Pazarlama Üzerine

Macline - - Inceleme - Değerli müşterimiz, Serap Paşalı www.serappasali.com.tr info@serappasali.com.tr

Şirketimizin inovatif iş modellerinden biri olarak 2014 yılında faaliyete geçen ve geliştirmek için hepimizin canla başla çalıştığı Bukoli operasyonunu bugün itibarı ile sonlandırıyoruz. Bukoli’yi tüm taraflar için en fazla değer yaratacak şekilde sürdürmemiz mevcut pazar koşullarında maalesef mümkün olmadı. Bugüne kadar büyük bir mutluluk ve heyecanla sürdürdüğümüz iş birliği için size teşekkür ederiz. Bu süre zarfında, sizin işiniz için değer yaratmış ve büyümenize katkıda bulunabilmiş olmayı ümit ediyoruz. Bunu başarabildiysek ne mutlu bize! Sitenizdeki teslimat seçim opsiyonları arasından Bukoli’yi ivedilikle kaldırmanızı rica ediyoruz. Bukoli operasyonuna son verme kararımızın işiniz üzerinde herhangi olumsuz bir etkisi olmaması için gerekli tüm önlemler tarafımızdan alındı. 30 Haziran 2017 tarihine kadar siteniz üzerinden verilen Bukoli opsiyonlu tüm siparişleri teslim etmeye devam edeceğiz. Borusan Lojistik olarak inovasyona yatırım yapmaktan, katma değeri yüksek yenilikçi hizmet ve iş modellerini hayata geçirmekten vazgeçmeyeceğimizi özellikle bilmenizi isteriz. Dijital teknolojileri en etkin şekilde kullanan yeni hizmetlerimiz ve iş modellerimizle yollarımızın bir gün tekrar kesişeceğine içtenlikle inanıyoruz. Bize olan güveniniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz. Saygılarımızla Bu posta, bugün zorluklarla dolu bir dönemden geçildiğinin örneklerinden sadece biri. Markafoni’den sonra Bukoli de kapatma kararı aldı. 2015 yılının Nisan ayında faaliyetine başlayan Bukoli, kısa sürede hızlı bir şekilde büyümüştü. Şirket 5 yıl sonunda İstanbul’da 2 bin 500 teslimat noktasına ulaşmayı ve takip eden 1.5 yıl içerisinde de İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya’ya hizmet götürmeyi hedefliyordu. Gerçekte pazarlama stratejileri kaynağını beyin ile ilgili araştırmalardan alıyor. Hayatları kuşatan büyük belirsizlik karşısında kaybolmamak için dijital pazarlama, içerik pazarlama, mobil pazarlama ve nöro pazarlama alanlarında birçok çözüm yolu deneniyor. Peki, çıkılan bu yollarda neler biliniyor? Michio Kaku’nun ODTÜ Yayıncılık’tan 2008’de çıkan Olanaksızın Fiziği adlı çalışmasına bakacak olursak: “... Aynı sıralarda bilim insanları, beynin iş- leyişinin arkasında yatan fizik kurallarından bazılarını anlamaya başlıyorlardı. On dokuzuncu yüzyılda bilim insanları, beynin içinde elektrik sinyallerinin alınıp verildiğinden şüphelendiler. 1875 yılında Richard Caton, kafa yüzeyine elektrotlar yerleştirmek suretiyle beyin tarafından yayılan minicik elektrik sinyallerinin algılanabildiğini keşfetti. Bu da, elektroensefalografın (EEG) icat edilmesine yol açtı. İlke olarak beyin, düşüncelerimizi minik elektriksel sinyaller ve elektromanyetik dalgalar şeklinde yayan bir vericidir. Ancak, bir insanın düşüncelerini okumak için bu sinyallerden yararlanmak, kolay değildir. İlk olarak, bu sinyaller karmakarışıktır, rastgele gürültüden ayırt edilemezler. Bu karmaşanın içinden düşüncelerimiz hakkında yalnızca kabataslak bir bilgi elde edilebilir. Beyinlerimiz başka beyinlerden bu sinyaller aracılığı ile benzer mesajlar alma yeteneğine sahip değildir; yani bizim antenimiz yoktur. Eğer bu zayıf sinyalleri alabiliyor olsaydık dahi, onları çözmeyi başaramazdık. Alışagelmiş Newton ve Maxwell fiziği kullanılarak radyo vasıtasıyla telepati kurmak, olası görünmemektedir. Bazıları, telepatinin ‘psi’ kuvveti olarak adlandırılan beşinci bir kuvvet aracılığıyla ortaya çıktığına inanmaktadır. Ancak, parapsikolojinin savunucuları dahi bu psi kuvveti hakkında sağlam ve tekrarlanabilir kanıtla-

ra sahip olamadıklarını kabul etmektedirler. O zaman şu soru açıkta kalmaktadır: Kuantum kuramının telepati karşısındaki durumu nedir? Son on yılda, tarihte ilk defa düşünen bir beynin içine bakmamıza olanak sağlayan yeni kuantum cihazlar ortaya çıkmıştır. Bu kuantum devriminin ön safhalarında PET (positron emission tomography - pozitron yayımlı tomografi) ve MRI (magnetic resonance imaging - manyetik rezonans görüntülemesi) beyin taramaları gelmektedir. PET taraması, kana radyoaktif şeker zerk edilerek yaratılır. Bu şeker beynin düşünme süreci dolayısıyla etkileşen ve enerjiye ihtiyaç duyan kısımlarında yoğunlaşır. Radyoaktif şeker, cihazlar tarafından kolaylıkla algılanan pozitronlar (antielektronlar) yayar. Dolayısıyla, antimadde tarafından beyinde oluşturulan örüntü izlenerek düşünce örüntüleri de belirlenmiş olur, beynin hangi bölümünün hangi etkinlikte çalıştığı ortaya çıkar. MRI makinesi de aynı şekilde çalışır, fakat biraz daha hassastır. Bir hastanın başı, halka şeklindeki bir manyetik alanın içine so- kulur. Manyetik alan, beyindeki atomların çekirdeklerini alan çizgilerine paralel hale getirir. Hastaya bir radyo dalgası gönderilerek bu çekirdeklerin titreşmesi sağlanır. Çekirdekler duruşlarını değiştirdikleri zaman algılanabilir bir radyo ‘yankı’sı yayınlanarak belirli bir maddenin varlığına işaret ederler. Örneğin, beyin etkinliği oksijen tüketimiyle ilişkilidir, böylece MRI makinesi oksijen taşıyan kanın varlığı üzerine odaklanarak düşünce sürecini izole edebilir. Oksijenli kan ne kadar fazla ise, beynin o kısmındaki zihin etkinliği o kadar çok demektir. Günümüzde ‘işlevsel MRI makineleri’ (fMRI), beynin yalnızca bir milimetre uzunluktaki parçaları üzerine saniyenin kesirleri kadar kısa sürelerde odaklanarak bu makineleri canlı bir beyindeki düşünce örüntülerini takip etmek için ideal konuma getirmektedir.” “Olağanüstü olan, hep yaygın olana yenilmiştir; ama yaygın olan da hep olağanüstüne uymak zorundadır.” - Wolfgang Van Goethe Tıpkı bilim araştırmaları gibi pazarlama sektörü de bütün dünyada milyarca dolar bütçeye sahiptir. Marka olmanın ve büyümenin en önemli noktalarından biri, kesinlikle pazarlamadır. Başarılı bir marka olmak ise, bu tür araştırma sonuçlarının en doğru şekilde pazarlama alanında nasıl işleneceğini bilmekten geçer. Günümüzde her yıl yaklaşık üç milyon marka patent başvurusu yapılıyor. Şirketler arasındaki rekabet, bu sayıyı her geçen gün çoğaltıyor. Yeni dünya düzeninin en önemli unsurlarından biri olan pazarlama da mevcut değişimi yaşıyor. İnovatif özellik göstermeyen pazarlama metodları ilgi çekmediği gibi markaya da ekstra gider olmaktan başka bir amaca hizmet edemiyor. Gerilla, gizli, viral ve bilinçaltı pazarlama gibi yeni pazarlama taktikleri değişik yolları takip ederek müşterilerin satın alma davranışlarını etkileme yarışına giriyor. Dünyaca bilinen yönetim ustalarından biri olan Drucker’ın ifade ettiği gibi: “Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.” İçinde bulunulan dönemde ilginç bir kısırdöngü var. Odağa müşteriyi koyma tercihinin sonucunda oluşan klasik pazarlama

unsurları üzerindeki karar mekanizması, üretici tarafından tüketiciye geçmiş durumda. Buna göre ürünlerin, hangi fiyattan hangi mecralarda satışa sunulacağı, nasıl üretileceği ve piyasada ne şekilde tutunacağı konusundaki kararları büyük ölçüde müşteriler belirliyor. Davranışları analiz ediliyor. Üretenler ve aracılar bir açıdan bakıldığında müşteri beklentilerini yerine getirmekten başka bir işlevi bulunmayan, pazarla ilgili süreçler konusunda büyük ölçüde etkisiz hale gelmiş, edilgen bir öğe konumuna düşmüş görünüyor. Tedarik zincirlerinde ve genel manada piyasada müşterinin bu kadar belirleyici olduğu bir devirde markaların yenilikçilik konusunda nasıl bir strateji geliştirecekleri büyük bir bilinmezlik! Araştırma ve geliştirme bölümleri, müşteri beklentilerine uygun olan ürünleri mi, yoksa daha önceden hiç düşünülmemiş projeler mi üretecekler? “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim” diyen Henry Ford’a göre bu sorunun cevabı, gayet net. Ford’a göre firmalar, hedef kitleye yeni bir bakış getirmeli ve rüyalarında bile göremeyecekleri hizmetler sunmalıdırlar. Ancak günümüzde eleman- lardan, tüketicilerden ve ortaklardan ulaşan inovatif fikirler de yenilik yapma olanağı tanıyor. Bunun ilk koşulu, yöneticilerin ekibine kulak vermesi ve şeffaf bir kurum kültürü yaratmasıdır. Pazarlamanın çerçevesi içinde kalan her konuda yenilik yapılabilir. İnovasyon deyince akla ilkin ürün geliştirme işlemi gelir; lakin firmalar söz konusu olduğunda hedef kitle ile ilgili olan ticari ilişkiler süreçlerinde yapılması gereken yenilikler çok daha efektif neticelerin alınmasını sağlayabilir. Buradan baktığımızda her markanın illa ki yeni bir icat yaratma yükümlülüğü yoktur. Her birinin inovatif bakışla müşteri ilişkilerini yönetme ve ileri teknolojilerden yararlanma konusunda ciddi bir sorumluluğu vardır. İnovasyon, fiyat belirleme gibi yenilik oluşturmanın hayli güç olduğu bir alanda da uygulanabilir. Hedefe uygun ticari girişimlerde yapıldığında müşteriye özgürlük duygusu tattırması sebebiyle marka açısından çok iyi bir reklam uygulaması haline gelebilir. Hızlı gelişen sektörlerden biri olan reklamcılıkta da yenilikçi örnekler görmek olası. Tedarik zinciri ve fiyatlandırma gibi pazarlama elemanlarında yenilikçi çözümler bulmak güçtür çoğu zaman. Ancak rek- lam teknolojiye yakın bir alan olduğundan ve özellikle rekabetten en fazla etkilenen unsur olduğundan yaratıcı projeler oluşturmak firmalar açısından hayati önem taşıyor. Bu bağlamda içerik pazarlama ifadesi, sektörde önem arz etmeye başladı. Hayatta ve ayakta kalmak zorunluluğundan dolayı reklamcılık, günümüzde pazarlama alanında en yaratıcı ve farklı alan olmak durumunda. Bir markanın içerik pazarlamasını bir araç olarak kullanmasıyla müşterisinin hayatına katkı sağlaması, aslında paralel işleyen bir pazarlama dizisidir. Yenilikçi yaklaşım, pazarlama yapmayı planlayan firmalar için büyük bir zorunluluk! Üstelik küresel bir marka çıkaramadığından yakınan Türk işletmeleri açısından çok daha önemli. Elbette başarısız pazarlama metodları geliştirmek ya da konfor alanının içinde yaşamak, markaları kalıcı bir yere götürmeyecektir. Tıpkı Drucker’in söylediği gibi “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu yaratmaktır.”

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.