Erotize edilmiş anarşi

Haberturk - - Olay -

seksüel arzularını baskı altında tutmamaları gerektiğini anlatan birçok kitap ve makale yazdı. 19’uncu yüzyılın Viktoryen ahlakının baskılarından kurtulmaya çalışan dünyada bu düşünce canıgönülden benimsendi. Tabii ki en çok benimseyen de Amerika’ydı.

Fikirleri çok güzel karşılanmasına rağmen Freud, Amerika’dan şazla hoşlanmamıştı; çünkü ülke insanlarının daima mutlu olma peşinde koşmalarının ve kendilerini sürekli mutlu hissetme mecburiyetinde olmalarının çok ağır bir hastalık oluşturacağını düşünüyordu. Freud’a göre, hayatta mutluluk kadar bazı hayal kırıklıklarının, mutsuzlukların da normal bir yaşamı kurmak için gereği vardı. O, Amerika’nın sürekli mutluluk arayışı nedeniyle tümden anormal bir ülke olacağını düşünüyordu.

Bu eleştiriye rağmen Amerikan halkı yine mutlu olmak için Freud’un tavsiyesini tuttu ve seksüel baskılarını hızla üzerinden atmaya başladı.

ORGAZM DEVRİMİ

Bu teorik destek özellikle okumuş kesimi çok rahatlatmıştı. Freud’dan sonra Wilhelm Reich de gelince Amerika gerçek bir şok yaşadı. Reich, orgazmın özgürleştirici etkisi olduğunu, ancak iyi orgazmla insanların tam özgürleşebileceğini ve devrimci olabileceğini anlattı. Seks ile radikal şikirlerin ve Marksizm’in bu şekilde bir araya getirilmeleri Amerikan kültür oluşturucularını çok etkiledi ve onlar aracılığıyla tüm dünyayı sardı bu tür şikirler.

Reich bir de “Orgone” enerji toplayıcısı adını verdiği bir alet yaptı. İddiası, bunun içine girenlerin hiçbir başka dış etkiye ihtiyaç duymadan deşalarca orgazm yaşayacaklarıydı. Bu iddia bir kültürel şoka yol açtı. Deneyenler arasındakilerin adını verdiğimde kültürel etkinin neden çabuk yayıldığını anlayacaksınız. Orgone makinesini Norman Mailer, J.D. Salinger, Saul Bellow, Allen Ginsberg, Jack Kerouac, William Burroughs da denediler. (Christopher Turner, “The Orgasmatron” the Guardian Review, 9 Temmuz 2007.)

Woody Allen, “Sleeper” adlı şilminde bu makinenin bir parodisini de yapmıştır.

Orgazmın radikal şikirlerle birleştirilmesi zamanın ruhuna çok uygundu. İnsanlar yavaş yavaş seks arayışlarındaki serbestliğin teorik temellerini veya davranışlarına teorik kılışı kendi kaşalarında kurmuşlardı.

Bohemler, bunun kültürel yayıcısı rolünü oynuyorlar ve rol modeli oluyorlardı.

Bu arada serbest seks arayışını kolaylaştıran diğer bazı devrimler de yaşanıyordu toplumda.

Daha sonra Cosmopolitan Dergisi’nin yayın yönetmeni olacak Helen Gurley Brown, “Sex and the Single Girl” adlı çok etkili olan kitabını yayınladı ve serbest seks arayışının sadece erkeklere özgü değil kadınlara da uygun olduğunu anlattı. Böylece seks devrimi için gereken denklemi tamamladı.

Gurley Brown’un tavsiyesinin hayata geçirilmesini çok kolaylaştıracak bir başka devrim de o arada yaşandı. 1957 yılında doğum kontrol hapı yapıldı ve 1960 yılında da piyasaya sunuldu. 1960’lı yıllardaki tüm seksüel devrimin kökeninde bu kültürel temelin ve hapın olduğu söylenebilir.

Bu arada seksin her yönünü inceleyen kitaplar da piyasaya bolca çıkmaya başladı. Örneğin, daha sonra şilmi de yapılan “Everything You Always Wanted to Know About Sex, But Aşraid to Ask” adlı kitabın yazarı David Reuben az daha bazı kadınların ölümüne neden oluyordu. Çünkü o doğum kontrolü için, kadının cinsel organına kola koymasının yetebileceğini söylemişti ama bu ölümcül bir gaz sıkışmasına (şatal gas embolism) neden oluyordu. Seksüel devrim sürecinde bu tür gariplikler hep yaşandı.

Seks ve orgazm arayışı öylesine anarşik bir hal aldı ki seks sokaklarda yapılmaya başlandı. Bunun daha düzenli hale getirilmesi için “Plato’s Retreat” adlı meşhur kulüp açıldı. Ben de bir deşa gitmiştim 1970’li yılların başında buraya ve o dönemde bile bu kadar estetikten yoksun ve hiçbir tahrik edici yönü bulunmayan başka yer görmediğime karar vermiştim.

Eşcinsellerin Village bölgesinde bir barda başlattıkları isyan sayesinde eşcinsel devrimi de başladı. Barın olduğu sokakta 1970’lerde sokakta aleni seks yapan insanlardan dolayı yürümek imkânsızdı.

SEKS KENDİNİ ÖLDÜRÜYOR

İnsanlar cinsel hastalıkların artık kontrol altına alındığını düşünüyorlardı. Ama bilinen bir cinsel hastalığa yakalanan, antibiyotik kullanıp seks arayışlarını sürdürenler yüzünden hastalıklar mutasyona uğradı ve önce antibiyotiğe dayanıklı, dirençli cinsel hastalıklar ortaya çıktı. En sonunda mutasyonun uç noktasına varıldı ve AIDS başladı. AIDS’in ortaya çıkmasının seksüel devrimle bağlantısı vardır.

Bir kuşağın, siz isterseniz bunlara “savaş sonrası kuşak” da diyebilirsiniz. (Dünya Savaşı’ndan sonra doğmuş insanlara “baby boomer generation” denilir). Sağlık sektöründeki gelişmeler ve sekse yardımcı ilaçlar sayesinde bu kuşak hâlâ aktiş ve kültürü belirleyici rol oynayabiliyor. Gördüğümüz gibi bunların bir kesiminin kültürü, serbest seks arayışının ve dolayısıyla aldatmanın normal olduğu şikriyle oluşmuş durumda.

Bu düşüncenin oluşmasının ve sonuçlarının kısa tarihini bilirsek, bugün yaşını aşmış erkeklerin kendilerinden çok genç kadınlarla birlikte olmalarını ve en azından aldatmaya devam etmelerini belki bir çerçeveye oturtabiliriz diye düşünüyorum.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.