Dünya turu

Yamyamların tamtam eşliğinde rom dansı

Naviga - - Navİgasyon -

Geçen ayki yazımı, “Dünya turların da mutlaka görülmesi gereken yerler” listemin üst sıralarına hızla tırmanan Vanuatu Adaları’nın gizemli Ambrym Adası’ndaki Marum Volkanı’nın zirvesinde noktalamıştım. Büyülenircesine seyrettiğim kalderadan ayrılmak bir hayli zor oldu. İnsan, hipnotize olmuşçasına bu olağanüstü doğa olayını saatlerce seyretmek istiyor. Ne yazık ki zaman kısıtlı ve dönüş yoluna geçmek zorundayız. Aksi taktirde karanlığa kalıp zor anlar yaşamamız muhtemel. Muhteşem görsel şölenin coşkusuyla olsa gerek, dönüşümüz nispeten kolay oldu. Yine de tekneye vardığımızda hava çoktan kararmıştı. Ertesi günü dinlenerek ve köyde dolaşarak geçirdim. Rahmetli Sadun Boro Ağabeyimin izinde varmayı planladığım Fanla Köyü güzergâhı hakkında bilgi toparladım. Sabah botla gidip yandaki tekneden Amerikalı dostum John’u alarak karaya çıktım ve birlikte sahil şeridini takip ederek adanın kuzeyine doğru yürümeye başladık.

İkimiz de heyecanlıyız. Hedefte bu sefer eski yamyam Nambas kabilesinin yaşadığı Fanla Köyü var. Bir süre sahile paralel yol aldıktan sonra dağa doğru tırmanmaya başladık. Patika yol yemyeşil ormanın içinden döne döne uzayıp gidiyor. İki saatlik sıkı bir yürüyüşten sonra Fanla Köyü’ne vardık. İlk rastladığımız yerliye Sadun Ağabey’in “Pupa Yelken” kitabında Büyük Reis Taimal ile birlikte çekilmiş resmini göstererek, şimdiki reisle görüşmek istediğimizi söyledim. İsminin Freddie olduğu bu yerli, fotoğrafı görünce heyecanlandı. Meğerse Reis Taimal onun dedesiymiş. Ambrym adasının en ünlü tam tam oymacısı olduğunu öğrendiğim Freddie, diğer Vanuatuluların aksine, komik-güvercin

İngilizcesi yerine düzgün bir İngilizceyle konuşuyor. Biraz sohbetten sonra Freddie’nin Sadun Boro Ağabeyimin burayı ziyaret ettiği 1967 yılının Mayıs ayında doğduğunu öğrendim, ayrıca şimdiki reis Bong amcasıymış. Bize köyde dolaşmamızı söyleyerek reisi bulmak üzere ayrıldı. John ile birlikte merakla köyde dolaşmaya başladık. Kısa bir sürede etrafımızda bir çocuk ordusu oluştu. Yüzlerce dalların birleşmesinden oluşmuş ulu bir banyan ağacını huşu içinde seyrettik. Yerliler kimi çinko kimi saz damlı evlerde yaşıyorlar. Buraların en önemli besini, bir çeşit tatlı patatesi olan yam yetiştiriciliği herkesin meşguliyeti. Yarıyılda yapılan yam hasat zamanı, geleneksel rom dansıyla kutlanıyor.

Biz böyle merakla dolaşırken Freddie çıktı geldi. Büyük Reis Bong’la konuşmuş ve fotokopisini verdiğim fotoğrafı verince reis heyecanlanmış, benimle tanışmak istemiş. Beraber reisin evinin bulunduğu tören alanına yürüdük. Orman içinde totemlerle çevrilmiş bir alana gelince Reis Bong bizi karşıladı. Zayıf, orta boylu, beyaz sakallı şefi selamladık. Yıllardır Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerdeki sergilere katılıp, ‘oyma tamtam’larını sergileyen yeğeni Freddie bize tercümanlık yaptı, sohbet ettik. Yanımda hediye olarak getirdiğim çakı, lamba ve pipo tütünlerine çok memnun oldu. Hattaya’nın Tahiti’de ayrılmasından sonra karar alıp tamamen bıraktığım pipolarımdan iki tanesini de reise takdim edince, Reis Bong bize meşhur rom dans gösterisi sunma kararı aldı. Sevincimi belli ederek teşekkür ettim. Hiç böyle bir jest beklemiyordum, çok mutlu

oldum. Dans gösterisi yapacak ekip gerekli hazırlıklara başlarken, Reis Bong da kutsal alanları gezdirdi. Totemlerin arasından geçerek önce Bong’un babası efsanevi Şef Taimal’ın mezarına uğradık. Taşlardan helezoni bir şekilde yapılmış mezar ziyaretinden sonra Taimal’ın, Sadun Ağabey zamanında yaşadığı evin kalıntılarına uğradık. Zaman her şeyi yerle bir etmiş, sadece bir taş yığını kalmış, otlar arasında. Eski tören alanındaki totemleri de gördükten sonra rom dansı yapılacak alana geri döndük.

Nambaslarda reislik kademe kademe oluyor. En yüksek kademe olan 12. kademeye ‘mal’ deniliyor. Bu kademeye her reis ulaşamıyor. Ulaşan reislerin olağanüstü güçleri var ve bütün adada ve çevre adalarda saygıyla anılıyor, öyle ki; bu saygı onlar öldükten sonrada devam ediyor. Reis Bong bize kendi evini de gösterdi. Tören alanına bitişik olan bu eve Reis’ten başka kimse giremiyor. Bu yasağa, bahçede dâhil. Reis’in himayesindeki domuzlar, keçiler, tavuklar özgürce dolaşıyorlar. Nihayet beklediğimiz an geldi. Geleneksel kostümlerini kuşanmış yerliler alanı doldurmaya başladı. Bunların bir kısmının üstü, boyu 2,5 metreyi bulan konik saz ve yapraklardan yapılmış giysilerle kaplı. Konik giysinin kafaya denk gelen bölgesinde çeşitli motif ve renklerle süslenmiş imajlar var. Diğer yerli erkekler sadece önemli yerlerini kapayan yaprak kılıflar dışında çıplaklar. Birden ortalığı tamtam sesleri kapladı ve kalabalık grup hep birlikte ayaklarıyla tempo tutarak dans etmeye başladı.

Dansı yöneten şef, alçalıp yükselen bir ağıtla grubu yönlendiriyor. Grup zaman zaman koro halinde şefin söylediklerini tekrar ediyor. Dansın ve tamtamların temposu kâh azalarak kâh artarak devam etti. Freddie’nin söylediklerine göre rom dansı yapan yerlilerin giysilerine dokunmanın cezası çok büyükmüş, hatta sonu kazanda pişirilmeye kadar varıyormuş!.. Şaka bir yana cezayı merak etsem de sormaya cesaret edemedim. Gençlik yıllarımda Papua Yeni Gine’nin balta girmemiş ormanlarında ulaştığım kelle avcısı Dani kabilesinin savaş danslarının izlerken de böyle heyecanlanıp keyif almıştım. Dans sona erdikten sonra Reis Bong kendi yaptığı bambu flütle bize bir konser verdi. Bilahare Bong ve grupla fotoğraf çektirip teşekkür ederek vedalaşıp ayrıldık.

Ambrym’e veda

Artık Ambrym Adası’na da veda etme zamanı geldi. Tekneye döndükten sonra hazırlıklarımı tamamladım, kısmet olursa sabah yola devam edeceğim. Akşam Amerikalı dostum John’un teknesinde bir araya gelip sohbet ettik. Giderken bana üç tane Türkçe kitap hediye etmesi sürpriz oldu. Bana kitapları, seyahatinin bir bölümüne mürettebat olarak katılan bir Türk kızının bıraktığını söyledi. Vedalaşıp ayrıldım. Sabah alacakaranlıkta kalkıp yola koyuldum. Bu saatte Marum Yanardağı’nın zirvesi kıpkızıl aydınlanmış, sanırım lava gölü bulutlara yansıyınca böyle çarpıcı bir manzara çıkmış ortaya. Gizemli Ambrym Adası, Ada Dilberi’nin dümen suyunda

gözden silinmeye başlarken düşüncelere daldım. Dünya ne kadar büyük ve güzel. Gezdikçe küçüleceğine, gittikçe büyüyor. Kafamızı bulunduğumuz yerden çıkarıp şu güzellikleri yaşamak için çok şey gerekmiyor. Biraz merak, azim ve hedef koymakla şu güzellikleri yaşamamak için bir neden yok. Para, pul hepsi gelip geçiyor bir tek yaşadığın anılar, aklın var olduğu sürece en değerli hazinen olarak her daim tekrar tekrar tadına varacağın şekilde kendini koruyor. Kendi kendime söz verdim, Hattaya ile birlikte Allah’ın izniyle, elimiz ayağımız tuttuğu sürece şu sürdürdüğümüz güzel yaşamdan ödün vermeyeceğiz.

Yalnız devam ettiğim seyahatimin bu bölümünde, rotada 65 mil kuzeybatıdaki Espiritu Santo Adası var. Bu adadan sonra Vanuatu Adaları’na veda edip Papua Yeni Gine’ye yelken açacağım. Aslında gönlümde yolumun üstünde, biraz kuzeyde kalan Solomon Adaları’na uğramak var ama buna Espiritu Santo’da mürettebat bulursam karar vereceğim. Rüzgâr kuzeydoğudan 13-14 knot esiyor. Uygun açıdan tam karar rüzgârı yakalayan Ada Dilberi doludizgin menzile doğru hızla yol alıyor. Hemen sancağımda Pentecost Adası, kuzeye doğru uzayıp gidiyor. Bu ada yam hasat zamanında yapılan ‘bungee jumping’ atlayışları ile ünlenmiş 20-30 metre yükseklikteki bir platformdan ayaklarına bir sarmaşık bağlanarak yapılıyor bu atlayışlar.

Daha öncede belirttiğim gibi ‘Vanuatu’ çok renkli bir ülke. Adalar topluluğunu oluşturan 83 adanın her birinin ayrı bir özelliği var. Aslında bu adalara gezmek için bir sezon ayırmak lazım ama tayfun mevsiminde buralarda tekne bırakmak hiç güvenli değil. En doğrusu riskli mevsimi Yeni Zelanda’da geçirip buraya gelmek daha sonra da Avustralya’ya geçmek. Bir gün bu sularda seyir yapacak denizci dostlarıma tavsiyem; Tahiti, Tonga ve Fiji’de fazla zaman harcamadan buralara daha fazla vakit ayırmaları. Öğleden sonra Espiritu Santo Adası pruvamda şekillenmeye başladı. “Erken kalkan yol alır” misali hava kararmadan adaya vardım. Şehrin karşısındaki Aore Adası önündeki tonozlara bağlandım. Şimdi sırada Espiritu Santo Adası’nı keşfetmek var.

Sürecek...

Asırlık Banyan ağacı

Rom dansı

Büyük Reis Bong’la beraber Pupa Yelken Ambrym’de

Rom dansçılarıyla

Nambas flüt ve maskları

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.