Birinci, İkinci ve Üçüncü Sanayi Devrimi ve ardından Endüstri 4.0

Makina Magazin - - ENDÜSTRİ 4.0 -

Ali Rıza Ersoy; Birinci Endüstri Devrimi’nin üretimin makinalaşması, İkinci Endüstri Devrimi’nin üretimin serileşmesi, Üçüncü Endüstri Devrimi’nin ise, üretimin otomasyonu ve sayısallaşması olarak tanımlanabileceğini ifade ediyor.

Birçok etkinlikte dinleme fırsatı bulduğumuz ve birebir konuşmalar yaptığımız Siemens Türkiye İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy, öncelikle ilk üç sanayi devrimi ile ilgili görüşlerini ifade ediyor. Ersoy özetle; “Birinci Endüstri Devrimi’ni üretimin makinalaşması, İkinci Endüstri Devrimi’ni üretimin serileşmesi, Üçüncü Endüstri Devrimi’ni ise, üretimin otomasyonu ve sayısallaşması olarak tanımlayabiliriz” diyor.

İlk üç Sanayi Devrimi ve etkileşimleri ile ilgili olarak Ersoy, şu bilgileri paylaşıyor: “1760-1830 arasındaki dönemi etkileyen Birinci Endüstri Devrimi, İngiltere’deki dokuma tezgahlarının mekanikleşmesiyle etkisini göstermeye başladı. Bu kapsamda, odunun yerine maden kömürünün ve buharın kullanılması; hareket gücünün artırılması, makinalaşmayı ve üretimin fabrikalara taşınması sonucunu doğurdu. Eski model aile şirketleri ve küçük imalathaneler yerini büyük fabrikalara bıraktı. Makinalaşma Çağı olarak anılan 18. ve 19. Yüzyıl arasındaki bu dönemde, yeni icatlar sayesinde kömürün yanı sıra, buharın da enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlaması, makinaların yaygınlaşmasında önemli bir rol oynadı. Aynı şekilde; buhar, kömür ve demirin enerji kaynağı ve hammadde olarak birlikte kullanılması, demir yolu gelişimine de hız kazandırdı. Bu sayede, makinalarla hem hammaddelerin, hem de daha çeşitli, hızlı ve çok miktarda üretilen ürünlerin daha uzak yerlere taşınması ve Endüstri Devrimi’nin Avrupa’da yayılması mümkün oldu. Birinci Endüstri Devrimi’yle birlikte, İngiltere’deki tezgah işçiliğinin makinalaşması, üretim biçiminin ve buna bağlı olarak sosyoekonomik yapının değişmesini sağlarken; buhar gücü teknolojisinin basım işlerinde kullanılmaya başlaması da, kültür ve iletişim alanında farklı gelişmelere yol açtı.”

“Dünyayı daha entegre bir yer haline getirdi”

Birinci Endüstri Devrimi’nin, dünyanın “daha küçük ve birbirine daha entegre” bir yer haline gelmesinin önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayan Ersoy, endüstrileşmenin ikinci aşamasının, temel hammadde ve enerji kaynaklarındaki değişikliklerle ortaya çıktığını ifade ediyor. Ersoy, “Buhar, kömür ve demirin yanı sıra; çelik, elektrik, petrol ve kimyasal maddeler de üretim sürecinde kullanılmaya başladı. Bu şekilde endüstri daha da gelişti. 20. Yüzyıl’ın başlarına denk gelen İkinci Endüstri Devrimi’ni, petrol tabanlı içten yanmalı motorların kullanımı tetikledi. Aynı dönemlerde, Henry Ford’un otomotivde seri üretim bandı sistemi ve fabrikaların elektrikle çalışır hale gelmesi de endüstrileşmeyi hızla geliştirdi. Birinci

Endüstri Devrimi’nde hâkim olan demirin yerine çelik üretiminin gelişmesi, demir yolu taşımacılığını ve ticareti hızlandırırken; telefon, radyo, daktilo, ucuz gazete kâğıdı gibi diğer yeni gelişmeler de haberleşme ve iletişimi şekillendirdi. Kentler hızla büyümeye başladı; gelişmiş ülkelerde ailelerin iş ve konaklama mekânları farklılaşmaya başladı. Yaşam biçimleri önemli ölçüde değişti. Siyasal ve ekonomik bakımdan güçlü merkezi devletler kuruldu. Birinci Endüstri Devrimi’nde, İngiltere ve Avrupa’da etkisini gösteren endüstrileşme, İkinci Endüstri Devrimi ile ABD, Japonya gibi ülkelerde de hızla yaygınlaşarak dünyanın birçok bölgesini etkiledi” diye konuşuyor.

“Plc’lerle birlikte otomasyon ileri aşamalara taşındı”

1970’lerden bugüne kadar süren döneme Üçüncü Endüstri Devrimi’nin hâkim olduğunu dile getiren Ali Rıza Ersoy, İkinci Dünya Savaşı sonrasında; elektronik, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte üretimin otomasyonunun sağlandığını hatırlatıyor. Programlanabilir mantıksal denetleyici Plc’lerin gelişmesi sonucunda, üretimde otomasyonun ileri aşamalara taşınmaya başladığını belirten Ersoy, şöyle konuşuyor: “Bu dönemde; bilgisayar, mikroelektronik, fiber optik, lazer gibi teknolojilerin, telekomünikasyon, nükleer, biyotarım ve biyogenetik gibi bilimlerin gelişimi, üretimin yönünü ve biçimini etkiledi. İletişim ve ulaşımdaki gelişmelerle, ticaret ve endüstri globalleşti. Bu süreçte yaşanan en önemli gelişmelerden biri de, dünya kaynaklarının hızla tükenmesi ve sürdürülebilirlik kavramının gündeme gelmesi oldu. Enerji kaynağı olarak Birinci Endüstri Devrimi’nde kömür, su ve buhar gücü, İkinci Endüstri Devrimi’nde ise petrol ve elektrik ön plandaydı. Fakat Üçüncü Endüstri Devrimi’nde, yenilenemez kaynaklardaki sıkıntılar ve çevresel kaygılarla, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları önemli hale geldi.”

“Ürünlerin pazara çıkış sürelerini düşürüyor”

Ersoy ilk üç devrimle ilgili görüşlerinin ardından konuyu Endüstri 4.0’a getirerek şunları söylüyor: “Bütün bu gelişmelerin, daha önce mümkün olmayan yeniliklere imkân tanımasının yanı sıra, siberfiziksel sistemler, nesnelerin ve hizmetlerin interneti gibi faktörlerin de etkisiyle, içinde bulunduğumuz Dördüncü Endüstri Devrimi başladı. Endüstri 4.0’ı kısaca; sadece bir üretim hattının, bir faaliyetin değil, bir şirketin bütün çalışma ve süreçlerinin dijitalleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Birbirine bağlı süreçlerin iletişim halinde olduğu, internet üzerinden iletişim kuran nesnelerin veri toplayıp üretim sürecini tamamen değiştirdiği, makinaların insanlarla etkileşimini öne çıkaran bir dönem. Endüstri 4.0, kendi kendini düzenleyebilen otonom üretim sistemleri ve nesnelerin internetine dayalı kapsamlı ağ iletişimi ile desteklenen çözümler vaat ediyor. Diğer bir deyişle; bizi çok daha verimli çalışan, çok daha nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyan, üretimi artırırken üretim süreçlerini de kolaylaştıran bir endüstri dünyası bekliyor. Endüstri 4.0 konsepti, ürünlerin pazara çıkış sürelerini kayda değer oranlarda düşürüyor. Endüstri 4.0 ile birlikte, hesaplamalara göre, yeni ürünleri pazara sunma süresi yüzde 25 ilâ yüzde 50 arasında azalabilecekken, mühendislik giderleri yüzde 30’a kadar düşebilecek ve yüzde 70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabilecek.”

“Gelişmiş ülkeler için yeni bir umut”

Dünyada Endüstri 4.0 ile ilgili olarak Ersoy, önce Almanya’daki çıkışa işaret etti ve dünyadaki gelişmelerle ilgili bilgi paylaştı: “Endüstri 4.0 terimi ilk olarak 2011 Hannover Fuarı’nda dile getirildi. Bu yeni devrimin özellikle Almanya’da hızla olgunlaşmakta olduğunu söylemek mümkün. Ülkede 200 milyon Euro bütçe ayrılan bu süreç, devlet tarafından da büyük destek görüyor. Kısacası; Almanya’dan yükselen Endüstri 4.0, gelişmiş ülkeler için yeni bir umut ve iyi bir örnek olarak konumlandırılıyor. Çin, Almanya’nın liderliğinde başlayan Dördüncü Sanayi Devrimi’ni en kısa zamanda yakalamaya odaklanan ülkeler arasında yer alıyor. Endüstri 4.0 teknolojisinin yanı sıra, hazırlanmakta olan standartları da benimsemeye kararlı görünen Çin, Sany gibi ağır makina ya da Haier gibi tüketici elektroniği üreticileri aracılığıyla Endüstri 4.0’a hızlı bir giriş yaptı. Ekim 2014’ten bu yana süren ‘Endüstri 4.0 Almanya-çin İnovasyon Ortaklığı’nın meyveleri de alınmaya başladı. Ülkede otomasyon ve dijitalizasyon süreçlerine yapılan yatırımlar her geçen gün artarken, 2005’ten bu yana Bt’ye yapılan yatırımlardaki artış iki katına ulaştı. Özellikle robot teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte, endüstriyel robot üretimi de çoğaldı. Çin’de üretilen endüstriyel robotların büyük bölümünün 2017’de fabrikalarda devreye alınması planlanıyor. Bu bağlamda da Çin, kendine pusula edindiği Almanya’nın özellikle mekanik, elektrik ve otomotiv sektörlerinde bir yandan da rakibi olmaya aday görünüyor. Elbette bu rekabetin yaşanabilmesi için Çin’in öncelikle Alman endüstrisinin geldiği noktayı yakalaması gerekiyor. ABD’DE kurulan ‘Akıllı Üretim Liderlik Koalisyonu’ adlı kâr amacı gütmeyen girişim, özellikle endüstriyel üretimin geleceğine odaklanıyor. Endüstriyel işletmeler, teknoloji ve inovasyon şirketleri, üniversiteler, tedarikçiler, resmi kurumlar ve üniversiteler de bu girişime büyük destek veriyor. ‘Akıllı Üretim Liderlik Koalisyonu’, üretimde iş zekâsının ve otomasyonun benimsenmesi için çeşitli yaklaşımlar geliştirmek, ABD genelinde bir Ar-ge platformu oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Bütün bu çalışmalar, Endüstri 4.0 çerçevesinde akıllı üretim sistemleri kurma hedefiyle yürütülüyor. Mobil teknolojiler başta olmak üzere, endüstriyel üretimde Avrupa’nın önemli merkezlerinden biri olan Finlandiya da, değişen çevre koşulları ve nüfusun yaş ortalaması artışı nedeniyle zaman içinde bu konumunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya

kaldı. Hızla harekete geçen Finlandiya hükümeti, belirlediği 2020 Vizyonu’nda, Almanya’nın liderlik ettiği Endüstri 4.0’dan da esinlenen bu yeni vizyon çerçevesinde yeni iş modelleri de oluşturdu. Böylece, Avrupa’nın ileri mühendislik yeteneklerinden yararlanılabilecek yeni bir ortamın yaratılmasına yönelik adımlar atılmış oldu.”

“Türkiye Endüstri 4.0’ın öneminin farkında”

Türkiye’de Endüstri 4.0 konusuna gelince, Ersoy öncelikle Türkiye’nin 4. Endüstri Devrimi’ni yakalaması ile ilgili önüne bir fırsat geldiği ile ilgili heyecanını paylaşıyor ve şunları söylüyor: “Türkiye’de Endüstri 4.0 konsepti ilk olarak otomotiv sektöründe kullanılmaya başlandı. Türkiye Endüstri 4.0’ın öneminin farkında. Çünkü örneğin; Almanya yaptığı yatırımlarla yüzde 3’lük bir büyüme öngörüyor. Rakamsal olarak bunun karşılığı 30 milyar Euro. Tüm Avrupa'ya baktığımızda ise, beş yıl içinde ülke ekonomisine 110 milyar Euro girecek. Türkiye’de ise, Endüstri 4.0 yatırımı sayesinde yüzde 5-8’lik bir büyüme mümkün. Türkiye’nin Gsyİh'sinin yüzde 25'i endüstriyel üretimden geliyor. 2015 yılındaki yüzde 4 artışın yüzde 1'inin endüstriyel üretimden geldiğini düşünürsek ve bu yüzde 1'i, 2 ya da 3 yapmayı başarabilirsek; ekonominin tamamı aynı kalsa bile endüstrinin payı ile Türkiye yüzde 6 büyümüş olacak. Türkiye de bu doğrultuda, Endüstri 4.0 için önemli adımlar atılıyor. Bilim Sanayi Bakanlığı başta olmak üzere diğer ilgili bakanlıklarca Endüstri 4.0'a yönelik önemli çalışmalar gerçekleştiriliyor. Adımların hızla atılması, Türkiye’nin 4. Endüstri Devrimi’ni yakalayabilmesi için büyük önem taşıyor. Bunu başarabilirsek, şu anda içinde bulunduğumuz orta gelir tuzağını aşabiliriz.”

“Fabrikanın üretim hacmi sekiz kat arttı”

Siemens olarak Endüstri 4.0’ın neresindesiniz? sorusuna Ali Rıza Ersoy, Almanya’daki fabrika örneğiyle yanıt verdi: “Siemens olarak Endüstri 4.0’ı ‘Digital Enterprise-dijital Fabrikalar’ olarak değerlendiriyoruz. Siemens’in, Endüstri 4.0’ın en önemli özelliklerini sergileyen ve dijital fabrika anlamında örnek gösterilebilecek Almanya’daki ödüllü Amberg fabrikası, somut bir örneğimiz olarak gösterilebilir. Bu fabrikada bugün bin çeşitten fazla Simatic programlanabilir akıllı kontrol cihazı (PLC) üretiliyor. Fabrikadaki üretimin kendi de Simatic kullanılarak kontrol ediliyor. Bu fabrika ile ilgili birkaç rakam paylaşmam işi somutlaştırmak açısından faydalı olacaktır. Amberg’de 24 saat içinde tüm dünyadan 60 bine yakın müşteriye ürün tedariki sağlanıyor. Tamamen otomatikleştirilmiş taşıma sistemi, malzemelerin depodan makinaya 15 dakikada ulaştırılmasını sağlıyor. Üç vardiyalı işletme ile yılda 3 milyondan fazla parça takılıyor. Fabrikada her yıl endüstriyel kontrol teknolojisine yönelik Simatic ürününden yaklaşık 12 milyon adet üretiliyor. Bu, yıllık 230 iş gününde saniyede 1 ürünün üretilmesi anlamına geliyor. Üretim alanının büyüklüğü (10 bin metrekare) ve çalışan sayısı değişmemesine rağmen, fabrikanın üretim hacmi sekiz kat arttı. Bir somut örnek de Maserati. Son otomobili Endüstri 4.0 vizyonuna uygun bir yaklaşımla dizayn edilip pazara çıktı. Bu şekilde ürünün pazara çıkış süresi yüzde 35 kısaltılabildi.”

“Endüstri 4.0’ın rehberi olmak için çok çalışıyoruz”

Örneklerden hareketle Ersoy, Türkiye’nin 4. Sanayi Devrimi’ne hızla odaklanmasına dikkat çekerek, Siemens olarak, Endüstri 4.0 konusunda Türkiye’ye rehber olmak için ellerinden geleni yaptıklarını kaydediyor. Ersoy, sözlerine şöyle devam ediyor: “2014 yılının şubat ayında, belki de ülkemizde ilk kez, Endüstri 4.0 basın lansmanı ile konuyu toplumumuza duyurduk. Bugüne kadar çok kez; üniversitelerde, kongrelerde, sempozyumlarda ve diğer etkinliklerde konuyu gündeme getirdik ve getirmeye devam ediyoruz. Elektrikport’un hazırladığı www. endüstri40.com portalına sponsor olarak, bilinçlendirme konusunda önemli bir adım attık. Endüstri 4.0 Platformu ile akademisyenlerden sektör profesyonellerine, karar vericilerden öğrencilere kadar endüstriyle ilgili tüm kesimleri tek çatı altında bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Portalda; Endüstri 4.0’ın yol haritası, üretim teknolojilerindeki gelişmeler, Endüstri 4.0’a geçiş sürecinde karşılaşılabilecek zorluklar, eğitim sisteminin Endüstri 4.0’a entegrasyonu gibi önemli başlıklar, haber, teknik makale ve röportajlar aracılığıyla ele alınıyor. Bu portal, geniş kesimlerin aktif katkısıyla alanında bir ilk.”

Ali Rıza Ersoy, Endüstri 4.0 konusunda Türkiye’ye rehber olmak için ellerinden geleni yaptıklarının altını çiziyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.