RÖPORTAJ

... ❛❛sehrin iki yakas.ini da c.ok seviyorum❜❜

Istanbul Life - - Editör - Röportaj ve Styling: BURÇAK ŞENER Fotoğraflar: SERHAT HAYRİ Saç ve Makyaj: ONUR MARANGOZ Fotoğraf Asistanı: BURAK ELMALI

Can Yaman ile kapak çekimimiz için Nişantaşı sokaklarını dolaştık. Oyunculuk serüvenini, gelecek planlarını ve İstanbul’u konuştuk.

‘Dolunay’ dizisinde canlandırdığı Ferit karakteriyle izleyicinin beğenisini kazanan Can Yaman’la Nişantaşı’nda buluştuk. Şimdilerde tüm zamanını dizi setinde geçiren yakışıklı oyuncuyu boş bir gününde yakaladık, şehrin tam ortasında, ılık bir sonbahar gününde kasım sayımızın kapak çekimi için deklanşöre bastık!

❛BİR CAMBAZIN İP ÜSTÜNDE YÜRÜMESİ GİBİ OYUNCULUK YAPACAK KİŞİNİN DE DUYGULAR ÜZERİNDE O DERECE USTACA YÜRÜMESİ GEREKİR.❜

Can Yaman'ı ‘Gönül İşleri' dizisinde gördüğünüz o anı hatırlıyor musunuz? Canlandırdığı Bedir karakteriyle hafızalara kazınmıştı. O günden bu yana ara vermeden devam ettiği oyunculuk serüvenine şimdilerde sezonun en iddialı yapımlarından ‘Dolunay' dizisinin Ferit'i olarak devam ediyor.

Kasım sayımızın kapak çekimi için rotamızı Nişantaşı'na çevirdik. Saat 12.00… Çekim için buluşacağımız mekandayız. Tam da sözleştiğimiz saatte Can Yaman içeri giriyor. Bir önceki gece setten çok geç saatte çıkmış olmasına rağmen çok enerjik ve güler yüzlü. “Biraz soluklanmak ve kahve içmek ister misin?” diye soruyoruz… “Hadi başlayalım!” diyor. İlk intiba olarak belki biraz mesafeli ama Can Yaman'la sohbet etmeye başlayınca, onun eğlenceli ve sıcakkanlı bir insan olduğunu fark etmek uzun sürmüyor. Çekim süresince geri çevirmeden etrafını saran tüm hayranlarıyla ‘en kocaman gülümsemesiyle' poz verip sohbet ediyor.

Aslında bir avukat Can Yaman. Hukuk fakültesini dereceyle bitirmiş… Fakat yolu “Ben de boş değildim bu fikre” dediği oyunculukla kesişince aktörlük serüveni başlıyor. Bu kesişme 'Gönül İşleri', 'İnadına Aşk', 'Hangimiz Sevmedik?' ve 'Dolunay' gibi çok beğenilen yapımların başrolüne taşıyor onu.

Hayattan keyif almayı bilen, eğlenceli, inandığı işlerin ve duyguların peşinden koşan bir Can Yaman'la karşı karşıyayız. Hikayesi, gelecek projeleri, İstanbul'u... Şahane bir çekim gününden geriye kalanlar ve tüm merak ettiklerimizle sayfalarımızda Can Yaman! Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunusunuz. Aktörlüğe nasıl geçiş yaptınız? Hikayeniz nedir? Avukatlık yaptığım dönemde meslektaşlarımdan biraz farklı görünüyordum sanırım. Çünkü, gerek adliye çalışanlarından, gerekse hakimlerden oyunculuk yapmam gerektiği hakkında çok fazla yorum alıyordum. Aslında ben de boş değildim bu fikre. Sonrasında şu an hala birlikte çalıştığım menajerlerim Cüneyt Sayıl ve İlker Bilgi'yle tanıştım. Bir eğitim ve kariyer planı çizdik. ‘Gönül İşleri'yle başladığımız serüven dördüncü projemiz olan ‘Dolunay'la devam etmekte.

Bildiğimiz kadarıyla bir de hukuk büronuz var... Evet, bir hukuk bürom var. Dışardan koordinasyonunu yaptığım ve beni bir şekilde avukatlık mesleğimle birleştiren bir mekan. İki değerli arkadaşım Burak İplikçi ve Nazlı Öztürk ile birlikte davalarla ilgilenmeye devam ediyoruz.

Oyunculuğun sizi en zorlayan kısımları neler? Oyunculuk duyguları tanımayı gerektirir. Bir cambazın ip üstünde yürümesi gibi oyunculuk yapacak kişinin de duygular üzerinde o derece ustaca yürümesi gerekir. Oyunculuğun oyuncuyu zorlayan kısımları da var elbette. Sürekli yaşanan duygu değişimi, mizansen, ezber, yetişme telaşı gibi... ‘Dolunay'dan bahsedelim biraz da. Sezonun en beğenilen projelerinden birisi oldu... Gelen tepkiler, yazılan yorumlar hep pozitif. Siz bu ilgiyi bekliyor muydunuz? ‘Dolunay' projesini menajerlerimle birlikte ilk okuduğumuzda çok pozitif bir duygu geçti bize. Romantik komedi gibi görünse de aslında içinde yatan çok derin durum ve duygular var. Bizi senaryo, yapımcımızın yüksek enerjisi ve sonrasında oyuncu kadrosu bu projeye inandırdı. Sonrasında sevgili izleyicilerimizin de dizimizi beğenmesi, çok izlemesi çok doğru bir karar verdiğimizi gösterdi bize. ‘Dolunay'ı ve canlandırdığınız Ferit'i bir de sizden dinlesek. Aranızda benzer özellikler var mı? Aslında çok benzer karakterleriz diyemem ama zamanla Ferit ile Can biraz benzerlikler göstermeye başladı. İkisinin sevgi dolu olmasına rağmen şeffaf duvarları var.

Yakınlarına sahip çıkmaları, kollamaları hem Can'da, hem de Ferit'te aynı. Ama Ferit bana göre biraz fazla takıntılı ve kontrolcü. Ben biraz daha rahatlık severim. Fiziksel olarak da modaya bakışımızda farklar var. Ferit takım elbise adamı ben ise şık ama salaş giyim severim. Ekranda gördüğümüz kadarıyla Özge Gürel ile çok güzel bir enerji yakaladınız... Özge çalışması çok zevkli bir partner. Karakteri ve enerjisi benimle çok örtüştü. Sanırım bundan dolayı da ekranda güzel bir çift olduk. Siz de izlerken bunu hissetmiş olmalısınız.

Set ortamınız nasıl? Dizilerin saatlerinin bu denli uzamasından dolayı artık biz oyuncular neredeyse tüm günümüzü sette geçirir olduk. Tabii bu uzun saatler set çalışanları ve ekiple bir zaman sonra sizi aile gibi yapıyor. Çok sıcak, samimi ve işini büyük bir profesyonellikle yürüten bir set ekibimiz var. Sanırım şanslı sayılabilirim. ‘Dolunay'la birlikte daha da artan bu ilgi sizin şehirdeki hayatınızı nasıl etkiliyor? Eskiden daha rahat gidebildiğiniz yerlere artık bu yoğun ilgiden gidemediğiniz oluyor mu? ‘Dolunay' izleyicisi çok kibar ve cana yakın. Gittiğim yerlerde sağ olsunlar ilgi gösteriyorlar ama hiçbir zaman taciz ya da rahatsız etme boyutuna taşınmadı bu ilgi. Ben yine her zamanki gibi rahat bir şekilde eskiden gittiğim yerlere gidebiliyorum. Çekim boyunca da sürekli hayranlarınızın merceği altındaydınız... Evet, hatta fan grupları bizim set mekanlarımızı bulup sürpriz ziyarete bile geliyorlar bazen. Projeye sevenlerin bu kadar sahip çıkmış olmaları dizinin başarılı olmasında çok paya sahip. Setteki ilk gününüzü hatırlıyor musunuz? Nasıl hissetmiştiniz? Heyecanlı mıydınız? Hatırlamaz mıyım? ‘Gönül İşleri' dizisinde Bedir karakterini canlandıracağım ve bakın şansa, ilk sahnem de oyunculukta usta bir isim olan Bennu Yıldırımlar ile! Sahne şu şekilde, Bedir köyden gelmiştir ve düğün organizasyonları yapan bir mekanda çalışmaya başlamıştır. Süslemeleri mekanın içinde arar durur. “Süslemeler, süslemeler... Nerede bu süslemeler?” Bu repliği sabaha kadar çalıştığımı hatırlıyorum. Çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Set dışında kalan zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazen günde 20 saate varan çalışma zamanımız oluyor. Bırakın program yapmayı, çoğu zaman öğün atlıyorsunuz. Eğer boş bir zaman yakalarsam spor yapmaya, kaçırdığım filmleri izlemeye ve ailemle zaman geçirmeye çalışıyorum. Siz şehrin tadını nasıl çıkarıyorsunuz? Gitmekten keyif aldığınız semtler, müdavimi olduğunuz mekanlar var mı? İstanbul'u genel olarak çok seviyorum. Hani derler ya dünyanın en güzel şehirlerindendir İstanbul diye, ben de bu söze katılıyorum. Hem ofisimin bulunduğu semt olması, hem de kendi semtim olmasından dolayı Bebek'te çok zaman geçirdiğimi söyleyebilirim. Gittiğim mekanlarda kendimi evimde gibi hissetmek isterim. Bundan dolayı bana samimi ve sıcak gelen bir mekan varsa tercihim öncelikle orası olur. Yeni yerler keşfedeceğim diye maceraya atılmam. Liseyi İtalyan Lisesi'nde okudunuz. Tomtom Mahallesi, Beyoğlu... Bu lokasyonlar sizin için ne ifade ediyor? Çocukluğumun sonlarını anımsatıyor bana. İnsanın bu yaşlarında zamanını geçirdiği mekanlar bir fotoğrafın duvarda asılı kalması gibi hafızada asılı duruyor. Güzel yıllardı...

Bu şehrin hangi tarafı size ilham veriyor? Şehrin iki yakasını da çok seviyorum. Evim Anadolu Yakası'nda, işim Avrupa Yakası'nda. Yani iki kıtaya da hemen hemen her gün geçiyorum. İstanbul Boğazı sanırım onu gören herkese verdiği o güzel duyguları bana da veriyor diyebilirim. Spor hayatınızın neresinde duruyor? Düzenli spor yapıyor musunuz? Sporu çok sevmeme birçok spor dalıyla yakından ilgilenmeme rağmen ne yazık ki zamansızlıktan yeteri kadar spor yapamıyorum. Evime mini bir spor salonu kurdum bazen setten geç saatte de gelmiş olsam sporumu yapıp öyle yatıyorum.

Yediklerinize dikkat eder misiniz? Aileden gelen marifet sanırım, babam da annem de mutfak konusunda çok marifetli. Ben de çok ilgiliyim ve güzel yemek yaparım. Genelde sağlıklı besleniyorum diyebilirim. Özel otlar, sebzeler, vitamin takviyeleri gibi... Nerdeyse bir aktar kadar bilgiye sahibim denebilir. Sinema filmi için var mı teklifler? Sayısı her geçen gün çoğalan hayranlarınız sizi beyazperde de izlemek istiyor. Ben de sevenlerimle beyazperde de buluşmak istiyorum. Birçok sinema filmi projesi geliyor. Fakat bir film çeke-

❛BEYAZPERDE DE SEVENLERİME TERS KÖŞE YAPIP GÖRMEDİKLERİ BİR CAN YAMAN'LA ÇIKABİLİRİM KARŞILARINA

bilmek için bir ayınızın tamamen boş olması gerekir. Haftalık repo zamanımızla hem dizi hem sinema filmi ne yazık ki teknik olarak çekilemiyor. Ama bu yaz bu fikir için zaman yaratacağım sanırım. Peki, beyazperde de nasıl bir rolü canlandırmak istersiniz? Projesine inandığım ve kendi iç dünyamda karakterle paralellikler yakaladığım tüm roller olabilir. Beyazperde, televizyona göre daha cesur anlatabiliyor hikayesini. Belki sevenlerime ters köşe yapıp görmedikleri bir Can Yaman'la çıkabilirim karşılarına.

Beraber rol almak istediğiniz isimler kimler? Sanırım sevgilim Bestemsu Özdemir ile bir projede yer almak güzel olabilir. Kız arkadaşınız Bestemsu Özdemir de, siz de oyuncusununuz. Siz birbirinizin projeleriyle ilgili, kariyer planlarınızda birbirinizi yönlendiriyor musunuz? Yönlendirme değil ama birbirimizin fikrini alıyoruz ve önemsiyoruz. Nihayetinde herkes fikrini söylemiş oluyor. Ama yönlendirmek ve karışmak söz konusu değil. Kariyer planlamamızı ikimizde kendi çalıştığımız profesyonel ekibimizle yapıyoruz. Gece çok uykunuz varken hangi filme denk gelseniz sizi uyanık tutar? Bazen set sonrası geç saatlerde özlediğim ya da sinemada gidemediğim bir filme denk geldiğim oluyor. Ama teknoloji bu sorunu çözdü. İnternetten filmi indirip telefon ya da tabletimde zaman bulunca aralarda izliyorum. Son olarak sizi istediğiniz bir filmin içine ışınlayalım. Hangi film olsun bu? ‘Truva' veya ‘Game Of Thrones' gibi işlerin setlerinde de bulunmak isterdim. Oradaki hummalı çalışmayı görmek, o anlara tanık olmak isterdim.

CAN YAMAN'IN İSTANBUL'U

İstanbul'u hiç görmemiş birine bu şehri anlatacaksınız. En sık kullanacağınız kelimeler ne olurdu? İstanbul birçok şaire, yazara, müzisyene, ressama ilham olmuştur. Ama ben İstanbul'u hiç görmemiş birine anlatacak olsam sanırım cümlelerimin arasında en çok ‘şahane' kelimesi öne çıkardı.

İstanbul'da en sevdiğiniz semt... İstanbul'da en sevdiğim semt, çocukluğumun geçtiği Suadiye ve Kozyatağı civarı…

İstanbul'da hiç gitmediğiniz bir semt var mı? Oyunculuğun bir artısı da birçok yerde çekim yapmanız ve hemen hemen her yere gitmeniz oluyor. Ayrıca ben çok taşınan biri oldum bugüne kadar, her dizimde setin durumuna göre semt değiştirdim. Çocukken de annem birkaç defa ev değiştirirdi, babam sürekli farklı yerlere taşınırdı. O yüzden İstanbul'a hakimimdir. Zannetmiyorum gitmediğim bir semt olduğunu. Ama gün geçtikçe İstanbul büyüyor ve yeni semtler ekleniyor.

Bu şehrin tadını en çok kimler çıkarıyor sizce? Galiba sanatçılar ve öğrenciler. Özellikle genç nüfusun ve öğrencilerin fazla olduğu semtlerde enerji bir başka oluyor.

Şehrin en iyi kavuşma mekanı sizce neresi?

Kız Kulesi.

Bu şehirde en çok sevdiğiniz tarihi simge hangisidir? Benim sevdiğim birçok tarihi doku var, özellikle birini söyleyemem, burası yabancıların elinde olsa ne güzel değerini bilip temiz tutarlardı diyebileceğimiz. Ama maalesef gerekli değer verilmiyor, bu duruma çok üzülüyorum. Venedik'te bir gün bir bina yanmış ve devlet yerine çok lüks bir bina yapmış. Bu duruma halk ayaklanmış 'Siz nasıl bu tarihi dokuyu bozarsınız şehrin ahengini mahvedersiniz!' diye. Bunun üzerine o lüks yer yine yıkılmış ve eski tarihi dokudaki binanın aynısı

yapılmış. Bu örnek alınması gereken bir zihniyet bence...

Akşam yemeği için tercih edeceğiniz üç yer... Yoğun iş temposundaysanız ve şehir merkezine uzak yaşıyorsanız aksam yemeği için çok alternatifiniz olmuyor maalesef. Ama ben şanslıyım sanırım, çünkü bir şef kadar iyi yemek yapabilen bir babaya sahibim. Uzun saatler trafik çekip sonra da bir mekana hapsolmaktansa akşam aile sofrasında babamın pişirdiği yemekleri yemeyi tercih ediyorum.

En sevdiğiniz yürüyüş parkuru? Suadiye ve Bebek sahilleri... İkisinde de size eşlik eden en güzel şey deniz.

Türk kahvesi içilebilecek en iyi adres? Bizim kahvemizin çok özel olduğunu bilsem bile çocukluktan beri Türk kahvesiyle çok aram olmadı. Fincanın küçük ve kıvamın yoğun olmasından dolayı olabilir. Ben daha çok filtre kahve severim. Onun için özel bir mekana gerek yok. Makinalarda marifet.

En çok sevdiğiniz eğlence mekanı neresidir? Lucca, hemen üst katında avukatlık ofisim de var. Hem iş hem eğlence...

Sokaktan ne yemeyi seversiniz? Hangi sokaktan geçtiğimle alakalı biraz. Önümüz kış. Yürüyüş yaparken sıcacık kestane hiç fena olmaz.

İstanbul olmasaydı nerede yaşamak isterdiniz?

Sanırım deniz ve doğanın birleştiği Bodrum olabilir.

SON…

Okuduğunuz kitap...

Kapağında yer aldığım ‘Lacivert'.

Aldığınız albüm... Artık müzik marketler kalmadığı için sevdiğimiz şarkıları elektronik ortamda indiriyoruz. Ama en son Levent Yüksel'in ‘Med Cezir' plağını aldım.

Gittiğiniz konser...

İskoçya'da Madonna konserine gitmiştim.

İzlediğiniz film...

En son izlediğim film James McAvoy'un rol aldığı 'Split'.

Kazak COS Mekan THE SOFA HOTEL

Deri Ceket MANGO Gömlek NETWORK Kazak FRED MELLO (Vakkorama)

Kazak MANGO Mekan THE SOFA HOTEL

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.