“Bombalar altında” sosyal medya nasıl yönetilir?

Bombalar patlar ve hain terör saldırıları gündemin bir numaralı konusu haline gelirken sosyal medya yönetimi nasıl yapılır? Dijital pazarlama sektörü şimdilerde bu sorunun yanıtını arıyor. Zira böylesi zor dönemlerde yapılan en küçük hata telafisi olmayan

Marketing Türkiye - - İÇİNDEKİLER - Haber: Ali Cemal Karabudak ali@marketingturkiye.com

Dijital pazarlama sektörü şimdilerde bu sorunun yanıtını arıyor. Zira böylesi zor dönemlerde yapılan en küçük hata telafisi olmayan sonuçlar doğurabiliyor…

Sosyal medya yönetimi belki de en zorlu süreçlerinden birini yaşıyor. Atılan tweetler, girilen postlar hiç bu kadar tedirginlik sebebi olmamıştı… Hem dünyada hem Türkiye’de ardı ardına gerçekleşen hain terör saldırıları dijital pazarlamanın yanıtlaması gereken zor bir soruyu da gündeme getirdi: “Bombalar altında sosyal medya nasıl yönetilir?...” Zira toplumda derin etkiler yaratan böylesi durumlarda sosyal medyada iletişimini anında kesmek yeterli olmuyor. Kızgın, tepkili ve hassasiyeti yükselen kitleler markaları da tepki vermeye, duyarlı olmaya çağırıyor… Açıkçası, markalar tabiri caizse bu zor günlerde “şaşkın”a dönüyor. Peki ne yapmalı?

Stratejiniz yoksa hiçbir şey yapmayın

Great Dijital Pazarlama Direktörü Saygın Karabay’a göre toplumca yaşadığımız acı ve tedirginlik pek çok sektörde olduğu gibi sosyal medyada da kriz masasını kurdurdu. Bu tür majör olaylarda bilgi akışının artmasının ve tabandan beslenen viral akışın kriz yönetiminde oluşan kontrol zorluğuna ve bilgi kirliliğine sebep olduğunu söyleyen Karabay, “Eğer bir kriz stratejiniz yoksa bir süre hiçbir şey yapmamanız yanlış bir adımın önüne geçecektir. Bu tür durumlarda markaların en temelde yapması gereken sosyal medyada konuşulan konuya en hızlı ve güncel haliyle adapte olmaktır. Konuya bütüncül bakılmalı ve logolarla değil insanla iletişimin ön planda olduğu bir yol

izlenmeli. Herkesin panik halinde olduğu unutulmamalı” diyor.

Yerel markaları örnek alın!

Yerel markaların bu tür durumlarda çoğunlukla hassasiyetlerin farkında olduğuna ve ajanslarla birlikte koordineli şekilde hareket ettiğine dikkat çeken Saygın Karabay, “Global firmalar genellikle yerelden yönetilmesi gereken bu durumları ve hassasiyetleri anlamakta zorlanıyor” diye belirtiyor. Ajansların yaşadığı ve yönetmesi gereken en büyük zorlukların ise genelde bu koordinasyonu sağlarken gerçekleştiğinin altını çizen Kayabay, pazarlama ekiplerinin bu gibi durumlarda kararı ajansa bırakma olgunluğunu göstermesi gerektiğini kaydediyor.

Her vakayı ayrı değerlendirin

Vivaki Dijital Direktörü Erhan Özkantarcı’ya göre ise terör saldırıları, doğal afetler, iş veya ulaşım kazaları, kan donduran cinayetler, tecavüz, taciz haberleri arasında bir markanın sosyal medya iletişimi yapması aslında mucize gibi bir şey. Bunlara bir de ülkemizdeki yaygın olan “linç kültürü” eklendiğinde işin tam anlamıyla mayın tarlasında ilerlemeye döndüğünü söyleyen Özkantarcı, “Aslında takip edebileceğimiz bir kaç basit kural var. Yaşanan olumsuzluklar çoğu zaman aynı gibi gözükse de toplumun üzerinde yarattığı etki her seferinde farklı oluyor. O yüzden mümkün olduğunca kalıplar yaratmaktan kaçınılmalı. Her vaka ayrı değerlendirilmeli” diye belirtiyor.

Ya hep ya hiç demekten vazgeçin

Sosyal medyada marka iletişimini tamamen durdurmanın veya tam gaz devam etmenin dışında opsiyonların olduğunun da unutulmaması gerektiğini söyleyen Erhan Özkantarcı bu süreçlerin eğlenceli ve ürün/kampanya iletişimi olarak kabaca ikiye bölünebilir olduğunu kaydederek, “Gündem herhangi bir şekilde değişirse eğlenceli içeriklerinizi durdururken fiyat veya kampanya iletişimi yaptığınız içeriklerinizin yayınına devam edebilirsiniz. Elbette burada dikkat etmeniz gereken iletişimine devam edeceğiniz içeriklerde kullandığınız kelimeler, kalıplar” diyor.

Iyi dinlemek ve anlamak gerek!

Dehşet yönetimi kuramı denilen bu tip durumlarda davranışların açıklanabileceği psikolojik modellerin olduğunu söyleyen Adversion/Managing Partner Creative Direktörü Ufuk Turhan ise “Toplumsal travmanın büyüklüğüyle orantılı olarak iletişim süreçlerini yeniden yapılandırmak, pazarlama iletişimi içerikleri yerine değer iletişimi içeriklerine yönelmek ve hatta bazı olağan dışı durumlarda iletişim kurmamak gerekiyor” diyerek konuyu özetliyor.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.