Iyiye,güzele,umuda

Kitap - - ANASAYFA - AYFER GÜRDAL ÜNAL

Bu ay tanıtacağım kitap, İpek Ongun’un “Anlat Anneanne” isimli özyaşam öyküsü. Çocuk ve ilkgençlik çağına kendini adamış yazar sayımız az olduğundan bu alanda yazılmış özyaşam öyküleri daha da değerli oluyor. İpek Ongun bu eseri ile hem geleceğe kalıcı bir belge sunuyor, hem de Cahit Uçuk, İsmet Kür, Muzaffer İzgü, Gülten Dayıoğlu, Nur İçözü ile gelen özyaşamöyküleri zincirine bir halka ekliyor. Önce İpek Ongun’un eserlerinin Anadolu’da yaşayan genç kızlarımız üzerindeki etkisine nasıl tanık olduğumu anlatarak başlamak isterim. Yıl 2004 idi ve ben İLKYAR Vakfı ile Malatya, Tunceli, Erzurum, Bayburt, Giresun, Sivas, Ordu, Tokat illerinde14YIBO,2köyokulunukapsayan güzprojesinekatılmış,çocukedebiyatıetkinlikleri yapıyordum. Girdiğim sınıflardan5.ve6.sınıflarınkızöğrencilerininneredeyse tamamı en sevdikleri yazar olan İpek Ongun’un adını veriyordu. “Neden?” diye sorduğumda “Bize hayatı anlatıyor”dan tutun, “Yer sofrası dışında yemek nasıl yenir’i ben onun kitaplarından öğreniyorum”a uzanan bir yelpazede yanıtlarla karşılaştım. Gençler, sınırlı bütçe sahibi olduklarından İpek Ongun kitabı sırasına girdiklerini anlatıyorlardı. Paralarını birleştirip bir kitap alıyorlar, sonra kitabın sırasına yazılıp okumak için sırada bekliyorlardı. İpek Ongun’u aklına güvenecekleri,önerilerinidikkatledinleyecekleribir yazarablaolarakgördükleriaçıktı. “Anlat Anneanne” kitabını, İpek Ongun’un bugüvenenasıllâyıkolduğununöyküsüolarakokumakmümkün.Yazaröncüsüolduğu “İlk Gençlik Yazını” alanındaki felsefesini kendisözleriileşöyletanımlıyor(s.399):

1.“İlkGençlikYazını”nınamacıbanagöre, eğlenerek eğitmek olmalıydı. Çocukluktan gençliğe geçiş döneminde, o sancılı kişilik arayışında gence destek ve yardımcı olmalıydı.

2. Gence, sorgulamayı, sorgulayarak düşünmeyiöğretmeliydi.

3. “İlk Gençlik Yazını” gençlere evrensel değerleri öğretmeliydi. Adalet duygusu, hakşinaslık,dürüstlük,doğrusözlülükvedemokratikbiranlayışınuzunvadedegalipgelenöğelerolduğuanlatılmalıydı.

4. “İlk Gençlik Yazını” hayatımızda sanatın önemine vurgu yapmalıydı. Sanatsız bir toplumun,müziğin,resmin,heykelin,kitapların,dansınolmadığıbirtoplumunnasılda kupkuru kaldığı anlatılmalı, örneklerle gössterilmeliydi.

“Anlat Anneanne”, bu felsefenin yaşamdan nasıl damıtıldığının da öyküsü. Atatürk hayranı bir ailenin tek çocuğu İpek Ongun. Annesiçokseverekevlendiğieşininçapkınlıkları karşısında 1940 yıllarda tek başına ayakta durmaya karar verip çocuğu olmuşken okula geri dönerek öğretmenlik belgesi alıp yaşamını kızıyla beraber sürdürmeyi göze alabilen bir kadın. İpek Ongun 5 yaşındayken boşanma gerçekleşiyor. Çocukluğunu “Yalnız bir çocukluk” diye tanımlayan Ongun, bu yalnızlığı faydaya dönüştürmeyi başaranlardan. Bu durumu kendi sözleri ile görelim(s.89):

“İki tür yalnızlık var hayatta. Yalnız başına olmak başka, yalnızlık çekmek başka. Yalnız başına olmak beni hiç rahatsız etmezdi. Tam tersineyalnızlıkbenibenyaptıdiyebilirim.Daha güçlü olmayı öğretti. Kendi kendine yetmeyi, okumayı, düşünmeyi, sürekli bir şeyler üretmeyi,yazmayıöğretti.”

Ongun, öğrenimini Arnavutköy Amerikan Koleji’nde sürdürüyor. O sınıftan üç yazarçıkıyor:RahmetliTomrisUyar,AyşeKulinveİpekOngun.

3.sınıftaykendefterine“Büyüyüncemeşhur bir muharrir olmak istiyorum” diye yazan Ongun, meşhur bir muharrir olmuş olmasına da bu yönünü zenginliklerinden sadecebiriolaraktutmayıdabaşarmış.

Kitabın bütünü okurda önce eşine derin birsevgivesaygıilebağlıbirkadın,sonrakızlarına ve torunlarına hayran bir anne, sonra yaşamının neşesi ve destek kaynağı olarak arkadaşlarınıönceleyenbirdostlakomşuve tümbunlarolurkengüçlübirentelektüelyaşamı beslemek için okuyan ve okuduklarını toplumun faydasına dönüştürmek için yazanbirinsanportresioluşturuyor.

Sait Faik gibi “Yazmasam deli olacaktım” türü bir yazar değil Ongun, “Gence hizmet sunmak” amacıyla, aile ve dostlarıyla anlamlananyaşamını,yazmauğraşıylabirkatman katarak zenginleştirdiğine inanan, şu dünyadangeçerkenfaydalıolabildiğiiçinsevinen bir yazar. Belki bu nedenle, “meşhurluk”boyutunukontroldetutmuş.Bukontrolükendikalemindenaktarayım(s.390):

“Yazı yaşamıma çeviriler yaparak başlamıştım, ama yazar olmak gibi bir iddiam yoktu. Hem de hiç yoktu, şöyle düşünüyordum.Yazarolmakkiiim,benkiiim!

İşte tam da bu nedenle bayılıyorum, tek kelime ile bayılıyorum bacak bacak üstüne atıp benim yazdıklarımın her biri bir şaheserdir havasında konuşanlara. Benim hiçbir zaman yapamadığımı yapıyorlar. Helal olsun!”

Otuz yedi yıldır yazan ve otuz bir kitap yayımlayan İpek Ongun, hep iyiye, güzele, umuda odaklanmış. Ödülünü de kitabının sonuna aldığı okur tanıklıklarının gösterdiği gibi sevgi, saygı, teşekkür duyguları ile almış. Varlığı ile birçok gence dokunduğunu yaşarken bilmiş. Darısı tüm emek verenlerin başına.

Bu eseri okuyanlar, özellikle ileride İpek Ongun’a ilişkin araştırma yapacaklar, Ongun’unyaşamınıneserlerininasılbeslediğini kolaylıkla görecekler. Yazar cömertçe paylaşmış, yaşamından hangi kesitleri, hangi eserinin neresinde kullandığını, örneğin kendi anneannesi -ki ömür bir hanımmış,gülerekokudum-“BirGençKızın GizliDefteri”isimlieserindeSerra’nınbabaannesi olarak kurgusal yaşama aktarıl-

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.