LEYLA ALATON

SANATLA VAROLAN BİR İŞ KADINI “HAYAT FELSEFEM ASLA PES ETMEMEK”

Hello! (Turkey) - - Inside Story - BÜŞRA NAZLAN ÜREGÜL

HAYATTAN ZEVK ALMAYI BILEN, POZITIF ENERJISIYLE ILHAM KAYNAĞI OLAN VE IŞ HAYATI BOYUNCA HEP BÜYÜK BAŞARILARA IMZA ATAN LEYLA ALATON, SANATIN ONU NASIL BESLEDIĞINI BIR KEZ DAHA ANLATIRKEN, BU ILHAM VERICI KADINA TÜM MERAK

ETTIKLERIMIZI SORUYORUZ.

Leyla Alaton’un enerjisinden nemalanmak için ille onun yanında olmanıza gerek yok. Instagram’da paylaştığı postlardan, gülümsemesinden, bir duruma ve olaya verdiği tepkiden, başarılarla dolu iş hayatından, eşit hak ve hürriyetlere verdiği önemden, feminist görüşünden, birçok sosyal sorumluluk projesini beslediği kocaman vicdanından, aşk dolu kalbinden ve geniş vizyonundan son derece etkilendiğimiz bu kadın, bize göre Türkiye’de ‘kadın’ dendiğinde listenin en başında sayacağımız bir isim. Ve ilham verici tavrı, onun mükemmel enerjisinin elini attığı her işe bulaşmasını sağlıyor.

O bir sanat aşığı, mükemmel bir anne, duyarlı bir insan, pozitif duyguların ruhunun temelini oluşturduğu biri ve iş hayatı başarı ödülleriyle oldu muazzam bir iş kadını. Kendine ayırdığı zamanda dünyanın dört bir yanında katıldığı sanat fuarları, sergiler ve müzayedelerle hayatı dolu dolu yaşayan Alaton’u yurtdışına çıkmadan evvel yakaladık ve Contemporary İstanbul ile başlayan; Paris, Londra, Hollanda ve Miami ile devam eden sanat fuarlarına dayanarak bu kadının sanat yönünü bir kez daha HELLO! markajı altına aldık.

Alaton’a, sanattan nasıl beslendiğini, Türkiye’de sanatı ve sanatçıyı, ona ilham veren noktaları, hayran olduğumuz yaşam enerjisini ve bakış açısını, sanat ve aşkı nasıl tanımladığını meraklı gözlerle soruyor ve verdiği cevapları büyük bir dikkatle dinliyoruz.

HELLO!: Hayat dolu muhteşem bir kadınsınız, hayat felsefeniz nedir?

Leyla Alaton: Hayat felsefem; pes etmemek! Hayatım boyunca her zaman A, B, C ya da D planım hep oldu. Tabii bu planlı yaklaşımım ve bir şeyleri garantiye almamdan da kaynaklanıyor olabilir, hiçbir zaman çaresiz kalmadım. Her zaman denedim, pes etmeden, inandığım yoldan gittim. Her anın değerini bildim ve her saniyenin özel olduğunu unutmadım. İnsanlara karşı hiçbir zaman önyargıyla yaklaşmadım. Her daim sevecen olmayı tercih ettim ve onla-

“Her zaman denedim, pes etmeden, inandığım yoldan gittim. Her anın değerini bildim ve her saniyenin özel olduğunu unutmadım. Her daim sevecen olmayı tercih ettim ve onları sevgiyle

kucakladım.”

rı sevgiyle kucakladım. Herkesin iyiliğini, başarısını hep takdir ettim ve başarılarını duyurmaktan zevk aldım. Keşke demem, geriye bakmam ve kendimi hiçbir şey için kahretmem. Hatalarımla yüzleşir ve çok ciddi ders alırım. Çünkü hata yapmak bizi insan yapar.

HELLO!: Hayata bu kadar bağlı olmanızı sağlayan güç nedir?

L. Alaton: Sabah kalktığında ya mutlu olmayı ya da mutsuz olmayı seçiyorsun. Bu bir seçim! Bu kadar basit! Mutsuz olmayı da çok düşündüm. Çünkü onun için de pek çok nedenim var, emin olabilirsin. Ama bu bir seçim ve yapı meselesi. Ben hakikaten iflah olmaz ve tedavi edilemez bir iyimserim! Babam da öyleydi. Biraz armut dibine düşüyor.

HELLO!: Sanatla iç içesiniz, bu merakınız ilk ne zaman başlamıştı?

L. Alaton: Sanata olan merakım küçük yaşta, evde gördüklerimle başladı. Annem sanat ile her daim iç içe olan ve sanattan zevk alan biriydi. Güzel sanatlar mezunu, benim bile çok güzel portrelerimi karakalem yapmış, amatör bir sanatçıydı. Evimizde her zaman güzellik, estetik ve sadelik ön plandaydı. Ailece gittiğimiz seyahatlerde mutlaka müzeler gezilirdi. Bu şekilde yetiştim ve hayat görüşüm de bu şekilde evrildi. Daha sonra üniversitede seçmeli ders olarak ‘Bakmayı Öğrenmek’ isimli bir ders aldığımı hatırlıyorum.

HELLO!: Aynı zamanda bir koleksiyonersiniz… Bu, sizi ruhsal olarak nasıl tamamlıyor?

L. Alaton: Hiçbir zaman iddialı bir koleksiyoner olmadım. Sanatın daha çok tamamıyla ruhsal ve fiziksel durumuma bağlı olarak hayatımda yer aldığı dönemler var. Bunun yanı sıra tamamıyla ilgilenmediğim dönemler de… Fakat şu bir gerçek, evimde ve ofisimde ruhuma ve gözüme hitap eden eserlerle bir arada olarak günü geçirmek, elbette çok motive edici ve mutluluk verici.

HELLO!: Türkiye’de sanat ve sanatçıya yaklaşım, destekleme maalesef yetersiz. Önce eserin fiyatına, daha sonra da bilinirliliğe bakılıyor.

“Hiçbir zaman iddialı bir koleksiyoner olmadım. Sanatın daha çok tamamıyla ruhsal ve fiziksel durumuma bağlı olarak hayatımda yer aldığı ve almadığı dönemler var.”

Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

L. Alaton: İşin açıkçası eserin ve sanatçısının bilinirliliğini hiçbir zaman önemsemedim. Genç ve iyi ise bir yerlere mutlaka gelecektir. Gözüme, ruhuma, cebime uygun ise ve o eserle yaşamak istiyorsam satın almaya çalışırım. Ama her şeyin sahibi olmalıyım gibi bir düşüncem olmadı hiçbir zaman. Böyle bir merakım da yok doğrusu.

HELLO!: Sizce Türkiye’de sanat bir ticari araç olmaktan çıkıp hayatın bir parçası olabilir mi?

L. Alaton: Elbette. Sanat insanların hayatında bir şeyler değiştirmeye başladıkça bu zaten olacak.

HELLO!: Sanatın tüm dallarıyla bu kadar yakın olmak sizi nasıl besliyor?

“Işin açıkçası, eserin ve sanatçısının bilinirliliğini hiçbir zaman önemsemedim. Gözüme, ruhuma, cebime uygun ise satın almaya

çalışırım.”

L. Alaton: Sanat beni çok daha iyi, güzel ve hümanist bir insan yaptı. Beni daha açık görüşlü ve duyarlı yaptı. Ben hayatımın manevi tatmin noktasındayım. Sanat, dokunmamızı, koklamamızı, görmemizi ve duymamızı sağlıyor. Sanat senin hayatını renklendiriyorsa, seni başka dünyalara götürüyorsa, seni başka bir insan yapabiliyorsa bunun hayatına katkısı var. Sofistikasyon budur. Sanat hakkında bir şeyler paylaşabilmek benim hayatıma keyif katıyor. Sanat bana o kadar çok yeni şey öğretti ki... Beni çok daha demokrat, açık görüşlü, yumuşak ve en önemlisi daha insani yaptı. Ben sanata zaman ayırdıkça, sanatın içine girdikçe, onun amacı olan hümanistliği anladım. Sanatı sevmemin nedeni beni daha az yargılayan biri yapması, evrensel olması ve hümanizmi öğreten bir yol olması...

HELLO!: Sosyal medyada aktif olmak size nasıl geri dönüşler getiriyor?

L. Alaton: İyi bir iletişimciyim ve güzellikleri paylaşma konusunda iyi bir eksperim. Instagram’da bir eserin önünde verdiğim pozda bana sanatçının kim olduğu sorulduğunda mutlu oluyorum. Instagram sayesin-

“Sanat beni daha açık görüşlü ve duyarlı yaptı. Ben hayatımın manevi tatmin noktasındayım. Sanat, dokunmamızı, koklamamızı, görmemizi ve duymamızı sağlıyor. Sanat senin hayatını

renklendiriyorsa, seni başka dünyalara götürüyorsa hayatına katkısı var demektir.”

de farklı kitlelere ulaşmak hoşuma gidiyor. Bunu ayrım yapmadan herkes için yeteri kadar yapmaya özen gösteriyorum.

HELLO!: Sanatın Türkiye’de bir şeyleri değiştirme gücüne inanıyor musunuz?

L. Alaton: Aslına bakarsanız sanat her an her yerde var. Instagram’da, Facebook’ta, her yerde… Toplumsal meseleleri daha iyi anlamamız için bir ayna olarak görüyorum. Önyargıları yıkmamız için en güçlü araç. İyi ki var...

Instagram’daki fotoğraflarıyla fenomen haline gelen Alaton, gün içinde yaptığı paylaşımları, özellikle de pazartesi sendromuna ilaç gibi gelen yorumlarıyla sıkı bir hayran kitlesine sahip.

Alaton Belfast’ta, grafiti ile süslenen bir duvarın önünde poz veriyor.

Ortancalar önünde çekilen

bu fotoğrafıyla içimize baharı getiren Alaton’un sanata merakı küçük yaşta başlamış. Güzel sanatlar mezunu olan annesi, onu

küçük yaşta müzelere götürmeyi ihmal etmemiş.

Frankfurt Havaalanı’nda Ayhan Sicimoğlu ile karşılaşınca

bu anı

ölümsüzleştiren Alaton, bu eğlenceli fotoğrafın altına,

“İki leylek sabahın

körü karşılaşınca” yazdı.

Alaton, iş hayatı boyunca her zaman disiplinli ve işine özveri ile bağlı bir kadın olmuş; sabah hep mutlu

olarak uyanmış.

Alaton’un ilişkileri çok kuvvetli. Başarılı iş kadını burada İrlanda Dışişleri

Bakanlığı’nda.

Alaton, şunun da altını çiziyor: “Annem ve babam paraya hiçbir zaman güç atfetmediler. Kadınlar için para bağımsızlık demektir. Mutsuzluk durumunda ‘kapıyı çarpıp çıkmanın’ garantisi.”

“Aslına bakarsanız sanat her an her yerde var. Instagram’da,

her Facebook’ta, yerde… Toplumsal meseleleri daha anlamamız için iyi

olarak sanatı bir ayna

görüyorum.” Leyla Alaton, “Sabah kalktığında ya mutlu olmayı ya da mutsuz olmayı seçiyorsun. Bu bir seçim! Bu kadar

basit!” diyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.