Denizi yaşayanlar

Tekneyi aldığınız zaman iş bitmiyor. Onu bir marinada tutmayıp yuvası olan engin maviliklerde dolaştıracak, birlikte özgür ve basit hayatın tadını çıkaracaksınız. Tıpkı teknesiyle Ege Adaları’nı köşe bucak gezen Dr. Berk Çağdaş gibi.

Naviga - - Navİgasyon - YAZI: ŞULE KAYA

Mühendislik hesabı

Yeni bir tekne almak üzere araştırma yaparken en çok neye bakarsınız? Performansına mı? Yoksa dekorasyonuna mı? Ya da büyük ve havalı olsun diyenlerden misiniz? Eğer bunların hepsi kafanızda soru işareti oluşturuyorsa Doğuş Otomotiv Genel Müdürü Dr. Berk Çağdaş’ın teknesini alırken yaptığı faydamaliyet hesaplamasına kulak verin. Teknesi Bavaria Sport 44 Ht’yi satın alırken bu hesaplamaları göz önünde bulundurarak karar veren Berk Çağdaş elde ettiği başarılı sonuç sayesinde işlemin sonunda ‘maksimum’ faydayı elde etmiş.

Denizin hangi özelliği sizi içine çekti?

Fenerbahçe’de doğdum büyüdüm, dolayısıyla merak hep vardı. Bir de ben kendime özel mekanlar yaratmayı ve o mekanlarda yalnız kalmayı çok seviyorum. Kısa aralıklarla da olsa zaman zaman insanlardan uzaklaşmak iyi geliyor. Bu yalnızlığı da deniz çok iyi sağlıyor. Denizin üstünde kendime özel bir mekanın olması fikri hep vardı. Zaman geçtikte, kariyer ilerledikçe, bunu yapabilecek maddi gücü elde edince fikir gerçekliğe dönüştü ve ilk teknemi aldım.

Ne tür bir tekne ile başladınız? Nasıl aldınız?

Çok yakın arkadaşım Saffet Üçüncü bana Yalova’da ikinci el bir Azimut bulmuştu. Tertemiz, pırıl pırıl tam istediğim gibi bir tekneydi, üzerinde her şey vardı. Fiyat olarak da iyi gelmişti. Tekne henüz 30 saatteydi, yani neredeyse sıfırdı. Pendik’e bağlamıştım ve onunla üç yıl boyunca yaz-kış Marmara Denizi ve Boğaz’da gezdim. Denizciliği o tekneyle öğrendim. Üzerinde çok büyük bir lüksü yoktu ama çok iyi vakit geçirdim onunla. Ancak bir süre sonra buralar yetmemeye başladı çünkü gidebileceğiniz yerler sınırlı. Bir de teknenin iki kamarası ve tek tuvaleti vardı. Kalabalık arkadaş grubuyla denize çıktığımızda sorun oluyordu. Ben de şubattaki fuarda bütün stantları ziyaret edip tekneleri gezdim ve Bavaria Sport 44 Ht’de karar kıldım.

Neden?

İnsan bir tekne arayışına girdiğinde önüne çok fazla seçenek çıkıyor ve birçok modeli mukayese etmek zorunda kalıyor. Ben bir finans adamıyım. Alacağım tekneye karar verirken maliyet-fayda karşılaştırması yaptım. Bir şey edinirken hangi faydayı hangi zaman sürecinde, hangi maliyet karşılığında ve nasıl bir sahiplik maliyetiyle alıyorsun? Bu üçdört parametreyi bir arada düşünmek gerekiyor yoksa zarar edersin.

Biraz daha açar mısınız bu meseleyi?

Mesela bir şey illa benim olsun dediğinizde bu saf zevk. O zevk öyle bir şeydir ki muadilleri 100 lirayken 1.000 lirayı bile verdirtir size. Ancak verdiğiniz para size karşılığında yeterince fayda sağlamıyorsa zarardasınız demektir. Örneğin; bir arkadaşım 26 metrelik lüks bir tekne aldı. Evet çok güzel ama hiç maliyet ve fayda hesabı yapmadan aldığı için tekne şimdi sürekli marinada duruyor. En fazla yakındaki bir koya gidiyor, denize girip geliyor. Neden? Çünkü çok mazot yakıyormuş. Sana en büyük fayda sağlayacak tekneyi alacaksın ki satarken ağlamayasın.

Bu hesap sonunda sizin için en kârlı tekne olduğu için mi Bavaria Sport 44 Ht’de karar kıldınız?

Evet. Bavaria’ya gittiğimde Taner ve Hayri beylerle görüştüm ve derdimi anlattım. 45-50 feet arası bir tekne arıyordum. Sonra bana bu modeli gezdirdiler. Tekneyi görür görmez çok beğendim. Fiyata baktım, almaya karar verdiğim tekneden 100.000 euro daha uygundu. Ayrıca karar verme sürecinde Taner (Gümüş) ve Hayri (Samay) beyler benimle çok ilgilendi, diğerleri o kadar ilgili değildi açıkçası. Her şeyi koyduk teknenin içine, çok da iyi bir indirim yaptılar. Tekneyi onlardan aldığım için çok memnunum çünkü ben de otomotiv sektöründe çalıştığımdan satış sonrası hizmetin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyorum. Mesela biz Volkswagen’de bu iş için senede milyonlarca lira harcıyoruz. Bunları yaptıktan sonra başka alanlarda iyi hizmet bulamamak çok zor geliyor. Bavaria, satış sonrasında da çok yardımcı oldu. Her sorunumda hemen

bir muhatap buldum, sorunum anında çözüldü.

Teknenizi ne zaman teslim aldınız?

Şubatta satın aldım, 28 Haziran’da doğum günümde teslim ettiler. Alaçatı’dan teslim aldım tekneyi. Orada testlerini yaptık, sonra da Palmarina Yalıkavak’a bağladım. Üçüncü yazını bitirdi bu yıl bizimle.

Neden Yalıkavak’ı tercih ettiniz?

Biri üniversitede diğeri lisede iki çocuğum var. Onlar da biraz eğlence istiyorlar haliyle. Ben de karaya geldiğimde bir hayat istiyorum. Denizdeyken zaten sakin vakitler geçiriyorum.

Pekiyi yeterince fayda sağlayabiliyor musunuz teknenizden? Geziyor musunuz onunla?

Bu sene herhalde 40 saat falan kullanmışımdır. Birikmiş iznim olduğu için hafta sonuna bir-iki gün ekleyip hemen hemen her hafta sonu gittim tekneye. Patmos, Kalimnos, Arki, Samos, Leros, Simi, Kos, Rodos Adaları’na gidiyoruz sık sık. Ama en çok Marathi Adası’nı seviyorum. İçinde sadece üç tane restoranın bulunduğu bir ada burası ve denizi muhteşem. Adada araba falan yok, eşeklerle ulaşım sağlanıyor. Restoranlardan birine gidebilmek için çok önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor. En fazla bir haftalık seyirler yapabiliyorum çünkü daha uzun süre işimden ayrı kalamıyorum.

Teknenizde değişikler yaptınız mı?

Evet yaptım. Mesela arkadaki güneşlenme alanı gereksiz miktarda büyüktü. Ben de krom tente yaptırarak bir bölümünü kapattım. Yüzme platformu tekne planing’e kalktığında çok ıslanıyordu, altına kanatlar taktırarak ıslanmasını engelledim. Ayrıca dolaplarda küçük bir değişiklik yaparak eşya alma kapasitesini artırdım. Tüm bunları Düsseldorf fuarına gittiğimde Bavaria yetkililerine anlattım, çok hoşlarına gitti. Bir gün ırgatı çalıştırırken sigorta atmıştı. Ancak sigortaların yerini bulana kadar akla karayı seçtim. Fuarda Bavaria yetkililerine ben olsam sigortaları nereye koyardım onu da anlattım. Göz gözden üstündür ne de olsa.

Teknede nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Çok kitap okuyorum. Arkadaşlarla berabersek zaten çok güzel muhabbet oluyor. Güzel her şeyiniz olabilir hayatta ama önemli olan etrafınızda bunları paylaşabileceğiniz insanların bulunması. Kerhen değil gerçekten paylaşmaktan bahsediyorum.

En çok nesini seviyorsunuz tekne hayatının?

Basitliğini ve mütevazı tarafını seviyorum. Bir tişört ve şortla birkaç günü geçirebiliyorsunuz. Teknede çok rahat ediyorum. Ama bazen misafirler iki-üç günlük seyir için kocaman valizlerle geliyorlar. Çoğu da giyilmiyor zaten aynen geri gidiyor. Bana göre teknede yaşamak biraz disiplin gerektiren bir şey.

Siz nasıl bir denizcisiniz?

Riskten uzak bir denizciyim. En fazla 5 havada seyir yaparım. Teknem 35 knot’a kadar çıkabiliyor ve çok denizci bir tekne. Ama ben yüksek sürati sevmiyorum. En çok gezi sürati olan 22 knotta kullanıyorum. O zaman yakıt tüketimi de daha hesaplı oluyor. Seyir konforu benim için çok önemli. Zaten kısa süreliğine seyirler yapabildiğimden onların da konforlu olmasını tercih ediyorum.

Değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

Bence teknenin de otomobil gibi dörtbeş yılda bir değiştirilmesi gerekir. Temiz bakıyorsanız tekne hemen satılır. Benim de üç yıl oldu alalı. Bir sonraki teknem en az 55 feet olacak herhalde. Hızı da 25 knot civarı olsa yeterli. Ama alırken aynı fayda-maliyet hesaplarını yeni baştan yapacağım…

Berk Çağdaş

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.