Evde Parti yaptık 1D’yi de çagırdık!

Hey Girl - - BAŞ SAYFA - Yazı Arzu Dalyan

Bir doğum günü partisi versen, One Direction üyelerini davet etsen, onlar da gelse ne harika olur değil mi? Biz de öyle düşündük, parti nasıl geçerdi diye tahmin yürüttük!

Önce Harry…

Bütün gözler, daha içeri girdiği anda ona çevriliyor. Her yaştan güzel ona bayılıyor. Erkeklerse kıskançlıktan çatlıyor; o gözler, o saçlar, o fizik, o gülüş… Kendisi de bunun farkında, o yüzden kendine güveni tam. Kibarca gülümseyerek etrafa bakınıyor, parti sahibi olduğun için gözleri seni arıyor. Hemen yanına koşup sarılıyorsun, “Hoşgeldin” diyorsun. Parti çok kalabalık olduğu için özür dileyip diğer konuklarla da ilgilenmen gerektiğini söylüyorsun ama yanından ayrılmadan önce “Şuradan kendine yiyecek ya da içecek bir şeyler alabilirsin, keyfine bak” diyerek masayı gösteriyorsun. Harry, senin diğerleriyle ilgilenmenin sorun olmayacağını söylüyor. Arada bir yalnız takılacak kadar olgun biri o, yalnız alışverişe veya yemeğe çıktığı bile oluyor ne de olsa… Herkes yanına gidip onunla konuşmaya çalışıyor. Bazen yanıtlamak istemediği sorular da soruyorlar ama o nazik ve zeki yapısıyla işi şakaya vurarak bu sorulardan ustaca kaçmayı başarıyor. Kendine soğuk bir içecek alıyor ve diğer çocukları beklerken yeni insanlar tanımanın tadını çıkarıyor. Her zamanki gibi yine fotoğraf çekilmek isteyenleri kırmıyor.

SıRA NIALL’DA…

Hah, işte sarışın da geldi! Birazcık sakar olduğu için kapı girişindeki paspasa takılıyor ama düşmeden toparlıyor. Hiçbir şeyi takmadığından kendi haline o da gülüp geçiyor. Karşılamaya gidiyorsun. “Hoşgeldin” diyorsun, “Selam tatlım” diye karşılık veriyor. Utangaç gibi göründüğüne bakma, kendine güveni tam ve resmen flörtöz bu çocuk! “Bak, Harry şurada. Yanına git istersen” diyorsun. “Tamam, sen partinle ilgilen. Sorun yok” diyor. Tam Harry’nin yanına giderken üstü yiye- cek dolu olan masa gözüne çarpıyor. Bir tabak kapıp her şeyden doldurmaya başlıyor. Tipik Niall işte, çatlayana kadar yiyecek. Sonra Harry’nin yanına gidiyor. Harry’nin etrafını saranlar Niall gelince bu defa gözlerini ona dikiyorlar ve onunla da sohbet etmeye başlıyorlar. Herkes konuştukça görüyor ki o halen normal ve çok tatlı bir genç adam.

Ooo, Louis mi o?

Parti asıl şimdi partiye benzeyecek, çünkü tatlı yakışıklı mekana giriş yapıyor! Daha içeri girerken komik mimikler sergileyip, acayip bakışlar atıyor. Tüm dikkatleri üzerine çekiyor ve herkesi güldürüyor. Aslında Louis bunları kasten yapmıyor, yani amacı ilgi odağı olmak veya adını şebeğe çıkarmak değil. Onun yapısı bu, elinde değil... Hemen gidip karşılıyorsun tabii, o da her ne kadar eğlenmeyi seven ve umursamaz biri gibi görünse de aslında

çok düşünceli olduğu için sana “Yardıma ihtiyacın var mı?” diye soruyor. Sen gerek olmadığını, her şeyin zaten hazır olduğunu söylüyorsun ve ona Harry ile Niall’ın olduğu tarafı gösteriyorsun. “Peki, ben de öyle geçeyim o zaman” diyor ve komik dans figürleri yaparak yavaş yavaş diğer tarafa gidiyor. Görenler kahkaha atmadan duramıyor.

Assolistler Liam ve Zayn

Liam işini ciddiye alır, pek geç kalmaz aslında. Sen tam “Nerede kaldı ki bu çocuk?” diye düşünürken Zayn’le beraber geliyor. Turneye giderken bile yataktan çıkarılıp tur otobüsüne bindirilen Zayn yine uyuyakalmış, Liam da onu toparlamaya gitmiş tabii. Olgunluğu ve hassasiyetiyle tanınan, grupta “Babacık” olarak anılan Liam, geciktikleri için defalarca özür diliyor. Zayn hala biraz uykulu, tam açılamamış. O da mahcup, “Kusura bakma” diyor utanarak. Bu yataktan yeni çıkmış ve saçı başı tam yapılmamış haliyle o kadar tatlı ki kızamıyorsun ona. “Yok canım, ne olacak” diyebiliyorsun ancak. Hemen diğer çocukların yanına geçip onlar da bir şeyler atıştırmaya başlıyorlar. Niall ikinci tabağı da bitirsin, senin için birkaç şarkı söyleyecekler.

PARTI BASLASıN!

Evde imkanlar kısıtlı malum, ses sistemi, sahne vs. kurmak zor. O yüzden çocuklar kendi şarkılarına karaoke yapacaklar. Partiye, sana ne kadar güzel olduğunu hatırlattıkları “What Makes You Beautiful” ile başlıyorlar. Şarkıdaki, “Ne kadar güzel olduğunun farkında bile değilsin” sözlerini söylerken hep seni işaret ediyorlar. Sonra “One Thing” şarkısıyla devam ediyorlar, “Aklımdan çık, hayatıma gel” diyorlar. Sıra “Best Song Ever”a geldiğindeyse artık herkes kopuyor. Evde dans etmeyen, iyi vakit geçirmeyen tek bir kişi bile yok. Bu kadar coşunca çabuk yoruluyorsunuz, o yüzden şimdi biraz soluklanmanız lazım. Öyleyse romantizm zamanı! “Little Things” ile seninle ilgili her detaya bayıldıklarını anlatıyorlar. “You & I”da sizin aranıza hiçbir şeyin, hiç kimsenin giremeyeceğini üstüne basa basa söylüyorlar. Bu kadar duygusallık yeter deyip yeniden hareketleniyorlar ve “Kiss You”u patlatıyorlar. Günü “Midnight Memories” ile bitiriyorsunuz. Akşam tatlı bir yorgunlukla yatağa gittiğinde, beş yakışıklının gözünün içine bakarak şarkı söylediği, kendini dünyanın merkezinde hissettiğin bu doğum gününü hiçbir zaman unutamayacağını biliyorsun ve tatlı tatlı rüyalara dalıp partiye orada devam ediyorsun…

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.