Baþkasýna Kýzan Adamlar

Manavgat'in Sesi - - GÜNCEL - Hüseyin Öztürk www.habervaktim.com

Baþkasýna kýzan insanlar, kendilerine kýzmayý kabullenmeyen kiþilerdir. Kiþi baþkasýna kýzmak yerine kendine kýzmayý öðrenebilse ve kendi kýzýlacak yönlerini görebilse, baþkasýna kýzmaktan vazgeçecektir. Günümüzün önemli rahatsýzlýklarýndan birisi de maalesef bu anlayýþtýr. Nefes alýp verme yarýþýný, “eleþtiriyle eþleþtiren” insanlarýn haddi hesabý yok. Nereden biliyorum. Kendimden biliyorum. Hangi konuda olursa olsun. Ýster kadýn ister erkek olsun. Baþkasýna kýzanlarýn kendilerine sormasý gereken sorular vardýr? Bunlardan bazýlarýný sýralayalým. “Kýzdýðým insanlardan benim farkým ne? Onlardan hangi bakýmlardan üstünüm ki, kýzma hakkýna sahibim.” “Ben ne kadar dürüstüm. Üzerimde ne kadar kul hakký var? Ailem ve akrabalarým baþta olmak üzere, insanlarla nasýl bir iletiþim içerisindeyim?” -“Bir ailesi varsa, aile bireyleriyle iliþkileri ne seviyededir. Aile üyeleri arasýnda kendisi ne kadar sevilmekte ve kendisi ailesini ne kadar sevmektedir?”“Baþkasýna kýzdýðýnda ne kazanmakta ve ne kaybetmektedir? Kýzdýðý insanlar, kendilerine kýzýldýðý zaman ne kadar ve nasýl deðiþmektedirler?” -“Benim baþkalarýna kýzdýðým gibi baþkalarý da ya bana kýzmaktaysa?” v.s. v.s. Sorularý istediðimiz kadar çoðaltabiliriz. Bütün mesele, sorularý yüzümüze karþý nefsimize sorabilmektir. Baþkasýna kýzma sebeplerimizden birisi de; “kaprislerimize, bencilliklerimize, “hýrslarýmýza” ve “öfkelerimize” sahip çýkmamýzdýr. Yani kendi günahýmýzdan kurtulmak yerine, baþkalarýnýn günahý üzerinden kendimize pay çýkararak, güya huzur aramaktayýzdýr. Baþkalarýna kýzarak kiþinin huzura ve refaha kavuþtuðu görülmüþ deðildir. Yaratýlmýþ bir kul ve ihtiyaçlý bir varlýk olduðumuzu kabullenip, eðer bu muhtaçlýðýmýzý giderebilirsek, iþte o zaman baþkalarýna kýzmayý hak edebiliriz. Günümüzde bu hakký elde etmemiz ise mümkün deðildir. Çünkü sürekli kendimizden kaçmaktayýz. Riya denizinde yüzmekte, tiyatro sahnesinde oynamakta ve maskelerle yaþamaktayýz. Maskelerimizden kurtulmadan, riya denizinden karaya çýkmadan, tiyatro sahnesini terk etmeden; baþkalarýný “beðenmeme fýrtýnasýndan” kurtulamayýz. Oysa canlýlar içinde insan, en nazik ve nazlý bir misafirdir. Üzerinde seyahat ettiði düyadan, kanýný temizleyen havaya, yolunu gösteren ýþýða, hücrelerini deðiþtiren gýdaya kadar her þey görevini yapmakta ve bizi rahatsýz etmemeye azami dikkat göstermektedir. Bizim için yaratýlan kâinat, insana karþý böylesine dikkatli ve titiz davranýrken, biz insanlar birbirimize karþý nasýl davranmaktayýz? “Peki ne yapmalý” diye kendime soruyor ve þu cevabý veriyorum: “Bizim için en önde gelen mesele, ruhen geliþip terakki etmek ve ruhumuzu layýk olduðu kemalata yöneltmektir.” Bu eksikliðimizi aslýnda hepimiz biliyoruz ama kimseye karþý itiraf edemiyoruz. Duyduðumuz iyi þeyleri, yazdýðýmýz iyi þeyleri, okuduðumuz iyi þeyleri, kendimize deðil de baþkalarýna söylemek için dinliyor, okuyor ve yazýyoruz. Böyle olduðu için de baþkalarýna kýzmayý adeta kendi üzerimizde bir hak görüyoruz.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.