Sualtı

Var mısın buza dalmaya?

Naviga - - Navİgasyon - YAZI: ŞULE KAYA

İnsanoğlunun içindeki hiç bitmeyen keşfetme duygusu her gün yeni bir heyecanı hayatımıza katıyor. Aslında belki de bunun sebebi sadece keşfetme değil, kendine ya da hayata meydan okuma tutkusu. Son yılların en merak edilen coğrafyası Antarktika’da dalış da bu tutkunun sonuçlarından biri. Önceleri sadece bilimsel dalışların gerçekleştirildiği, dünyanın en uç noktası Antarktika’da artık turistik dalış yapmak da mümkün. Ancak bu dalışlar herkesin ‘harcı’ değil.

Konuya başlamadan önce kafaların karışmaması için bir noktaya açıklık getirmekte fayda var. Antarktika’da yapılan dalışlar, ‘buzul dalışı’ değil. Buzul dalışları genellikle bilimsel araştırma amacıyla gerçekleştiriliyor, özel bir eğitim ve ‘buzul dalış sertifikası’ gerektiriyor. Biz yazımızda, Antarktika’da gerçekleştirilen turistik amaçlı dalışlardan bahsedeceğiz. Bilgiler, uzun süredir Antarktika’da dalış turları düzenleyen ve dalan Mike Salvarezza ile Ralph Pannell’dan.

Antarktika’da dalış için en uygun mevsim, Güney Yarımküre’nin yaz mevsimi olan kasım-mart ayları arası. Dalışların büyük bir kısmı Antarktika Yarımadası’nın batı kıyısında bulunan Bellinghausen Denizi’nde gerçekleştiriliyor. Güney Shetland Adaları, Anvers Adası, Deception Adası ve Lockroy Limanı en popüler dalış noktaları. Ancak her yıl yeni dalış noktaları keşfediliyor.

Yazının girişinde de bahsettiğimiz gibi Antarktika’da dalış herkesin yapabileceği bir şey değil. Bu buz gibi soğuk sularda dalabilmek için ileri seviye dalgıç olmak şart. Buz dalış sertifikası istenmiyor ancak sertifikanın muhakkak ‘advance’ (ileri) seviyede olması gerekiyor. Ayrıca dalış kayıt defteri (log book) ve son iki yıl içerisinde alınmış bir sağlık raporu da talep ediliyor. Dalışlar soğuk suda vücut ısısını koruyan özel kuru kıyafetle (dry suit) yapılıyor, dolayısıyla bu kıyafetle dalış konusunda da deneyimli olmak gerekiyor. Dalgıcın pusula, derinlik ölçer kullanabilmesi de şartlar arasında. Dalışlar kıyıdan değil, şişme botlarla açık denizde yapıldığından katılımcıların bottan da rahatlıkla dalabilmesi gerekiyor.

Önce güvenlik

Antarktika’da bir basınç odası bulunmuyor. Ayrıca sağlık imkanları çok kısıtlı. Teknelerde ilk yardım yapabilecek doktorlar bulunuyor ancak tam teşekküllü bir sağlık hizmeti almak neredeyse imkansız. Dolayısıyla dünyanın en dibindeki sularda dalarken en önemli unsur güvenlik. Kurallar da çok sıkı. Sağlıkla ilgili en ufak riski bulunanlar dalışlara kabul edilmiyor. Ya da dalış hocası gelen kişiyi yeterince deneyimli bulmazsa dalmasına izin vermiyor.

Dalışlar çoğunlukla buzulların arasında, botlardan gerçekleştiriliyor. Bazen bir buzul kütlesinin üzerinden de dalınabiliyor. Suyun sıcaklığı 0˚C’ye yakın, hatta bazen daha da düşük olabiliyor. Hava koşulları da son derece değişken, önceden tahmin edilmesi güç. Aynı şekilde görüş mesafesi de... En fazla 20 metreye, günde bir ya da iki dalış gerçekleştiriliyor. Ancak buz

ve hava koşullarına göre bazen dalış yapılamayabiliyor. İlk önce deneme dalışları yapılarak dalgıçların soğuk suya, ekipmana ve koşullara alışması sağlanıyor. Her dalıştan önce bölgedeki sualtı, hava durumu ve buzul koşulları ile ilgili bilgi veriliyor. Dalışlar iki kişi olarak gerçekleştiriliyor, sualtındayken yanlarında bir lider bulunmuyor. Ancak lider suya her dalıştan önce ve sonra dalgıcı kontrol ediyor.

Bu bölgede dalış kıyafeti ya da ekipmanı kiralamak gibi bir şansınız bulunmuyor. Dalgıçların, soğuk sular için gerekli olan dalış malzemelerinin tümünü yanlarında getirmeleri gerekiyor. Antarktika çok zor koşulların hüküm sürdüğü bir coğrafya. Dolayısıyla dalgıcın bu zor koşullarda kendi kendine yetebilmesi, zor hava koşullarında meydana gelebilecek hasar ve arızalara karşı hazırlıklı olabilmeli.

Bu arada çok önemli bir ayrıntı: Yanınıza daha önce soğuk sularda denemediğiniz yeni kıyafetler getirilmesi önerilmiyor. Zira Antarktika suları yeni bir ekipmanı denemek için hiç de uygun sular değil. Getirdiğiniz ekipmanla daha önce en az dört-beş kez dalış yapmış olmanız tavsiye ediliyor. Dalışlar esnasında herkes malzemesini kendisi hazırlıyor, botlara yine kendisi taşıyor. Dalışlarda disiplin çok önemli.

Antarktika dalışlarında bir hayli zorluk bulunuyor. En önemlisi soğuk hava. Bunun yol açtığı tehlike özellikle nefes alma aparatının içine buz dolması sonucu regülatörün donması. Bu yüzden Antarktika dalışlarında sadece bu koşullara uygun regülatörler kullanılıyor. Uzmanlar diğer tehlikeleri, suyun altında uzun süre kalınması sonucu oluşabilecek hipotermi, buzulların sürekli hareket halinde olması, sudaki tuzluluk oranında ani değişimler olarak sıralıyor. Tuz oranındaki değişim dalgıcın derinlik seviyesinde de ani farklılıklara yol açabiliyor. Tüm bunların sonucunda ekipmanı doğru bir şekilde donanıp kullanmak, kurallara uymak ve bu sorunlarla baş edebilecek deneyime sahip olmak hayati önem taşıyor.

Şimdiye kadar pek de iç açıcı şeyler söylemediğimizin farkındayız. Eğer ‘tüm bunlara rağmen neden Antarktika’da dalmalıyız’ diye soruyorsanız cevabını uzun yıllardır bu sularda dalış yapan Mike Salvarezza veriyor: “Dünyanın en sonundaki, gerçek bir sınır noktası Antarktika. İnsanlar tarafından keşfedilen son kıta. Dolayısıyla burada yapılan dalışlar gerçek bir meydan okuma. Arasında daldığınız buzullar Antarktika’nın eşsiz güzelliğinin en güzel yansıması. Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde bulamayacağınız bir sualtı yaşamı var. Eğer şanslıysanız foklarla yüzebilir, balinaların seslerini duyabilirsiniz.” www.ecophotoexplorers.com www.aqua-firma.co.uk

Deneyimlisi anlatıyor

İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Bölümü’nden Dr. Noyan Yılmaz Antarktika’da dalan isimlerden biri. CMAS dalış eğitmeni olan ve Avrupa Bilim Fonu tarafından verilen Uzman Bilimsel Dalgıç belgesine sahip Yılmaz, bu sularda bilimsel araştırma amacıyla daldı.

( Naviga, Ocak 2014) Dr. Noyan Yılmaz Antarktika’da dalış deneyimini şöyle anlattı:

“Antarktika’da özellikle kışın dalış planlaması meteorolojik koşulların uygunluğu ile başlıyor. Sonrasında ilk önce helikopter uçuşları, sonrasında ise köprü üstünde suda dalgıç olduğu sürece görev yapan bir gözcü dalış bölgesini leopar foku varlığına karşı denetliyordu. Oldukça agresif olabilen leopar foklarının bölgeye yaklaşması durumunda prosedür olarak dalışlar durduruluyordu.

Soğuk su dalışlarında dalgıçlar için en büyük tehlikelerden biri birinci kademenin donması sonucu regülatörün serbest akışa geçmesidir. Bunu engellemek için standart dalış kompresörlerine oranla çok daha yüksek kurulukta hava basabilen bir kompresör kullanıyorduk. İkinci tedbir soğuk suya ve profesyonel kullanıma uygun bir regülatör seti seçmekti. Piyasada satılan bazı üst kalite regülatörlerin birinci kademelerine takılan soğuk su kitleri serbest akışı önlemde oldukça etkili. Alman bilimsel dalış kuralları çerçevesinde tam yüz maskesi ile dalış yapma zorunluluğumuz vardı ki bu kural, yüz çevremizden ısı kaybetmemizi de engelledi. 15 litrelik tüplerin çift çıkışlı vanalarına takılan iki ayrı birinci kademeye bağlı iki ikinci kademe de tam yüz maskesine bağlıydı ve bağlantı noktalarında herhangi bir birinci kademenin serbest akışa geçmesi durumunda ikinci kademeye gelen havayı kesebileceğimiz check valfler vardı. Tabii bu küçük valfleri 5 milimetre eldivenlerle açıp kapamak ayrı bir problemdi.

Alınan bir diğer güvenlik önlemi yüksek akıntılarla kilometrelerce uzunluktaki buz tabakasının altına sürüklenmemek için yüzeye bağlı olmaktı. İyi bir izbarço bağı ile 50 metre uzunluğunda halatla yüzey bağlıydık ve gerek halat içinden geçen tellere bağlı iletişim sistemi gerek önceden kararlaştırılmış halat işaretleriyle yüzeyle iletişim halindeydik.

Soğuk su dalışlarında üşümemenin bence en temel kuralı doğru ekipman kullanmak ve dalış bölgesine giderken üşümemek veya terlememek. Bu sebeple suya girene kadar oldukça yavaş hazırlanmak ve ekipmanla boğuşarak efor harcamak yerine ekip arkadaşlarından birinden yardım istemek, onlar tarafından hazırlanmak en iyi yöntem. Giysi olarak kayakçıların kullandığı sentetik ağırlıklı bir üst katmanın üzerine giyilen ve oldukça etkili bir yalıtım malzemesinde üretilen metal dolgulu bir iç tulum ve üzerine 7 milimetre kalınlıkta neoprenden kendinden başlıklı olarak üretilmiş kuru elbise kullanıyorduk. Tabii bu kadar kalın malzemeyi batırabilmek için 20 kilogram civarı ağırlık taşımamız gerekiyordu. Bunca yalıtıma rağmen suya atladığınız zaman el ve başınızda hissettiğiniz -1.8˚C’lik su oldukça ferahlatıcı bir etki yaratıyordu (!) 30 dakika sonra ise el ve ayak bölgesindeki soğuk yüzünden uyuşma rahatsız edici bir boyuta gelmeye başlıyordu.

Her ne kadar pahalı ekipman gerektiren, zahmetli ve kimi zamanlar rahatsızlık veren bir dalış tipi olsa da buzun altına indiğiniz an gördüğünüz formasyonlar, renkler ve inanılmaz berraklıktaki su tüm olumsuzlukları bir anda siliyor. Buz altında sanki bir katedrale dalmış gibi hissediyorsunuz. Buzun üst tarafında oldukça düzgün gibi görünen yapısı aşağıda düzensizlikler, çıkıntılar ve kovuklar içeriyor ve aralarında gelişen çeşitli algler sayesinde dalgıca muhteşem bir ışık/gölge oyunu sunuyor.”

Dr. Noyan Yılmaz

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.