Portre Bülent Cüncan

Deniz sektörüne adımını attığı Depar Motor’da neredeyse 30 yılı geride bırakan Bülent Cüncan, son dönemde dernek ve federasyonlarda etkin görevler alarak şikayet etmek yerine çözüm üretmeyi seçen nadir isimlerden biri.

Naviga - - Navİgasyon - YAZI: AYŞEGÜL BAKIŞ

30 yıllık ‘Depar’

Depar Motor’da şekillenen kariyerinin yanı sıra birçok unvanı var Bülent Cüncan’ın. Cüncan, Yat ve Tekne Endüstrisi Federasyonu (YATEF) Başkanlığı, Deniz Motorları ve Sevk Sistemleri İthalatçılar-İmalatçılar Derneği (DEMSİD) Başkanlığı, Deniz Endüstrisini ve Denizciliği Geliştirme Derneği (DENTUR) Başkan Vekilliği görevlerini de sürdürüyor. Hâl böyle olunca sohbetimiz sektörün sorunları ve yaklaşan fuara dair beklentilerle şekilleniyor.

Denizle ilginiz hobi mi, mesleki olarak mı başladı?

Mesleki olarak başladı. 1987’de Depar Motor’da çalışmaya başlayarak bu sektöre adım attım. 2017’de 30. yılımı dolduruyorum. Burada başladı ve halen devam ediyor.

Seneler içinde Depar Motor’da nasıl bir değişim yaşandı?

Yeni başladığım dönemlerde Depar Motor, sadece Johnson dıştan takma deniz motorunun Türkiye distribütörü idi. Bugün Johnson yerine aynı fabrikanın dıştan takma deniz motoru olarak ürettiği Evinrude markası ile devam ediyor. Depar Motor, BRP (Bombardier Recreational Products) Evinrude markasını satın aldıktan sonra, BRP markasının bünyesindeki tüm ürünlerinin de distribütörü oldu. Evinrude dıştan takma deniz motoru, Sea-doo deniz motosikleti, Can-am Offroad araçlarından ATV/UTV araçları, Can-am Spyder Roadster üç tekerlekli motosiklet, Ski-doo ve Lynx kar motosikletleri bugün hepsi Depar Motor’un çatısı altında.

Artık sadece deniz sektörüne hitap etmiyorsunuz. Bu nasıl bir fark yarattı?

Evet deniz ile başladık ancak bugün hem asfalt hem arazi araçları ile her ortama uyumlu araçlara sahibiz. Deniz sektöründe yıllardır sağladığımız güveni hem bayi hem de teknik servis ağımız ile sağlamlaştırdık. Ürün ve hizmet anlamındaki gelişmeler ile deniz sektörü ağımızın sistemin aynısını kara araçlarımız içinde sağladık. Can-am grubu ürünlerimizin müşteriler ile yakın ilişkilerimiz doğrultusunda talep ve isteklerine daha hızlı cevap verebilmek adına şirket bünyesinde de teknik servis ile hizmetimize katkıda bulunduk. Deniz sektöründeki deneyimlerimiz ve müşteri memnuniyetimizi, kara grubu ürünlerimiz ve müşterilerimiz için de aynı hassasiyet ve istekle devam edeceğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kaç yıldır fuarlara katılıyorsunuz?

Depar Motor’da işe başladığımdan bu yana fuarlara katılıyoruz. Boat Show olarak ilk kez Sheraton, Hilton ve çadır fuarları derken bugünlere geldik. O dönemde düzenlenen fuarlar ya bir-iki salondan oluşuyor ya da sadece çadırda yapılıyordu. Şişme plastik çadırlarda inanılmaz tecrübeler edindik. Çadırın içine tekneyi sokabilmek için bize 1,5 dakika süre verilirdi. Aksi takdirde çadır konstrüksiyonu çöküyordu. Sokamazsak geri çekiyorduk, fermuarları kapatıp çadıra tekrar hava basıyorlardı. Sektör adına çok zorlu şartlarda fuarlara katılıyorduk. O dönem ve koşullardan şimdi sekiz salonlu fuarlara kadar geldik. “Sektör bu kadar mı gelişti?” derseniz aslında sekiz salonu dolduracak bir gelişim söz konusu değil. Sektör ve toplum olarak gösterişi ve abartıyı seven bir karakterimiz olduğu için gereğinden fazla metrekarelerle fuar alanında bulunuyoruz. Boat Show’da firmalar 250 metrekare yerine 500 metrekareye yayılıyor. Bu yüzden fuarın büyüklüğü biraz aldatıcı. Sektör bu kadar büyük değil aslında. Bu sene yapılması planlanan fuar sayısı da sektör için çok fazla.

Bu yıl kaç fuar planlanıyor?

Şubat’ta CNR fuarcılık ile kara fuarı, nisanda İZFAŞ Fuarcılık ile İzmir Boat Show, mayısta TÜYAP fuarcılık ile başka bir boat show organize ediliyor. Ayrıca CNR Ataköy Marina’da eylül ayında, UBM Fuarcılık Pendik’te, bir diğeri Viaport Tuzla’da derken herkes farklı bir yerde ve dönemde fuar yapmayı planlıyor. Bu da bir fuar enflasyonu ortaya çıkarmış durumda. İşi gücü bırakıp fuarlardan çıkamayacağız bu gidişle... Aynı şehirde bu kadar çok fuar olmasının kimseye faydası yok aslında.

İzmir bir alternatif olabilir. Yıllarca Antalya’da denendi ama hiç başarılı olamadı. Çünkü özel kullanıcının olmadığı, su sporları merkezlerinin ayakta tuttuğu bir sektör orası. Zaten onların da ayakları alışmış, şubattaki fuara geliyorlar. Bir denizde bir karada fuar, aslında bu sektörü için en ideal olanı.

DENTUR olarak CNR’A olduğu gibi diğer fuarlara da destek veriyor musunuz?

DENTUR olarak CNR ile hem karada hem denizde bir anlaşmamız var. Bu yıl CNR denizde de bir fuar yapacak. Biz anlaşma yaptığımız organizasyon dışındaki fuarlara destek vermiyoruz. Bir fuar olacak deniyorsa illa yapılıyor ama gerçekten fuar oluyor mu derseniz, bize göre olmuyor.

Sizce gerçek bir fuarda neler olması lazım?

Fuarın en büyük eksikliği yerel yönetimlerden destek alamamak. Avrupa’da yerel yönetimlerin hepsi inanılmaz destek veriyor. Fuarımız

hep lüks yaşamın bir parçası olarak görüldüğü için, bürokrasi tarafı gelip göze batmak istemiyor. Şansımız Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım’ın sektöre destek veriyor olması. Bakanımızın büyük katkıları ile, geçmiş yıllarda teknelere uygulanan, tekne bedelinin % 20’sine varabilen, haksız Mtv’nin kaldırılması ile ilgili çalışmalarımız ilgili bakanlığımız nezdinde de kabul gördü ayrıca bağlama kütüklerinin oluşturulması ve teknelerde MTV uygulamasının sona ermesi ile ilgili kanun 30.06.2009 tarihinde, bugün uygulanan Bağlama Kütükleri Yönetmeliği ise 14.09.2009 tarihinde 27349 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Ayrıca 22.08.2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile yabancı bayraklı teknelerin sadece % 1 KDV ödeyerek Türk Bayrağı’na geçişi sağlandı. 2009 yılında çıkarılan ve süre azlığı, uygulamada yaşanan bürokratik çelişki ve Türk Bayrağı’na geçilmemesi durumunda yaptırımın olmaması ve yabancı bayrak mevzuatının aynen devam etmesi beklenen miktarlara ulaşılmasının önünde büyük engeller oluşturdu. Bu sebeple bugün 10.000 civarında Türk sahipli tekne yabancı bayrak ile karasularımızda seyir ediyor. Umarım bakanımızın bu döneminde bu sorunu da hallederiz.

YATEF’IN hedefleri neler?

YATEF, su üstü ve sualtında yapılan tüm spor ve spor dışı etkinliklerle ilgili tekne, araç, gereç, donanım, aksesuar teçhize, denizde emniyetle seyretmesine ve/veya kullanılmalarına yönelik koruyucu teçhizatın imalat, ithalat, pazarlama ve satışı ile satış sonrası hizmetlerini veren firmalar ile bu firmaların temsilcilerinden oluşan dernekleri bir araya getiren bir federasyondur.

2015’te federasyonumuza (YATEF) yeni dernekler katıldı. Deniz Motorları ve Sevk Sistemleri İth. İhr. Derneği (DEMSİD) bir dernek kurarak YATEF’E üye oldu. Yat ve Tekne Donanım Malz. İth. İhr. Derneği (YATMİDER), Yat ve Tekne Dist. Derneği (YATED), Marmara Yat ve Tekne İmalatçıları Derneği (MAYTİD) ve İzmir’deki tekne imalatçıları da aynı şekilde. Böylece YATEF daha aktif duruma geçti. DENTUR federasyonun en güçlü derneği.

Her kanatta mücadele ediyor. Bizim amacımız devletin ilgili kurumlarıyla YATEF olarak yakın iletişime geçerek sektörün sorunlarına çözümler üretilmesine destek olmak.

DENTUR’DA aktif görev aldıktan sonra fuara bakışınız değişti mi?

İki fuar firması arasında çatışma yaşandığı dönemde DENTUR, inanılmaz büyük bir rol oynadı. O dönemde bazı firmalar DENTUR’UN karşısında yer aldı. DENTUR’A katıldıktan sonra sektörün parçalanmak yerine birlik olup fuarcılara karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini anladık. Fuar talepleri söz konusu olunca sektörün alt gruplarında herkes ayrı bir tarihle karşınıza çıkabiliyor. Daha önce fuarcılar bu durumu istedikleri gibi kullanarak, sektörü yönetiyordu. Fakat DENTUR sektörde birliği sağlayarak tek ses haline gelince fuarcıların değil, sektörün ihtiyaçları ön plana çıkmış oldu. DENTUR’UN oynadığı bu rol, sektörün geleceğini de belirledi.

Şu anda yat ve tekne imalatçıları, distribütörleri, donanım ve aksesuarları üretici ve distribütörleri, deniz motorları ve sevk sistemleri, distribütörleri ve marina operatörlerine aksesuarcılara kadar farklı kesimler DENTUR’UN yönetim kurulunda yer aldığı için herkese uyabilecek ortak çözümler ortaya konuyor. Bu gelişmelerde DENTUR yönetim kurullarının, özellikle Yavuz Sipahi ve Alparslan Sirkecioğlu başkanlarımın sektöre çok büyük katkılarının olduğunu söyleyebilirim.

Fuar etkinlikleriyle ilgili bir çalışmanız var mı?

Dört dernek üyesi dört de fuar şirketinden üyenin yer aldığı fuar koordinasyon komitesindeyim, 15 günde bir toplantı yapılıyor. Bu toplantılarda pazarlama ve satış stratejisi gözden geçiriliyor.

DENTUR olarak aynı zamanda ICOMIA’NıN da (The International Council of Marine Industry AssociationsUluslararası Deniz Endüstrisi Dernekleri Konseyi) Türkiye temsilcisiyiz. Oradan gelen yetkililerle her sene burada biriki sunum ya da konferans yapılıyor. Maalesef fuarın süresi ve bütçesi çok tezat. Fuar organizatörü pazarlamaya yeterince bütçe ayıramıyor. Bu nedenle gerektiği gibi tanıtım yapılamıyor. Yerel yönetimlerden de destek alamayınca istediğimiz etkinlikleri gerçekleştiremiyoruz. Belediyenin elini taşın altına sokması lazım. Tek başımıza altından kalkamayız. Otobüsü bile belediyeden kendimiz kiralıyoruz, giydirmesini biz yaptırıyoruz. Şehrin belli noktalarından ya da Taksim’den gelişgidiş için koyduğumuz servisin bütçesini biz ayarlamak zorundayız. Örneğin;

Avrupa’da fuar biletiyle metroya bedava binebiliyorsunuz. Biz burada belediyeden ilan panosu dahi alamıyoruz. Belediyenin sektöre destek vermekten kaçındığını ya da başka sorunlar olduğunu düşünüyoruz.

Etkinliklere katılım da düşük oluyor...

Fuar sırasında anonsla duyuru yapınca çok büyük katılım beklemek zor. Zaten fuara kısıtlı süre için gelenler, etkinliklere katılmak ya da konuşma dinlemektense tekneleri gezmeyi ya da ihtiyaçlarını almayı tercih ediyor. Ancak daha iyi tanıtım yapılabilse etkinliğe katılmayı planlayarak gelen birçok dinleyici olabilir. Önceden ayarlanıp sektöre duyuruları yapılmalı. Hatta bu konferanssa, sizlerle bir röportaj ayarlanıp konuşmacı önden tanıtılabilse daha etkili olur. Fuarlardaki etkinlik anlayışını “Yapılıyor mu?” diye sorulduğunda “Yapılıyor” cevabını verebilmek olarak özetleyebiliriz.

Sektörün en önemli sorunları neler sizce?

Fuardaki en büyük hata milyon dolarlık yatların üzerine röportaj vermek, fotoğraf çektirmek... Bunu işe emek veren kimsenin yapmaması gerekiyor çünkü o zaman insanların üzerindeki algı farklı oluyor. Vergide indirim isteyince herkes ayaklanıyor.

Türkiye ve dünya ekonomisi zaten daralıyor. Sadece keyif sektörü olarak görülen pazarımızın bir üst gelir grubu var ki bu grup çok geniş değil; bir de orta sınıf diyebileceğimiz dıştan takma motor, bot, küçük tekne sahibi gibi sayıca daha geniş olan kesim var. Ancak bu kesimde keyif için ayrılabilecek bütçe gitgide daralıyor.

Bunun yanında bir de yabancı bayrak sorunumuz var. Maalesef hiç bir sektörde olmayan ikinci el ithalatı biz de yabancı bayrak adı altında yapılıyor. Bu ekonomiye de bir şey kazandırmıyor. Adam çantasıyla fuara geliyor, salonlarda müşteri kovalıyor, modeli müşteriye gösteriyor. Sonra konsoloslukta buluşuyorlar, bu kez müşterinin elinde para dolu bir çanta. Tüm işlemler orada hallediliyor, çantalı satıcı, para dolu çantayla konsolosluktan ayrılıyor. Devlet bundan kazanç sağlamıyor, markanın temsilcisi kazanç sağlamıyor. Bu durum en çok da yerli imalatçıyı zor duruma sokuyor. Müşteri

%18 KDV+ % 8 ÖTV ödememek için artık 6-7 metre teknenin bile yabancı bayraklı olmasını tercih ediyor.

Bunun için yabancı bayrağı yasaklamak mı yoksa Türk Bayrağı’nı cazip hale getirmek mi etkili bir çözüm?

Önce insanlara yabancı bayrağı cazip hale getirmeyecek önlemler alınması lazım. Biz bunu rapor halinde ilgili devlet kurumlarına sunduk. Bu iş birkaç bakanlığa bağlı aslında: Ulaştırma Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Gelir İdaresi ve Maliye Bakanlığı ve af çıkması gerekeceği için Gümrük Bakanlığı devreye giriyor. Dört bakanlık ile bu mevzuatı düzenlemek inanılmaz zor bir iş. Af çıkarılacak ve KDV ile ÖTV düşürülecek. Denizde olmak isteyen insanlara bu vergi ağırlığını hissettirmeyecek düzenlemeler getirmek lazım.

Sektörümüzün diğer önemli sorunu Türkiye’den aldıkları motor, şişme bot, can yeleği denemeyecek durumdaki ekipmanla denize çıkan ve hayatlarını kaybeden Suriyeli göçmenler. YATEF olarak bunun için de çeşitli önerilerde bulunuyoruz. 2016’dan itibaren şişme botlara bazı düzenlemeler getirildi: Botlar gümrükten geldiği gibi çekilemeyecek, CE belgeli, Avrupa standartlarında olacak, TSE kontrolü sağlanacak. A.TR* belgesi olan malzemelerde onay kodları sorulacak. Can yeleklerinde de düzenlemeler yapılıyor. Çin’den iki zamanlı deniz motoru adı altında bir takım ürünler getiriyorlar. Bir-iki saat çalışma ömrü olan motorların daha uzun çalışması için termostatını söküyorlar. İki saat sonra motor hararetten kitleniyor sonra denizde can pazarı başlıyor.

Bir başka sorun da, Antalya’da ortaya çıktı: Normalde nisan sezonunda Rus gruplar tatillerine başlardı. Politik nedenlerden dolayı 2016 yılı için böyle bir turist potansiyeli kalmadığından oteller haziranda açılacak. Su sporlarıyla uğraşan merkezler de Rus turistleri kaybettiği için kan ağlıyor.

Yıllar içinde ‘tekneci’ profili de değişti mi?

En büyük eksikliğimiz tekne çekek yerlerinin az olması. Denizciler ya marinaların fahiş fiyatlarına ya da balıkçı barınaklarındaki ilkel usullere mahkum ediliyor. Ama bizim istediğimiz insanların teknesini römorkunun arkasına takıp denize ulaşabilmesi, balığını tutup, mesela İstanbul’da adaları gezip sonrasında da teknesini denizden çıkarıp bir park alanında barındırabilmesi. Maltepe sahilinde böyle bir yer yapılabilmesi için İSPARK ile görüştük. Bir rampa yapıp çekek yerini DENTUR’UN işleteceği, arkadaki İdo’nun park alanına yapılacak raf sistemini de İSPARK’ıN çalıştıracağı bir proje tasarladık ve onlara sunduk. Ama bir türlü gerçekleştiremedik. Onlar tercihlerini, balıkçı barınaklarını modernleştirerek marina haline getirmekten yana yaptı.

Sektör olarak bizim istediğimiz daha mütevazı, teknenin sürekli bırakılmayıp, denize çıkmasını sağlayacak alan yaratarak orta sınıfa hitap edebilmek. Bunu yapamayınca sadece marinayı karşılayabilecek kesime hitap ediyorsunuz. O zaman da müşteri profiliniz ona göre oluyor.

* A.TR Belgesi: Türkiye ve Avrupa Topluluğu arasında imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasınca serbest dolaşım halinde bulunan malların ihracında gümrük muafiyetinden yararlanmak amacıyla ihracatçı tarafından düzenlenen belge.

Bülent Cüncan, 1998

1998 CNR Avrasya Boat Show

Bülent Cüncan

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.