İ

Marketing Türkiye - - KISA KISA -

yi bir iç mimarın kendi stilini her projede tekrarlamaması, aksine her projeyle yeniden doğması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu yaklaşım bir seçim mi yoksa sizi marka haline getiren bir duruş mu?

Bu tavır aslında benim her konudaki seçimimin bir özeti gibi. Bir “iş”in hayatım olmasıyla hayatımın “iş” olması arasında kaybolmadan farklılığımı ortaya koymak sadece... Bu duruş bir marka yarattıysa bu bir projeyi oluştururken anlık hayallerle değil, tüm donanımımla, deneyimlerimle, özel hayatımdan çaldığım zamanımla, tüm kimliğimle yaratıyor olmamdan kaynaklanıyor. Bir projeyi hayata geçirirken projenin bir nevi kullanıcı beklentileri, hedefleri, yaşam alışkanlıkları ve kimliklerini mimarinin ve lokasyonun da sınırlarıyla bütünleştiriyorum. Yani bu proje bir ev ise nerede konumlanıyor, mimari tipi ne, kullanıcı ailenin her karakterinin beklentileri nedir, yaşam alışkanlıkları ve kişisel istekleri, zevkleri, hobileri nedir, daha önceki evlerinde neleri deneyimlemişler şimdi neye hazırlar, bunlar benim yola çıkış noktalarım. Tüm bu verilerin ışığında ilk anda fotoğraflar beliriyor, sonra bir filme dönüşüyor ve bu filmin yönetmeni de ben oluyorum...

Size bu tavrı ve özgüveni veren donanım nedir?

Tabii ki her tasarımcının olduğu gibi iç mimarlık eğitimim. Almanya’da doğmam ve okula orada başlamam farklı kültürde yabancı kalmamayı, Viyana’da Konservatuar yılları sahne üstünde görselliği yani dekor, kostüm, sahne düzeni, müzik, dans, plastik sanatların her dalını tanımama olanak tanıdı. İstanbul’a dönmek zorunda kaldığımda bu eğitimi katlayacak tek çizginin iç tasarım olduğunu hissettim ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık ve Endüstri Tasarımı eğitimim mesleğimi somut-

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.