Bana yol arkadaşını söyle...

Maviliklere tutkun herkesin gönlünde günün birinde açık denizlere açılmak yatar. Açık denizlerde emniyetli seyahatin yolu ise güvenli bir tekneden geçer. Teknesiyle uzun seyirler yapanların aşağıdaki tavsiyeleri bu hayalin peşinden koşanlara yol gösteriy

Naviga - - Tekne Seçİmİ - YAZI: ŞULE KAYA

Uzun yol hazırlığında en önemli aşama doğru tekne seçimidir hiç kuşkusuz. Sizi yarı yolda bırakmayacak, bir sonraki limana sağsalim ulaştıracak, zorlu deniz koşullarına dayanacak ve karadaki evinizi aratmayacak bir tekne buldunuz mu hazırlığın en önemli kısmı tamamlamışsınız demektir. Pekiyi ama tüm bu ölçütlere uyan tekne hangisi?

Doğru tekne, elbette kişiden kişiye değişir ancak değişmeyen kuralları da vardır. Biz de sizin için uzun yollar yapan, dünyaları dolaşan tekne sahiplerine kendi teknelerini nasıl seçtiklerini ve bu süreçte nelere dikkat edilmesi gerektiğini sorduk.

Tek gövdeli İsmail Şandan/smart Alec

Uzun yol teknesi denildiğinde bazı denizcilerimiz bu sözcüğü yalnız okyanus geçebilenler olarak algılıyorlar. Dünya turu atıp Akdeniz ve Ege’de fırtına ortasına düşen denizcilerin birçoğu okyanuslarda bu kadar zor havayla karşılaşmadıklarını söylerler. Ege ve Akdeniz’de 8-10 boforları atlatan A Class bir tekne arma ve gövde sınavını geçmiş demektir. Bakımlı ve donanımlı bu tekne tecrübeli bir denizci ile uzun seyirler yapabilir. Dünya denizlerini 6-7 metrelik teknelerle geçen birçok denizci var. Burada dikkat edilecek konu teknenizi bütçenize uygun ekipmanla güvenli şekilde seyre hazırlamaktır. Gidilecek rota dikkate alındığında gövde, arma, dümen, salma yapısı ve bağlantıları, kokpitin güvertedeki yeri, rüzgâr otopilotu, yakıt depoları, elektronik navigasyon cihazları, su, enerji üretme ve depolama, ekipman yedekleri gibi konular detaylı olarak gözden geçirilmelidir.

Kendi teknemi alırken tercihimi, gövde-arma açısından güven sağlamış ve beş-altı yıl kiralayarak deneyimlediğim bir markadan yana kullandım. Bir Norveçli denizci teknesindeki kapalı alanın daha fazla

olmasını isterken, biz Ege ve Akdeniz’e en uygun kıç platformunda rahat edebileceğimiz açık alanı daha fazla olan tekneleri tercih ederiz. Ben de aynı şekilde düşündüm. Ayrıca kokpitten vinç ve piyanolara kolay ulaşılabileceğim, gerektiğinde kendi bilgi ve el becerimle bazı tamir ve bakım işlerini yapabileceğim bir tekne de olmalıydı.

Kuzinesi emniyetli, navigasyon masası ve tuvaleti kullanışlı olmalı, otopilotu, yedek malzemeleri istifleyeceğimiz büyüklükte dolapları ve arkadaşlarımız geldiğinde kalabilecekleri bir kamara bulunmalıydı. Bu beklentilerimizi karşılayan kızımızı uygun bir fiyatla bulunca nüfusumuza geçirdik. Navteks ve AIS gibi emniyetli seyir navigasyonlarını tamamladık. Böylece gece ve gündüz seyirlerimizde kendimizi daha güvende hissediyoruz. Güneş enerjisiyle de akülerimiz %100 doluyor.

Bana göre uzun yol için en uygunu, iki kişi tarafından yaşam standartlarını sağlayacak ekipmanı yerleştireceğiniz 11-12 metrelik bir tekne. Bir gün imkan yaratır dünya denizlerine çıkacak olursam teknemin artı ve eksilerini şöyle özetleyebilirim:

Devamlı bakımlı, arma, liftinleri yenilenmiş olması, direk başına çarmıh ve ıstralya olarak toplam dokuz bağlantı bulunması, gövde ve ekipmanın yorgun olmaması, güçlendirilmiş salma bağlantısı, motorla 600 deniz mili yapabilen yakıt deposunun bulunması artılarımız.

Center kokpit ve çift palalı bir dümen sisteminin bulunması, uzun geçişlerde teknenin düz bir rotada gidebilmesi için salmanın gövde bağlantısının uzun ve salmasının kısa, olması ve fiber serpinti körüğünün bulunmaması eksilerimiz.

Her denizcinin gönlünde yatan bir tekneye kavuşmasını dilerim.

Uzun yol teknesi nasıl olmalı? Ya da uzun yol teknesi diye bir tekne tipi var mıdır? Tabii ki böyle bir tekne tipi yok. Ama okyanus geçen (ocean going) tekne için bazı ilaveler ve farklılıklar olsa iyi olur. Bunun için öncelikle ‘denizde uzun yoldan bahsedilen kaç mildir, ne kadar zamanda gidilen yoldur’ gibi bütüncül bir tanım yoktur tabii. Benim için uzun yol en az bir günde gidilen ve sonsuza kadar uzayan yoldur. Teknesinde yılda en az üç-dört ay yaşayanların yaptığı yolculuktan tutun 100 deniz mili yol yapan veya okyanusları geçerek dünya turuna çıkanların kat ettiği mesafe uzun yoldur elbet.

Biliyorsunuz ki Kristof Kolomb, Amerigo Vespucci gibi büyük kaşif denizciler son derece ilkel ve kısıtlı olanaklara sahip teknelerle okyanusları geçmişlerdi. Aynı teknelerle günümüzde o yolları geçen maceraperest denizciler var ve çok büyük şanssızlık yaşamadıkları sürece başarmamaları için bir sebep yok. Ama son derece donanımlı teknelerle bu yolları aşamayanlar da çok. Uzun yol tekne seçiminde en önemli ölçütlerden biri gidilecek rotalardır. Örneğin kutuplara gidecekseniz ısıtıcılı ve buzul çarpmalarına uygun sac veya alüminyum tekne olmazsa olmaz.

Günümüzde okyanus aşan ve dünya turu yapan teknelerin % 80-90’ı seri üretim. Çok azı butik veya özel yapım tekneler. Dolayısıyla seri üretim teknelerin donanımının uzun yol için de yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Dünya turu ve okyanus geçenler genellikle tembel rotası denen alizelerin estiği (ticaret rüzgârları) enlemler boyunca geçiş ve seyir yapıyorlar. Okyanuslarda seyir yaparken mevsim ve hava güzelce kollanırsa sorun yok. Zaten çok hava varsa tekne donanımlı olsa kaç yazar, batar gidersin.

Uzun yol ve okyanus geçmek isteyen bir tekne aşağıdaki yapıda ve donanımlara sahip olmalı:

Gövde yapısı sac, alüminyum, epoksi kaplı ahşap, kompozit Gövde boyu 12 metreden uzun Dümen palası skeg’li yani basitçe alttan destekli (seri üretim tekneler genelde karinaya asma şeklinde oluyor)

İlave demir, deniz demiri, okyanus tipi can salı, yeterli halat

Salma, omurga ile bütünleşik (omurga salma veya dragon tip)

Motor gücüne bağlı olarak 1.5002.000 deniz mili yol kat edecek miktarda akaryakıt depo hacmi

Büyük mutfak tüpü Teknedeki kişi sayısına yetecek hacme sahip su deposu

1.000 watt’lık güneş panelleri, 500 watt’lık rüzgâr jeneratörü ve bunlara uyumlu kapasitede akü grubu

Fırtına floğu, asimetrik balon ve Code 0 yelken

AIS cihazı, uydu telefonu, SSB radyo (uydu telefonu olursa bu olmasa da olabilir), Navtex, EPIRB

Yeteri kadar ilk yardım malzemesi, acil ilaçlar

Kaliteli can yeleği, su yapıcı Yukarıda yazdığım ilaveler artık birçok teknede de bulunuyor ama bazıları olmazsa olmaz değiller. Yazımın başında da dediğim gibi son derece donanımsız teknelerle bile uzun yola çıkan maceraperestler olduğu gibi teknelerinde helikopter, doktor hemşire hatta dalkavuğu ile dünya turuna çıkanlar da var. Bu demek değil ki donanımsız da olur. Bütçeniz yettiğince donanım güven ve rahatlıktır.

Benim teknem Lagoon 400 katamaran. Önceki teknem tek gövdeli 37 feet bir Jeanneau idi. Çok güzel günlerim geçti, çok güzel anılar biriktirdim ama çok da zorlandım. Yaşım da hayli ilerledi. Yeni teknemle dünya turu düşündüğüm ve üzerinde daha çok zaman geçirmek istediğim için katamaran tercih ettim. Şimdi olsa yine katamaranı seçerim. Yelken performansı güzel, hız ve manevra kabiliyeti iyi. Daha dengeli, mekanlar rahat. 35 knot rüzgârda dahi bardaktaki su dökülmüyor. Sığ sulara girebiliyorsun. Tabii düşlerimi gerçekleştirmek kısmet meselesi. Katamaranımın dümen palası fabrikasyon olarak karinaya asma. Bu şimdiye kadar bir dezavantaj oluşturmadı. İlavelerin tümünü temin ettim, etmeye devam ediyorum.

Katamaranımla Biskay Körfezi’nden yola çıktım ve Mesina ve Korint Kanalı’ndan geçerek Marmaris’e geldim. Ertesi yıl Marmaris’ten Adriyatik gidiş-gelişini Santorini ve Pelepones Yarımadası’nın altındaki Matapan Burnu’ndan dönüp Korint Kanalı’ndan geçerek yaptım. Bu yaz Mersin’e kadar gidip geldim. Daha sonra Kuzey Ege’de Gökçeada ve Sporades Adaları’ndan Eğriboz Adası boyunca Andros, Tinos, Paros adaları üzerinden Marmaris’e indim. Bu arada Tilos ve yakın Yunan Adaları’na gidip geldim. Önceki teknem Peçenek’le de 40-50.000 mil yol yapmıştım.

Tek gövdeli Buket ve Ender Yüce/İstanbul

Tekne seçiminde ilk olarak dikkate aldığımız husus teknenin yapım materyali oldu. Uzun seyirlerde, bilhassa Karayipler ve sonrasında çokça mercan sığlıkları ile karşılaşılıyor. Bunlar çoğunlukla haritalarda işaretlenmesine rağmen her zaman çok güncel olmayabiliyor. Dolayısıyla bir kayayla çarpışma durumunda zarar görmeyecek veya en az zararla kurtulacak bir gövde malzemesi bizim için tercih sebebi oldu. Bunun için ya metal (çelik veya alüminyum) ya da kalın polyester gövdeli teknelere yoğunlaştık. Seri üretim metal tekne bulmak zor. Bunun için bilinen bir plandan iyi üretilmiş tekneleri araştırdık ve Avustralya’da Van de Stadt tasarımlarından üretilmiş Norman 40 teknemizi bulduk, aldık.

Uzun yolda karşılaşılabilecek sert havalarda kapaklanma katsayısının ikinin altında (yani tekne alabora olursa, tekrardan kendi kendine düzelebilme kabiliyeti olan) ve dümenin çarpma veya başka bir sebeple zarar görme ve düşme riskini en aza indiren skeg dümen sistemi olmasını bilhassa istedik. Teknemizin içinden kumanda edebildiğimiz ikinci bir dümene sahip olması da, bilhassa soğuk iklimlerde seyir yapacaklar için büyük avantaj.

Teknemizin büyüklüğü 40 feet ve iki tane çift kişilik kamarası var. Bu büyüklük dört kişiye kadar olan seyirler için ideal. Aslında ‘ideal’ kavramı kişiden kişiye değişiyor. Teknede birlikte yaşayacak insanların konfor ve güvenlik ihtiyaçları teknenin büyüklüğü kadar donanımını da belirliyor. Ama tekne eğer küçükse konfor ve güvenlik isteyen donanımları yapabilmenin imkanı da bulunmuyor.

Bizim teknemiz yukarıda saydığımız ana özellikleri dışında rüzgâr dümeni, su yapıcısı, radar, AIS, chartplotter, iki sabit VHF, 4.000 deniz miline kadar menzili olan SSB telsiz ve buna bağlı

olan, elektronik posta alıp yolladığımız ve hava durumu tahminlerini aldığımız Pactor 4 modem, ikiz yelkenler ve bunları donatacak teleskopik gönderler, güneş panelleri ve burada saymamın hayli uzun süreceği için sayamadığım bizim için bir çoğu gerekli, bir kısmı ise ‘olsa ne iyi olur’ değimiz donanıma sahip.

Şimdi uzun yola hazırlanacak olsak yine metal bir tekne tercih ederdik. Teknemiz uzun yol için çok uygun. Ağır olması insana güven veriyor. Tabii bu yarış gibi performans gerektiren seyirlerde büyük bir eksi. Bizim de amacımız uzun yolda güvenli seyir olduğundan bizim için bu artı bir özellik.

Trawler Kerem Gözalan/mahi Mahi

Teknemle senelerdir Güney FransaMarmaris arası transferler, CenovaSicilya, İstanbul-göcek ve tabii ki bu sene 2.000 deniz milinden fazla seyir yapıp Naviga’da yazılarımı paylaştığım Adriyatik seyri. Bu transferler ve uzun yolculukların bazılarını kendim, birçoğunu ise eşim ve geçen seneye kadar yüzmeyi henüz bilmeyen çocuklarımla gerçekleştirdim. Dolayısıyla konfor, tüketim, teknenin yüzüşü ve güvenliği benim seçimlerimde her zaman birinci öncelikli konulardır. Daha sonra marka, tasarım, opsiyonel aksesuarlar gelir.

Şu anda kullandığım Beneteau Swift Trawler 50 model tekneme geçene kadar her sene, ama istisnasız her sene tekne değiştirirdim. Tam olarak ihtiyacımı deneyimleyemeden anlayamamamın yanına maymun iştahlılık da eklenince, 10 metreden 23 metreye, trawler’dan süratli bir motoryata kadar birçok deneme yanılmanın ardından tam olarak ihtiyaçlarımı karşıladığına karar verdiğim teknem Mahi Mahi’yi seçerken dikkat ettiğim en belirli olumlu özellikler şunlardı:

Yakıt tüketimi: Saatte 10 deniz mili sürat ile ortalama 40 litre mazot tüketimi ve 2.500 litrelik kapasitesiyle ST50 çok uzun bir menzile sahip ve bir motoryat için oldukça ekonomik tüketiyor.

IPS motorlar: Bilmediğiniz yerlerde yapılan tedirgin manevralar ST50 ile epey kolaylaşıyor. Öyle ki opsiyonel olan kameralarla keyfinizi bozmadan en dar yerlere bile yanaşmanız mümkün.

İç ve dış yaşam alanı: Beneteau’nun ve tabii Pierre Frutschi’nin ustalık tasarım harikası olarak gördüğüm, bazı arkadaşlarımın ‘vaporetta’ ya da ‘cep Herkülü’ diye isim taktıkları Mahi Mahi’nin içi, her türlü uzun seyirde çocuklu ailelerin ya da sadece uzun yol yapan bir çiftin hem alan hem de işlevsellik anlamında ihtiyacını görüyor. Dışarıda ise kıç havuzluk, devasa flybridge ve baş tarafta güneşlenme bölümüyle aynı anda farklı çok alan sunuyor.

Ayrıca Portekiz güverte güzel görünmesinin yanında çocuklar için güvenli bir ortam sunuyor.

Teknenin deneyimledikten sonra anladığım iki ana dezavantajı var:

Su kesimi 1 metrenin altında olduğu için özellikle baş omuzluktan dalgayı almanızı gerektiren havalarda konforsuz oluyor. Nadiren de olsa tekne yanaşırken yüksek olduğu için ve sualtı kesimi hafif olduğu için rüzgâr tutuyor.

Bu aslında yeni nesil tüm Beneteau motoryatlar için geçerli. Elektrikli ve vakumlu tuvalet sistemleri baş belası olabiliyor. Sürekli hava yapan tank, beyni çabucak bozulan elektronik tuvalet sistemi, bilmediğiniz sularda ve servislerle başınızın ağrımasına ve hatta çoğu zaman tekneden soğumanıza sebep oluyor. Beneteau Türkiye distribütörü olan ve çok sevdiğim Tezmarin ailesine defalarca Fransa’ya iletmeleri için şikayetleri ilettim. Umarım iyileştirirler.

Bütün bunların ışığında, seçimimden oldukça memnunum ve hayatımın tartışmasız en uzun ve kaliteli seyrini yaptığım Mahi Mahi’yi yine olsa yine seçer aynısını alırım.

Hidrolik platform, şarap dolabı, servis asansörü vb. günlük hayatımızı kolaylaştıran birçok sayısız kozmetik opsiyonları da değerlendirdiğimiz zaman, Beneteau ST50 ağabeyleri olan Grand Banks, Nordhavn gibi diğer deplasmanlı trawler modellerinin yanında kesinlikle uzun seyir için lüks, konforlu ve ekonomik bir tekne.

İsmail Şandan

İlhami Uzunöz

Buket ve Ender Yüce İstanbul

Mahi Mahi

Kerem Gözalan ve ailesi

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.