“İNSANLAR RUHUMU HİSSETMELİ”

“Tasarım kendini ifade etme şekli” diyen Ayşe Rodoslu ekliyor: “Kendi doğallığıyla ortaya çıkarılan tasarımlar daha çok beğeniliyor. İnsanların ‘Bir ruhu var’ demeleri benim için çok önemli.”

Hello! (Turkey) - - Lifestyle - RÖPORTAJ: FİGEN NALAN ÖZKAN

Tasarımcı Ayşe Rodoslu, çıkardığı her koleksiyonla adından söz ettiriyor. ‘Turkuaz’ koleksiyonu artık kült takılar arasında ve her yıl yaz mevsimi için yeniden çıkıyor. ‘Kelebek’ koleksiyonu ve bir proje için hazırladığı bereketi simgeleyen başak tasarımlı takıların tutkunları giderek artıyor. İlk aşkı resimden kopmayan, resimdeki figürlerini takıya aktararak bugünkü koleksiyonlarının çıkış noktasını oluşturan tasarımcı Ayşe Rodoslu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

HELLO!: Tasarım size ne ifade ediyor? Ayşe Rodoslu: Tasarım bence bir dil ve kendini ifade etme şekli. Bir bakıma sizin çizginizi, kimliğinizi, duruşunuzu, zekanızı, seçkilerinizi, yaşam şeklinizi ve yeteneklerinizi açığa çıkaran bir araç. Eğer karşınızdaki kişi bir tasarıma baktığında, kafasında size ait olabileceği fikri oluşuyorsa başarınız burada başlıyor bana göre.

HELLO!: Tasarım serüveniniz nasıl başladı?

A. Rodoslu: Yaptığım bazı resimleri, takı formunda hayata geçirmeye başladığımda tasarım serüvenim başlamıştı. İlk tasarımlarım semazen ve nar figürü gerçek anlamda benim imzamı atabileceğim, ilk tescil ettirdiğim ürünler ve hâlâ çok beğeniliyor. Sonrasında bir sosyal sorumluluk projesi için tasarladığım, emeği ve bereketi simgeleyen başak figürü de en çok aranan ve beğenilen tasarımlarımdan birisi oldu diyebilirim.

HELLO!: Ayrıca yaz sezonunda, Ayşe Rodoslu markası denince akla ilk gelen turkuaz takılar oluyor. Nedir hikayesi?

A. Rodoslu: Turkuazın hikayesi, ilk kez yıllar önce babaannemin bana hediye ettiği turkuaz taşlı küpeden yola çıkarak tasarladığım ‘Mavi Yaz’ koleksiyonuyla başladı ve her yazın vazgeçilmez taşı ve rengi oldu turkuaz benim için. Bebek Yokuşu’ndaki showroom’umda bu kış için çalışmalarımı sürdürüyorum. Önümüzdeki günlerde yepyeni koleksiyonumun lansmanını yapacağım.

HELLO!: Dünden bugüne baktığınızda sizde nasıl bir gelişim ya da değişim var? Şimdi tasarıma nasıl bakıyorsunuz?

A.Rodoslu: Değişim ve gelişimi en basit değerlendirebileceğimiz ölçü, ürünlerinizin ne kadar tercih edildiği ile ilgili diye düşünüyorum. Günden güne tasarımlarımı tercih edenlerin artıyor olması mutluluk verici. Ve beni mesleki anlamda besleyen en önemli şey. Kesinlikle zorlama ile yapılmış bir tasarım sizi yansıtmıyor ve ortaya çıkan iş beğenilmiyor. Kendi doğallığıy-

la ortaya çıkarılan tasarımlar çok daha fazla beğeniliyor. Takılarımı takan insanların “Bir ruhu var” şeklinde yaptığı yorumlar, benim için çok önemli.

HELLO!: ‘Kelebek’ koleksiyonunuzun çıkış hikayesi nedir?

A. Rodoslu: Kelebek, değişimi, dinamizmi ve gelişimi sembolize eden, aynı zamanda çok güzel ve estetik görünen, en önemlisi de benim çok sevdiğim bir canlı. Kelebek tasarımını yaptığım zaman özellikle kanatlarının hareketli olmasını da istiyordum. Ve o şekilde bir tasarım yaptım. Aynı zamanda kelebeğin kanatlarındaki çizgi efektlerini de verdik ve gövdesini pırlanta taşlarla süsledik. Bu da onu diğerlerinden farklı kıldı ve çok beğeniliyor. Gerçek anlamda el işçiliği kullanılarak üretiliyor olması da çok önemli benim için. Tüm tasarımlarımda olduğu gibi kelebek de çok değerli sadekar ve ustalarımın elinde hayat buluyor.

HELLO!: Tasarımlar hayat bulurken ilham kaynaklarınız neler?

A. Rodoslu: Seyahati, doğada olmayı çok seviyorum ve ziyaret ettiğim her yerde mutlaka bir ilham konusu çıkıyor karşıma doğal olarak. Özellikle Ege ve Ege tarzı beni fazlasıyla etkiliyor. Kendi değerlerimiz ve çok renkliliğimiz de beni besliyor.

HELLO!: Tasarımda kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz?

A. Rodoslu: Fırsat buldukça tasarımla ilgili eğitimlere katılmaya çalışıyorum. İtalya bunun için doğru bir lokasyon oldu benim için. Sanata, özellikle de resme olan ilgim sebebiyle aldığım eğitimler de tasarım konusunda kendimi geliştirmeme faydalı oluyor. İki yıldır sanat tarihi eğitimi alıyorum ve bunun da beni mesleki anlamda geliştirdiğini düşünüyorum. Özellikle seyahatlerimde dünyadaki tasarımcıların farklı bakış açılarını izlemeyi seviyorum. İnsanların farklı talepleri de tasarımlarımın gelişmesinde önemli rol oynuyor.

HELLO!: Resim sizin hayatınızdaydı, şim-

“19. yüzyıl sonunda ortaya çıkan İzlenimcilik akımından etkilendiğimi söyleyebilirim. Renoir, İbrahim Çallı, Hikmet Onat,

Fikret Mualla ve Henri Matisse sevdiğim ressamlar.”

di nerede pekiyi? Hâlâ resim yapıyor musunuz?

A. Rodoslu: Resim hâlâ hayatımda ve fırsat buldukça resim yapıyorum. Resim beni dinlendiren ve çok keyif aldığım bir uğraş. Evimin bir bölümünü resim atölyesi olarak kullanıyorum. HELLO!: İdol tasarımcılarınız var mı? A. Rodoslu: Tüm dünyadaki ve Türkiye’deki tasarımcıların işlerini takip etmeye çalışıyorum. Çok beğendiğim ve başarılı bulduğum tasarımcılar var tabii dünyada ve ülkemizde. Her tasarımcının yaptığı işe saygı duyuyorum.

HELLO!: Resimde hangi dönem sizi etkiliyor? Ya da hangi ressamların eserlerini seviyorsunuz?

A. Rodoslu: 19. yüzyıl sonunda ortaya çıkan ‘İzlenimcilik’ akımında ressamların resimlerini dış mekanlara çıkarak yapmaya başlaması ve güneşin cisimlerin üzerindeki etkisiyle oluşan değişimleri açığa çıkaran renklerin kullanılıyor olması ilgimi çekiyor. Fransız ressam Pierre Auguste Renoir en sevdiğim. İzlenimci Türk ressamlarından da İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’ın resimlerini seviyorum. ‘Fovizm’ akımının Türkiye’deki temsilcisi Fikret Mualla ve tabii fovizmin öncüsü Matisse de sevdiğim ressamlardan. Ayrıca zamanında Batılı ressamların İstanbul’u resmetmesi de ilgimi çeken konulardan. Özellikle Ayvazovski, Zonaro ve Preziosi bunlardan birkaçı.

Ayşe Rodoslu, “Seyahati, doğada olmayı çok seviyorum. Özellikle Ege beni fazlasıyla etkiliyor. Kendi değerlerimiz ve çok renkliliğimiz beni besliyor” diyor.

“Tasarım benim için bir araç” Ayşe Rodoslu, “Tasarım bir bakıma sizin çizginizi, kimliğinizi, duruşunuzu, zekanızı, seçkilerinizi, yaşam şeklinizi ve yeteneklerinizi açığa çıkaran bir araç” diyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.