çocukluğum yurdumdur: 31. istanbul kitap fuarı’nın ardından

Kitap - - AYFER GÜRDAL ÜNAL -

25 Kasım günü kapanan ve “Çocukluğum Yurdumdur” sloganı etrafında şekillenen 31. İstanbul Kitap Fuarı çocuk ve gençlik edebiyatına okur, yazar, çizer, yayıncı olarak gönül vermişleri mutlu ederek son buldu. “Onur Yazarı” Gülten Dayıoğlu önümüzdeki sene meslekte 50. yılını kutlayacaktı ve sözcük sözcük döşediği yollarda yetişen üç kuşağın sevgi halesiyle fuar süresince kuşatıldığına tanıklık etmek güzeldi. “Onur Konuğu” ülke Hollanda idi. Hollandalı çocuk edebiyatı çizerlerinin sergisinden doğallık, neşe, muziplik ve özgürce ifade edilmiş yaratıcılık fışkırıyordu. Fuar boyunca düzenlenen 100 etkinlikte çocuk ve gençlik edebiyatının temel sorunları tartışıldı, yaratıcılar eserlerine ilişkin okurları ile söyleşi olanağı buldu. Kimi atölyelerde çizerler çocuklarla beraber yaratmanın zevkini yaşadı. Yayınevleri fuar için hazırlanmıştı ve çok sayıda yeni kitap basılmıştı. Tümünü listelemek mümkünse de anlamlı değil. Ben bu yazımda iki kitabı seçtim. Bir tanesi fuar için en çok sayıda kitabı basan Tudem’in “Mavi’nin Mutluluğu” isimli harika eseri. Simla Sunay yazmış, Gökçe Akgül resimlemiş. Gökçe Ateş Aytuğ da editörlüğü üstlenmiş. KOCAMAN BRAVO tümüne!

Kitap değişik açılardan beni heyecanlandırdı:

İlki Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu ve onun yaratım sürecini konu alan bu kitap bildiğim kadarı ile çocuklarla Türk yaratıcıları buluşturan ilk özgün eserimiz. Batıda değerli yaratıcıların yaşamlarını çocuğa görelik ilkesi doğrultusunda işleyen (Örnek: Duke Ellington: Piano Prince and His Orchestra, The Boy who Drew Birds: A Story of John James Audubon, Frida veya Snowflake Bentley) çok kaliteli eserler olmasına karşın bizde yayıncıların risk aldığı bir alan değildi bu. Onun için Tudem’e bu riski aldığı için kocaman bir teşekkür.

İkinci olarak tüm kitabın Bedri Rahmi’nin “Sanatı tarif etmek zorunda olsam oyundur derim” sözünü haklı çıkaracak biçimde neredeyse neşeli bir oyun oynarmışçasına tasarlanmış olması. Bu oyuncu ruha hem renk seçimi, hem çizgi roman tekniği, hem yerleştirilen espriler, heyecanlı seslenişler ve ünlemler çok isabetli biçimde hizmet ediyor.

Üçüncü olarak Bedri Rahmi’nin çok yönlülüğü dozunda hissettirilmiş ve seçilen şiirler öyküyü ilerletmek için kullanılmış. Çoklu değişkenler bir potada çok dengeli kaynaştırılmış.

Dördüncü olarak Simla Sunay derinlemesine çalışmış, araştırmış, okumuş, görüşmeler yapmış, Bedri Rahmi’nin yaşamını, eserlerini, sanata bakışını içselleştirmiş ve sonunda bu eseri, yarattığı Mavi ve Çebiş karakterlerinin desteği ile de çocuğa görelik ilkesine saygıyla ortaya çıkarmış. Mimari bilgi birikimini resimli kitabın yapısını kurmakta kullanmış ve bu da işe değer katmış. Simla Sunay, mesleği ile desteklediği bu özgün damarı dilerim çocuklar için başka projeler yaratmakta da kullanır.

Beşincisi farklı sosyal gruplardan (Çebiş ile B. Rahmi) ve farklı yaş gruplarından (Mavi ile B. Rahmi) ve farklı tahsil gruplarından (Çebiş, Mavi, B. Rahmi) olan kişilerin sanat aracılığı ile birleşebileceğini ve paylaşacak ortak paydalar bulacaklarını çok güzel sezdirmiş.

Son olarak kitap çocuğa ben de yaratabilirim- yapabilirim gücünü veriyor. Yetişkine ise bir edebi eserde olması gereken çoğul okumalar için alan tanıyor. Üstü örtük biçimde sunduğu iletilerden biri çocuğunuzun özgünlüğüne saygı duyun, bırakın kendini özgürce ifade etsin. Dilerim bu iletiyi arının yaptığı gibi emebilir yetişkinler. Bir başka okur “Mavi’nin Mutluluğu” isimli eserden, içinizdeki çocuğun sanatsal seçimlerine kulak vermeyi bilin iletisini alacak, bir diğeri koşup Bedri Rahmi’nin şiir kitabını edinmek isteyecektir. Okur sayısı kadar yorum biçimi olacak ama ne biri “daha doğru” ya da diğeri “görece yanlış” olacaktır. Metnin sunduğu olanaklardan kendi kaplarını meşreplerince doldurup eleştirilerini yine birikimlerince yapacaklardır. Güzellikten etkilendiğimde huyumdur, coşar bitirmek bilmem. Burada kesip bu kitabı önce kendinize sonra çocuğunuza armağan etmenizi öneriyorum.

İkinci seçtiğim eser bu alana 32 yıldır hizmet veren Mavibulut Yayıncılık tarafından yayımlanan “Fa Usta’nın Kemanları” isimli anlatı. Usta yazarımız Fatih Erdoğan eseri önce oyun şeklinde üretmiş ve bu şekliyle eser, Tudem Edebiyat Ödülleri “Tiyatro” dalında 2005 yılında üçüncülük ödülü almış. Daha sonra anlatıyı bir de roman biçiminde düzenleyen Erdoğan her iki biçimi birlikte basarak çok isabetli bir iş yapmış. İki değişik türün özelliklerini belirginleştirmiş, örneklemiş ve karşılaştırmayı kolaylaştırmış. Ayrıca sınıf içinde okuma tiyatrosu biçiminde işlenmeye de olanak sağlamış.

“Fa Usta’nın Kemanları” Solfasol ülkesinde geçiyor. Solfasol ülkesi asırlardır komşu ülke Remido ile savaşta. Ancak her iki ülkenin kralları bu anlamsız savaşın acı ve yoksulluk dışında bir şey getirmeyeceğine inanıp barış imzalamayı başarırlar. Savaşın yerini her yıl hasat zamanı yapılan Solfej şenlikleri almış ve bu şenlikte en iyi keman yarışmasını kazanmak ülkeye en büyük onuru getirmekle eşdeğer olmuş. Bu yarışmaları genellikle Solfasol ülkesi kazanıyor çünkü ünlü keman yapımcısı Fa Usta bu ülkede yaşıyor. Öyle bir usta ki bu Fa Usta daha ağaç fidanken onun içinde saklı şarkıyı duyabiliyor. Kral Solfa’nın en büyük isteği oğlunun bu keman yarışmasını kazanmasıdır ancak kralın oğlu Refa çok yeteneksiz, kızı Pren- ses Lare ise keman çalmada bir o kadar yeteneklidir. Ancak kralın kafasına hükmeden bir gelenek vardır. Asırlardır kralların yerlerine geçenler erkek çocuklar olmuş ve onlar da çok iyi keman çalmak zorundaymışlar. Bu nedenle kral oğluna ve onun keman hocasına sürekli baskı yapmaktadır. Ne acı ki keman çalma isteği ve yeteneği baskı ile sağlanabilecek bir durum değildir. Hal böyleyken söylentiler ayyuka çıkar ve komşu ülkenin kralının kulağına kadar gider. Kral fırsatı hiç kaçırmaz. Sözde iyi niyetli gözüken bir yaklaşımla bir mektup kaleme alır Kral Remi. Bu mektupta dedikoduları anlatır. Bu söylenenlere hiç inanmadığını, ziyarete geleceğini, ziyarette Prens Refa’nın çaldığı kemanı dinleyeceğini beyan eder. Bu mektup yoldayken Prenses Lare, kıskançlığına yenilip bir öfke anında kraliyetin en iyi kemanını, Fa Usta’nın yaptığı eşsiz kemanı kırar. Tam o sırada mektup da Solfasol ülkesine varır. Şimdi bu çıkmaz durumdan nasıl kurtulunacak? Prens ile prenses kraldan gizli bir plan yaparak, Fa Usta’nın da yardımı ile bu planı uygularlar. Kemanı prens çalıyormuş gibi yapar hâlbuki asıl ses görünmeden çalan prensesin kemanından çıkar.

Zevahir kurtarılır kurtarılmasına ancak bu dürüst olmayan çözüm Prens Refa’nın bütünlüğünü etkilemekte, bu yalan onu çok rahatsız etmektedir. Gerisini açıklamayacağım ancak bu eserin iki iletisi var. En zor koşullar altında dahi dürüstlük en iyi seçenektir. İkincisi de bir şeyi çok istersen yapamayacağın hiçbir şey yoktur. “Fa Usta’nın Kemanları”, cinsiyet ayrımcılığına ve sosyal statüye göre ayrımcılığa da olay örgüsü içinde eleştiri getirerek bu konulardaki farkındalığın artmasına katkı sağlıyor. Eser klasik Fatih Erdoğan espri anlayışını ve temiz, akıcı bir Türkçe’yi de içerdiğinden çok kolay okunuyor. 3–4–5. sınıflara önerilir.

Yılın son yazısıydı. Vedaya tabii ki koca reisten Bedri Rahmi’den bir şiir, Marifet yakışır. Marifet hiç ezilmemek bu dünyada/ Ama biçimine getirip ezerlerse/ Güzel kokmak/ Kekik misali/ Lavanta çiçeği misali/ Fesleğen misali/ Itır misali/ İsa misali/ Yunus misali/ Tonguç misali/ Nâzım misali

Ezmeden ezilmeden saçtığınız sevginin mis kokusuyla geçsin Aralık ayınız.

ahru@tnn.net

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.