Fuar

5-13 Aralık tarihleri arasında Paris Boat Show 55. yaşını kutlayarak kapılarını deniz tutkunlarına açtı. Bu yıl fuarı katılımcı, ziyaretçi ve bir profesyonel olarak başından sonuna kadar yaşama imkanı buldum.

Naviga - - Navİgasyon - YAZI VE FOTOĞRAFLAR: TOLGA E. PAMİR

Paris sessiz

Kasım ayında yaşanan üzücü terör saldırılarının etkisini Paris şehrinin tümünde olduğu gibi fuar alanında da yaşandığına inanıyorum. Açıklanan 203 bin ziyaretçi sayısı geçen senelere göre katılımın düştüğünü gösterirken benim hissiyatımı da doğruladı.

Bir katılımcı olarak ülkemiz adına temsil ettiğim Azuree ve Kaya Ropes markaları içinse verimli bir fuar geçirdiğimiz inancındayım. Gezmekten çok, fuardaki yenilikleri görmek, arayışlarına cevap bulmak isteyen bir ‘saf/arınmış' denizsever kitlesi fuarın ziyaretçi profilinin temelini oluşturuyordu. Ancak sektördeki krizin etkilerinin yanı sıra pahalı bir fuar olarak nam salan Paris Boat Show'da bu yıl dört salon arasında en büyük alan yelken bölümü de güç kaybedenler arasındaydı. Amel, X-yachts, Solaris gibi bu fuarda gücünü gösteren markaların izine bile rastlanmıyordu. Ancak marina, ülke ve bölge stantları, yarış organizasyonları aynı hacimlerini korumaktaydı. Gözüme çarpan bir diğer konuysa, kiralama ve hizmet şirketlerinin büyümüş olmasıydı. Nereye göz atsanız bir kiralama filosu, yelken okulu, farklı ülke ve limanlarda sunulan hizmet tanıtımından geçilmiyordu. Ve tabii ki sektörde herkesin çok iyi bildiği gibi büyük boy ve çok gövdeli pazarı gücünden pek bir şey kaybetmiş değil. Bundan tam sekiz yıl önce Fransa'da tekne üretimi sektöründe çalışırken Naviga'da çıkan bir röportajımda sektörün nereye doğru ilerlediği sorulmuştu. Ben de çok gövdeli sınıfların güçleneceğini ve artık kanatlanmaya başlamamız gerektiğini dile getirmiştim. Bu salonda da yıllar önce yaptığım bu tespitin gerçekleştiğini gördüm. Çok gövdeli ‘centerboard'lardan tutun, tek gövdeli board'lar hatta kite surf'çüler bile foil sistemi kullanarak su üstünde uçuyor artık.

Minitransat'a katıldığım sene ilk defa yer alan Magnum ile tekne tasarımına bakış biraz değişmişti. Şimdi bu yuvarlak küvete benzeyen tasarım şeklini benimseyen AFEP Marine'in ürettiği alüminyum tekneler, bir alternatif olarak yelkencilerin karşısında seri üretime geçmiş durumda. İlk görüşte bir şeye benzetemediğimiz bu form, birçok sınıf teknede denenmeye başladı.

Bundan beş yıl evvel Türkiye'de kapı kapı dolaşıp, ülkemizde üretilmesi için görüşmeler yaptığım son seri sınıflardan Ofcet 650; kazandığı yarışlarla ve rekor denilecek sipariş talebiyle ilgilenenlerin gözlerini kamaştırıyor. Fransa'nın en büyük organizasyonlarından biri olarak değerlendirilen Tour de France'da tek gövdeli tekne (Farr 30 ve ardından M34) yerini bir spor trimarana bıraktı: Diam 24. Önümüzdeki sene içerisinde bir ekiple bu sınıfta yarışma imkanı bulacağım. O zaman size tekneyi tanıtma şansım olacak.

Her zaman olduğu gibi Britanya ve Manş denizlerinde sık kayalıklar ve gelgite karşı kısa draft ve çift-salma arayışlarında artık konfor ve ferahlığı artırmak üzere tasarımcılar kolları sıvamış durumda. RM Yachts'ın öncülüğünü yaptığı iç mekanda 360° görüş açısı sunma fikrinin bir sonucu olan dörtgene benzer güverteler birçok küçük tekne üreticisinin tercihi olmuş. (BiLoup 109)

Önümüzdeki senelerde sektörün gidişatı nedir derseniz; yarış sınıflarında edinilen teknolojik tasarım çözümlerinin artık seri üretim yelkenlilerde de standartlaşmaya başladığını göreceğimize inanıyorum.

Yelken yapalım, yelkenle büyütelim…

Flying Phantom

Bi-loup 109

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.