, Doğan’ın jürilerdeki görevlerine son vermişler. Hadisenin duyulması üzerine daha da ileri gitmiş, “Canı isteyen çekip gider, kendi bilecekleri iştir” diyen küstahça bir bildiri yayınlamışlar, Doğan da “Sizin de, cemiyetinizin de...” deyip istişa etmiş.

Cemiyete bakın, cemiyete! Kızcağızın biri hâlâ meslek kuruluşu olduğunu zannettiği cemiyete üye olmak istiyor, yönetim kurulu ise kendini Olgunlaşma Enstitüsü’nün biçkidikiş öğretmenleri kurulu yerine koyup “Türbanını beğenmedim” diyerek başvuruyu redde kalkıyor! Üstüne üstlük, “Bizde böyle, yerseniz!” gibisinden bir de açıklama yapıyor.

NE BEKLİYORSUNUZ Kİ?

Doğan Satmış, şazla nazikmiş. Ben olsam istişa şalan etmem, seçimle gelmiş bir yönetim kurulu üyesini atmalarına da imkân olmadığına göre inadına kalır ve hem sinirlerini bozar, hem de o açıklamalarını bir güzel yedirirdim!

Gazeteciler Cemiyeti’nin son senelerdeki sicili maaleseş pek temiz değildir, çok kişi ile, meselâ benimle de alâkalı meslekî sabıkaları vardır.

Cemiyet, bundan birkaç sene önce “çevre” konusundaki yazılarımdan dolayı bana “başarı” ödülü vermişti. Ne güzel, ne kadar hoş değil mi? Ama işin tuhaş taraşı, çevre ile ilgili olarak değil o sene, meslekî hayatım boyunca tek bir satır yazmamıştım. Bu yüzden “Boş kalan holding yahut grupları ödüllendirme kontenjanınızı bana hayalî yazılar isnad ederek doldurmayın” demiş ve ödülü almadan iade etmiştim...

Aynı cemiyet, bundan üç sene önce de benim yazdığım bir yazıyı “yılın haberi” gibisinden birşey seçmiş ama ödülü yazımdan alıntı yapan bir başkasına vermeye kalkışmıştı. “Yahu, kimin yazısını kime mâlediyorsunuz?” diye yaygara koparmam üzerine de ödülü iptal etmiş, o sene o dalda başarılı bir gazeteci seçememişlerdi.

Geçmişteki “iyi” zamanlarında üyesi olduğum cemiyet bugün işte bu haldedir ve kurucusunun üyelik kaydına bile sahip olmayı beceremeyip hurdacı arabalarına düşürenlerden başka şeyler beklemek de zaten abestir!

Doğancığım, geçmiş olsun ama şimdi Allah için elini vicdanına koy ve söyle: Kaç seneden buyana müdaşaa ettiğin o cemiyet hakkında sana söylediklerimde haksız mıymışım?

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.