kitabımın kapağında bir arkadaş: kerem güney

Kitap - - SENNUR SEZER -

Gençlik arkadaşlarımın önemli bölümünün yer aldığı bir fotoğraf 1986’da yayımlanan bir kitabımın kapağında yer aldı: Bu Resimde Kimler Var. Bir spor salonunda sandalyelere kurulmuş bir gençlik kalabalığı. Yer İtalyan Lisesi: Ayton Sert, Komet, Yaman Tüzcet, Müjdat Gezen, Beşgen Dergisi yöneticileri, kardeşim, Kâmil Uğurlu, Nevzat Kuzu onların yanında Celile Toyon ve “asi gençlik lideri ve fikirsel öncü gençliğinin sesi” olarak ünlenecek Yavuz Erten. Fotoğrafta görünmeyenler arasında bu şiir gününü düzenleyen Mehrizat Poyraz, Bin İkinci Gece’nin şairi olarak ün yapan Bekir Sıtkı Erdoğan ve (şimdi Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı) Üstün Akmen var. Henüz hiçbirimizin kitabı, sergisi falan yok. O sıra aramızdaki tek gerçek ünlü (ve hepimizden büyük) Bekir Sıtkı Erdoğan. Heybeli Deniz Lisesi’nin de edebiyat öğretmeni. Ayhan Kırdar, Mehmet Kaplan’ın dikkatini çekmek üzere olmalı. Yavuz Erten de kendini “Asi gençlik lideri ve fikirsel öncü gençliğinin sesi” olarak ünlü kılacak Bunaltı dergisini çıkarmaya henüz başlamış olmalı. Bunaltı dergisini tanıtmak için bir de sergi hazırlamış Yavuz, herkesin dilinde. Büyük bir olay çıkması bekleniyor. Sonunda Moda’daki bir çay bahçesine gittik alay malay. Merdivenlerle asfalttan epey aşağı indik, bahçenin içindeki ağaçlarda boy boy kemikler, hayvan kafası kemikleri ve kan etkisi versin diye bol kırmızı boya. Gazeteler pek söz etmedi. Ama Bunaltı içeriğinden dolayı arada bir soruşturuldu.

Yavuz 6 Eylül 1939 tarihinde İstanbul’da doğmuştu. Babası terziydi. Onun yanında çıraklığa epey erken başlamış. Babasının bütün arkadaşları müzisyenmiş. Müzikle erken tanışmış. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra birkaç yıl ga- zetecilik yaptı. 1961’de şiir kitabını (Kitabın adını ne ben hatırlıyorum ne hatırlayanı bulabildim.) 1962 yılında Bunaltı’yı yayımladı. Sigortacılık ve spikerlik gibi işlerin arasında on beş fotoroman ve iki filmde de oynadı... (Asi Gençlik denince akla gelen James Dean’e benzemesi avantajıydı.) Bu yeni hayatına yeni bir ad buldu: Kerem Güney. 1969’da ilk 45’lik plâğı çıktı. Plâğın ön yüzünde “Sev Desen Sevemem ki”, arka yüzünde de “Aşk İnsanı Ağlatır” şarkıları yer alıyordu. Aynı yıl “Nokta Noktam” ile “altın plak” aldı. ‘Sonra şıkır şıkır bir melodiyle bir Sabahattin Ali şiiri dolaşmaya başladı müzikli mekânları: Aldırma Gönül. Plakçılardan aynı kıvraklıktaki melodilerle Nâzım Hikmet dizeleri yansıdı sokaklara: Kerem Gibi, Kıymayın Efendiler, Mavi Gözlü Dev... Bir magazinden Kerem Güney adının oğlunun adı olduğunu öğrendik. Ben pek karşılaşamadım Yavuz’la, aynı yerlere uğramıyorduk. Ama bestelerini sık sık dinledik, çok ünlüydü. Telif Hakları Yasası olsaydı zengin de olabilirdi. “Elveda Meyhaneci” bile yeterdi buna. Haberini öteki ünlü arkadaşlarımızdan alıyordum. 2000’li yıllarda Bodrum’un Akyarlar Köyü’ne yerleşmiş.16 Kasım 2012’de 73 yaşında kalp yetmezliği nedeniyle öldü. Gazetelerden birinde gördüm. Cenazesinde o fotoğraftan kimse yoktu herhalde. Yolum Bodrum’a düşerse Fener Mezarlığı’na bir demet çiçek borçluyum, gençliğimin anısına borcum bu benim.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.