GEZİ

MEYVE KOKULU HALFETİ SOKAKLARI

Lezzet - - İÇİNDEKİLER - Yazı: Hülya Çakır

Fırat Nehri taşıdığı su potansiyeli ile binlerce yıldır kıyılarındaki coğrafyaya hayat veriyor. Kıyı boyunca kurulmuş medeniyetler ve göç hareketleri suyun taşıma gücü ile mutfak ve kültür alanında lezzetli sonuçlar doğurmuş, yöreye bu lezzetleri ve kültürleri bugünlere kadar taşımış. Sofranın ve tadın ilk savunması toprakta başlar. Nehir boyunca birbirinden farklı tatlara sahip otlarla beslenen kuzuların lezzetine, gölgelerinde büyüdükleri meyve ağaçlarının tadı, yöre mutfaklarının fırınlarında, saclarında, ocaklarında, kazanlarında karışmış durumda. Erik tavası, ayva güveci, yeni dünya kebabı, kavun dolması, karadut soslu Fırat balığı, incir (patlak) kavurması bu lezzetlerin sadece birkaçı… Bu lezzetli karışımların en güzel zamanı, nehir boyunca ağaçların ekşi meyve vermeye başladığı ilkbahar mevsiminin nisan ve mayıs aylarıdır. Halfeti’nin Fırat’ın suladığı, medeniyetin doğduğu topraklara ve doğal mikro klimaya sahip olması, bölgede yetişen meyve çeşitliliğine imkan sağlıyor. Akdeniz ikliminin etkilerini taşıyan bölgede yetişen pek çok meyvenin yanı sıra portakal, limon ve bergamut da kendine yer buluyor. Halfeti’de meyveler bu kadar güzel ve bol olunca, yöre halkı da yaptığı yemekleri meyvelerle zenginleştirmiş ve sonucunda da ortaya harika lezzetler çıkmış. Unutmadan belirtmeliyiz ki, meyve yemeklerinin en önemli özelliği, yemeklerin mevsiminde yetişen taze meyvelerle yapılıyor olması.

TADI DAMAKTA KALDI

Konu yemek ve farklı lezzetleri keşfetmek olunca yaşadığımız deneyimleri sizlerle de paylaşmak istedik. Halfeti’de çok güzel ve farklı iki gün geçirdik. Basın mensuplarının da katıldığı festival kapsamında düzenlenen ağaç dikme, ‘patlak’ adı verilen ham incirleri toplama etkinliği ve sonrasında toplanan incirlerle ‘patlak kavurması’ denilen yemeğin yapımını öğrendiğimiz workshop’a katıldık. Yöresel birçok yemeğin tadına baktık. Erik tavası, semsek, unut beni çorbası, ayva tavası, dutlu pilav, kayısılı tavuk, karadut soslu şabut balığı ve patlak kavurması ilk kez tattığımız, akıllarda ve damaklarda kalan lezzetler. Festivalde en çok dikkatimizi çeken karadut soslu şabut (Fırat) balığı oldu. Sadece Halfeti Baraj Gölü’nde yaşayan ve ağırlığı 500-600 kilogramı bulan en büyük balık ünvanına sahip olan şabut, av yasağının olmadığı zamanlarda avlanabiliyor. Temizlenmeden derin dondurucuda saklanarak diğer mevsimlerde de pişirilebiyor. Şabut balığının pişirilmesi de çok özel ve farklı. Balığı sırt kısmından açıp bütün bir fileto elde ediliyor ve kolay pişmesi için çizikler atılıyor. Balığın kendine has kokusunu bastırmak ve lezzetlendirmek için de fıstık ağacından koparılan dallar üzerine yerleştiriliyor. Üzerine karadut ve Antep fıstığı ağacının yaprakları, soğan, biber, sarımsak, limon ve baharatlar serpiştiriliyor ve fırında pişiriliyor.

MEVSİMİNDE LEZZETLER

Hangi mevsimde giderseniz gidin zamanın en taze meyveleriyle yapılmış nefis lezzetlere sahip olan yemekleri tatma şansına sahip olacaksınız burada. Bu yüzden günün birinde Urfa ya da Gaziantep’e yolunuz düşerse mutlaka Halfeti’yi de ziyaret edin. Fırat Nehri’nde tekne turuna çıkarak tarihe yolculuk yapın ve yüzer restoranlarında nefis yöresel meyve yemeklerini tatmadan dönmeyin. Özellikle de bu gezinizi festival zamanına, yani 29-30 Nisan tarihlerine denk getirebilirseniz, en güzel lezzetleri zamanında tatma ve festival etkinliklerine katılma fırsatını da yakalamış olursunuz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.