ELVİN LEVİNLER

“Hedef belirlemem, hayal kurarım”

Hello! (Turkey) - - Lifestyle - Röportaj: FİGEN NALAN ÖZKAN fozkan@doganburda.com FOTOĞRAFLAR: MURAT KIVRAK

Henüz 20 yaşındayken Hindistan’a gidip iki ay kalan oyuncu Elvin Levinler, o günkü deneyimlerinin bugünkü mutluluklarına yön verdiğini söylüyor. Güzel oyuncu, 14 Ekim’de gerçekleşecek ‘Oysho Yoga’ etkinliğinde 130 kişilik bir gruba açık havada yoga yaptıracak.

On parmağında on marifet olanlardan... Mutlu olduğu yollarda yürüyüp kendine farklı renk katanlardan. Oyunculuk, bale, yoga, dans eğitmenliği, dünyanın en uç noktalarına seyahat gibi pek çok düşünü gerçekleştirmiş. Hedefinde ne var diye sormayın Levinler’e... O, hedeflerini alt alta sıralamaktansa hayal kurmayı tercih ediyor. “Çünkü hayaller daha sınırsız, özgür ve yaratıcı” diyor.

HELLO!: Oyunculuk, dans, bale, yoga eğitmenliğiniz var. Bütün bu profesyonel ve ilgi alanlarınız size neler hissettiriyor?

Elvin Levinler: Ne mutlu bana ki mutlu olduğum yollarda yürüyüp kendime farklı renkler katabilmişim. Küçücükken başladığım baleye, yetişkin olduğumda devam etmek de, bale eğitimim üzerine yoga eğitmenliği almak da, uluslararası ilişkiler mezunu olduktan sonra oyunculuk yapmak da benim tercihimdi. Aslında tercihleri doğrultusunda yaşadığı halde, kimisi istediği hayatı yaşayamamaktan ötürü şikayetçi olur. Ben tam tersi, iyi ki hepsini denemişim ve kendime katmışım diyorum.

HELLO!: ‘İnadına Aşk’ dizisinde oynadınız. Bir süredir ara verdiniz oyunculuğa...

E. Levinler: Çok keyifli bir projeydi, başlayan bir projeye sonradan dahil olmak her zaman kolay değildir; dönem ortası okula gelen bir öğrenci gibi daha çekingen olmanıza sebep olabilir ama bu ekipte hiç öyle bir sıkıntı yaşamadım. Hayatta yaptığın işin seni mutlu etmesi çok önemli; ama o işten arta kalan zamanda da bir hayatın olduğunu unutmamak lazım. Oyunculuk belki yıllarca yürüyebileceğim, daha çok öğreneceğim, deneyimleyeceğim bir yoldu; ama yapmak istediğim başka şeyler olduğunu fark ettim. Dünyayı görüp tanımak, dijital dünyada tanımadığım insanlarla paylaşmak, çoğalmak, yazmak ve kendime, aileme daha çok zaman ayırmak istediğimi fark ettim ve o yüzden de farklı bir yol çizdim kendime.

HELLO!: Yoga hayatınıza nasıl girdi? Size hangi farkındalıkların kapısını açtı?

E. Levinler: 2008’de Hindistan’da tanıştım yogayla. Gönüllü bir proje için iki ay orada kaldığımda, eğitim verdiğim kurumdaki yetkililer de gönüllü olarak bana yoga dersi veriyordu. O zaman Türkiye’de adını bile duymamıştım. Orada sadece kendimle baş başa kalabildiğim anlar yaşadıktan sonra Türkiye’ye döner dönmez önce devam edebileceğim yerler aramaya başladım. Sonra daha da derinine inebilmek ve daha fazla kişiye anlatabilmek için eğitmenlik eğitimi aldım.

HELLO!: Yoga eğitmeni olarak neler önerirsiniz?

E. Levinler: Hayat çok hızlı, neşeli, kaotik, sakin, huzurlu, her şey bir arada olup biterken arada durup gerçekten yavaşlamak gerekiyor. Bahsettiğim, gözlerini kapatıp meditasyon yapmak değil sadece... Yoga matının üstünde kendine zaman ayırdığında, acele etmeden akışa bıraktığında, hayatın daha kolaylaştığını, kendinle ve zamanla yarışmadan nefes aldığını hissedebilmek insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden bir tanesi.

HELLO!: Yoganın pek de farkına varılmayan noktası nedir? Ya da bilinmeyen?

E. Levinler: “Yoga yapıyorum” dediğimde gözlerini kapatıp “Ommm” deyip gülen insanlarla sıklıkla karşılaşıyorum veya “Ay ben bir kere spor salonunda denedim, çok sıkıcı. Spor yaptığımı hissetmiyorum. Öyle nasıl zayıflanır ki?” diyeni... Ben de yogadan sonra uzun süre suda kalmışım gibi parmak uçlarımın buruştuğunu, her yerimin titrediğini ve maraton koşarken terlemediğim kadar terlediğimi anlatıyorum. Zayıflamak için yapılan bir spor olmadığını ama bedenini tanıdığını ve bedenini kullanmaya başladığında nasıl karşılık verdiğini açıklıyorum. Anlatmak bir noktada farkındalık yaratabilir ama herkesin kendi deneyimini yaşayabilmesi daha etkili olur.

HELLO!: Pekiyi eşiniz yoga yapıyor mu? E. Levinler: Evet! Tanışmadan önce de yoga yapıyormuş üstelik. Bu, büyük bir şanstı benim için. Birlikte pratiğimize devam edebilmek, dünyanın neresinde olursak olalım yoga yapabilmek, hatta oyun oynar gibi yapamadığımız duruşları denemek, düşmek, kalkmak, hayatı daha eğlenceli hale getirmek ve birbirimizden cesaret almak... Beni bu yolda en çok teşvik eden ve destekleyen eşimdir.

HELLO!: Yogada kendinizi geliştirmek adına nasıl bir yol izliyorsunuz?

E. Levinler: Dünyanın neresinde olursam olayım pratiğime ara vermiyorum. Der- se katılınca yapmak, akışta kalmak daha kolay ama kendi başına matın üstüne çıkmak, bir akış oluşturmak ve tamamlamak daha zor olan. Uzunca bir süre hep erteledim, sonra verdiğim online dersler ve sokakta insanların tepkisi benim için çok büyük bir motivasyon oldu. Şimdi ben de sosyal medyadan takip ettiğim yabancı eğitmenlerin derslerini internet üzerinde takip ediyorum. Fırsatını bulduğum anda 4-5 gün süren yoga kamplarına katılıp bu yolda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

HELLO!: İdolünüz olan bir yoga eğitmeni var mı peki?

E. Levinler: Herkesin farklı bir hikayesi ve yolu var. Benim yolculuğumda ilham olan, yolculuğuma ışık tutan eğitmenler var ama idol olarak konumlandırdığım bir kişi yok.

HELLO!: Türkiye’de ilk kez, 14 Ekim’de ‘Oysho Yoga’ etkinliği düzenleniyor. Siz de bu etkinlikte olacaksınız... Bu etkinliği değerlendirir misiniz? Nasıl bir farkındalık yaratacak?

E. Levinler: O kadar mutluyum ki! Açıkçası sosyal medyada Paris’te yapılan ‘Oysho Yoga’ etkinliğini ilk gördüğümde tüylerim diken diken olmuştu. “Ne güzel işler yapılıyor dünyada” diye düşünürken bunun Türkiye’de de yapılacak olması ve bu etkinliğin bir parçası olmak beni inanılmaz heyecanlandırdı. Oysho, 14 Ekim Cumartesi günü dünyada hızla yayılan sağlıklı yaşam ve açık havada spor konseptini herkesin deneyimlemesi için ücretsiz yoga eğitimi sunacak. Paris, Barselona, Madrid, Milano, Şanghay, Dubai ve Moskova gibi 16 ülkede 30 binden fazla insana ulaşan ‘Oysho Yoga’ etkinliği Feriye Palace’ta ilk kez gerçekleşecek. Boğaz’ın ortasında, köprüye ve tarihi yarımadaya karşı yogayı hayatının bir parçası haline getirmiş olan 130 kişilik güzel ve kalabalık bir grupla bir araya gelmek için sabırsızlanıyorum!

HELLO!: Eşinizle bugüne kadar dört kıta, 32 ülke ve 90’dan fazla şehir gördünüz. Gezmek sizin ruhunuza neler kattı?

E. Levinler: Gezmek ikimiz için de başka bir tutkuydu, buraya da gittik, gördük, yanına tik attık değil de o gittiğimiz yere anında adapte olup farklı lezzetler tatmanın, orayı yaşamanın keyfi, birlikte deneyimleyince kat be kat arttı. Her gittiğimiz yerde ruhumuz hikayelerle dolup taşarken, bunları insanlarla paylaşalım istedik.

“Oyunculuk hiçbir zaman varmak istediğim bir nokta veya hayalim değildi ama bugün geldiğim noktada, olduğum kişiye ve yapabildiklerime katkısı çok büyük.”

Elvin Levinler, “20 yaşındayken Hindistan’a gittim. Tek başıma, gönüllü olarak hiç bilmediğim bir yerde, hiç tanımadığım bir kültürde iki ay kalmak, bu hayatta beni neyin mutlu ettiğine, neyi yapmak istediğime karar vermemde etkili oldu” diyor.

“Hayatın ne getireceğini bilmiyoruz ama sevdiğim insanlarla birlikte kendimi güçlü ve hazırlıklı hissediyorum. Hatta ben de sabırsızlanıyorum, ileride bizi neler

bekliyor diye...”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.