Pruva

Naviga - - Navİgasyon - Yazı ve fotoğraflar: Ekrem İnözü (S/Y Anuok)

Horn Burnu, Şili'ye ait Güney Amerika topraklarının en güneyi, Hermit Takım Adaları'nın en güneyindeki adacık…

İsmini Hollanda'daki Hoorn şehrinden alan Kapp Hoorn zaman içinde İspanyolca'daki Cabo de Hornos ismiyle daha çok anılmaya başlamış. İngilizler Cape Horn derken, denizciler arasında ise sadece "Horn" diye bahsi geçer.

Hindistan ve Uzakdoğu ticaret ağı 17'nci yüzyılda Hollandalı tek bir şirketin elindeymiş ve rotası Magellan Boğazı ile Ümit Burnu'ndan geçiyormuş. Başka bir Hollandalı tacir yeni bir yol arayışına girip Hollanda'daki Hoorn ve Eendracht şehirlerinin desteğini arkasına almış ve bu iki şehrin isimini verdiği iki gemiyi keşfe göndermiş. Hoorn batmış, Eendracht yoluna devam etmiş. Batan Hoorn gemisi ve Hoorn şehri hatırasına bu adacığa Kapp Hoorn adı verilmiş. Konya ilimizden küçük olan Hollanda, 17'nci yüzyılda dünyanın öbür ucunu keşfedip, Hindistan ve Uzakdoğu ile yaptığı ticaretle zenginleşirken, ‘Osmanlı ne yapıyordu' diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Neden güçlü Osmanlı İmparatorluğu buraları keşfetme arzusunda değilmiş? Pekiyi ya insanlarda, milletlerde keşfetme arzusu nasıl oluşmuştu?

Drake Boğazı'ndaki kötü hava şartları nedeniyle Antarktika'nın fethi ancak 1829 yılında gerçekleşmiş. 16'ncı yüzyılda Piri Reis haritalarında Antarktika, Güney

Amerika'ya birleşik görünse de, mevcut. Falkland Adaları bile görülüyor. Peki madem biliyordunuz niye gelip buralarda bir varlık göstermediniz?

Horn Feneri'nden geçen meridyen aynı zamanda Atlantik ve Pasifik Okyanusu'nu birbirinden ayırır. Bu da Horn Adası etrafında bir tur attınız mı hem Atlantik hem Pasifik sularında gezdiniz demek olur.

Horn Adası 425 metre yüksekliğinde bir falez, 2 kilometre eninde, 6 kilometre boyunda. Adacık diyorum zira bizim Büyükada'dan biraz büyük. Fenerin yakınında ordan geçmiş denizcilerin anısına dikilmiş son derece estetik bir Albatros heykeli var. Adanın üzerindeki fener bekçisinin evi, teknik bina ve küçük bir ibadet yerinden ibaret. İklim yağmurlu, yıllık ortalama ısı 5˚C, en sıcak günlerinde 14˚C üstüne, en soğuk günlerde -5˚C altına pek inmiyor. Rüzgârın ortalama hızı 20 knot civarı fakat 50 knot'ı geçen fırtınalar sıkça görülüyor. Aslında 50 kilometre daha güneyde Diego Ramirez adacıkları da Şili'ye ait. Bir de Wollaston Adaları'nın en güney ucunda İspanyolların, Falso Cabo de Hornos dedikleri burun var, burasını Horn zannedip yanlış manevra yapan denizcilerin sonları hep felaket olmuş.

Panama Kanalı açılmadan AtlantikPasifik geçişi için üç rota tercihi varmış. Birincisi Magellan Boğazı, ikincisi çok dar olan -bizim gibi yelkencilerin tercih ettiğiBeagle Kanalı ve açık deniz olan Drake geçişi. Gemicilerin yaşadıkları zorlukları şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bunlara bir de navigasyon zorluklarını, 30-40˚ şaşan pusulayı, düşen görüş mesafesini ve soğuğu ilave edin, gerisini siz düşünün.

Yüzlerce metrelik koltuk halatı

Şili Kanalları'nın en korunaklı koylarında bile dağlardan inen ve Williwaws denilen ve bir anda 40 knot üzerine çıkan rüzgârlardan etkilenmemeniz mümkün değil. Brezilya'nın Antarktika'ya 10 defadan fazla giden, hatta orada tek başına bir kış geçiren gezgini Amyr Klink, bana buralarda koltuk halatı olarak kullanmam için 220 metre 24'lük yüzen, 8 örgülü esnek halatları hediye edince, bunları nerde kullanırım demiştim. Dün gece daracık ve çok korunaklı diye belirtilen bir koyda bir anda rüzgâr 40 knot'a çıkıp bütün gece 40 ile 4 knot arasında gidip gelince nedenini anladım, bu coğrafyada teknede dört tane 100 metrelik halat gerektiğine ikna oldum.

Rüzgâr ve akıntı genelde batıdan geliyor. Meşhur Bounty gemisi bir aya yakın, Horn'u batıya doğru geçmeyi deneyip, selameti burdan Tahiti'ye gitmekte bulmuş. Akıntı miktarı saniyede 135 milyon metreküp. Hem böyle bir akıntıya hem de batıdan gelen durmak bilmeyen rüzgârlara karşı seyir çok zor. Bu rota Panama Kanalı'nın açılışı ile birden önemini kaybetmiş olsa da buralardan bedel ödeyerek geçen gemiler, denizciler hep hatıralarda kalacak.

Humbolt Akıntısı Şili'nin Pasifik sahillerinden Galapagos Adaları'na kadar çıkıyor. Galapagos Adaları'nda 27˚C suda dalış yaparken, birden girdiğimiz 15˚C suyu unutamıyorum. Suyun içinde soğuk su hemen kendini belli ediyordu. Bu nedenle Ekvator'da olan Galapagos Adaları'nda soğuk iklimleri seven penguenler, fok balıkları sıkça görülüyor. Aynı akıntı Atlantik sahilinde, kıyıya yakın Arjantin sahillerinden kuzeye çıkıyor. Atlantik tarafında bu akıntıya Falkland Akıntısı adını vermişler.

Horn 56˚ güney enleminde, ancak okyanusların zor geçitlerinden biri diğeri de Afrika'nın güneyindeki, Ümit Burnu yakınındaki Aiguilles Burnu ise 35. enlemde (Horn'dan 1.300 kilometre daha kuzeyde sıcak iklimlere daha yakın), Yeni Zelanda'nın Antarktika'ya en yakın burnu Steward Adası'nda 47˚ güneyde. Horn, Antarktika'ya ise sadece 600 mil mesafede.

Aiguilles Burnu'nu 2008'de geçmiştim. Hava sertti ama yağışın az ve ısının yüksek olması bizi bu kadar hırpalamamıştı. Horn civarında oluşan diğer büyük bir tehlike de ‘scerlerate' dalgalar. Bu dalgaların yüksekliği 30 metreyi bulabiliyor. Düşünmemek daha iyi. Ağırlığı 30 ton civarı olan Anouk'un 30 metreden denize düşmesi… Facia… Kaçalım buralardan....

Uçan halıyla bile geçen var

Horn ile ilgili yüzlerce kitap var, ben de bunlardan en aşağı 10 tanesini okudum. Beni etkileyen Vito Dumas'ın karşılaştığı zorluklar ve anlatımı, sadece denizci yönünü değil, insanî yönüne hayran olduğum Moitessier'nin kitapları ve tabii ki Joshua Slocum'un olağanüstü gezisi. Horn'u 6,5-7 metre tekne ile geçenler, deniz motosikleti ile geçenler, kitesurf ile geçenler, çeşitli yarışlarla geçen yüzlerce tekne var. Hatta uçan halıyla bile geçmişler(!).

Horn yelkencilerin Everest'i; dolayısıyla ciddi bir şekilde hazırlanılması gereken bir gezi. Hepimizin rüyalarına giren bir geçiş. Tanrı'ya şükürler olsun, benim de hayallerim gerçek oldu bu geziyi yapabildim. Anouk, Uzaklar'dan sonra Horn'u geçen ikinci Türk bayraklı yelkenli oldu.

Horn'u geçen yelkenli sayısı her yıl 60 civarında, sadece 20 tanesi Antarktika'ya kadar gidiyor. Bu 20 teknenin 10 tanesi zaten buralarda kışlayan bu geziyi devamlı yapan charter tekneleri. Antarktika'ya giden yelkenli tekneleri çok sevdim

de, 4.000 kişi ile Antarktika yolculuğu yerine ben Tv'de belgesel izlemeyi tercih ederim. Antarktika'ya her yıl bu gemilerle 80.000'e yakın turist gidip geziyor. Tehlikeyi çok iyi pazarlıyorlar. Horn Adası önünde demirlemek için manevra yaparken bu cruise gemilerinden biri bizi hiç görmemişçesine manevraya başladı, bu güzelliğin büyüsünü ve güzelliği başarıyla bozdu...

Bu denizlerin başka bir tehlikesi ise Antarktika'dan kopan buz dağları, ısınma ile birlikte kopan dev buz dağları, 40˚ güneye kadar görülebiliyor. Radarda görmeniz için su üstünde bir kütle olması lazım, bazen buzun cinsine göre suya çok yakın olabiliyor. Kanalların birinde sandalye büyüklüğünde deniz seviyesindeki bir buza hafifçe çarptık, etkisi aynı kayaya vurmuşuz gibiydi. Buz kırılmadı yana kaydı, Anouk'un üzerine bir sıyrık hatıra olarak kaldı. Birkaç saatlik seyirden sonra buralarda muhakkak sac veya alüminyum tekneler ile gezmek gerektiğini anlıyorsunuz. Anouk'un gövdesi çift kat ‘kevlar' ile kaplı olduğu halde bir daha buzlar arasında seyir yapmayı denemek istemem.

Onun için buralardan bir an evvel 40˚'nin kuzeyine çıkmak lazım. Kükreyen 40'lar, çığlık atan 50'ler, bir de 60'lar var… Oraları bilmiyorum, televizyonda bakarım.

Sol kulağa takılan küpe meselesi

Yelkenli ile Horn'u geçen denizciler, asırlardan beri sol kulaklarına halka şeklinde bir küpe taktırıyor. Bu altın küpe ve kulaktaki deliğin, gemicilerin gözlerinin daha iyi görmesine yaradığına inanılıyor. Merak ettim akupunktur noktalarına baktım. Gözle ilgili bir meridyen kulak memesi üzerinden geçiyor. Kulaktaki küpenin başka yaradığı bir iş de, denizci evinden uzak bir yerlerde ölürse papaz efendinin denizcinin cenaze törenini iyi yapması için bedelini almasıymış.

Horn'u 4.000 yolcu ile geçen geminin kuyumcusu bu işi iyi pazarlarsa acayip para kazanır gibime geliyor. Her şeyin ama her şeyin suyu ne kadar çabuk çıkıyor.

Horn'u geçen yelkenciler masaya tek ayaklarını uzatıp oturabiliyor. Hem Afrika'nın güneyi Ümit Burnu'nu hem de Horn'u geçenler iki ayaklarını masaya uzatabiliyor. Bunlara ilaveten Avustralya Leeuwin Burnu'nu da geçtiğiniz zaman rüzgâra karşı işemeniz ve tükürmeniz serbest. Paris'te ‘Club des Horniers' diye bir kulüp var, tecrübeli denizciler burada buluşuyor. Fransa'da herhalde bini aşkın Horn'u geçmiş denizci vardır.

Horn olayı bu kadar, gidilir mi?

Size ve hayallerinize, edindiğiniz deniz kültürüne bağlı.

Buralarda gezmenin en önemli şartı bence kendi kendine yetebilmek.

Yeterli (temiz) mazotun olacak, motor, jeneratör, su yapıcı, ısıtma mazot gereksimi yüksek. Yeterli gıda stoğun olacak, beş kişi günde üç öğün üç aya yakın bir zaman. 1.500 porsiyon yemek çıkacak, hava soğuk kalori ihtiyacı çok ona göre yemek yeniyor.

Yeterli su stoğun olacak, su yapıcıdan çıkan su çok kaliteli de, en azından yarı yarıya karıştırman gerekiyor. Sadece su yapıcıdan çıkan suyu içersen, vücudundaki gerekli mineraller bilhassa sodyum çok hızlı düşer, halsizlikle başlayan hastalık hali, vücudun mineral dengesini bozup çok kötü sonuçlar doğurur veya mineral takviyesi yapacaksın ama ne derece etkili olur, onu bilemiyorum. Bunlar halletmesi en kolay olan gereksinmeler, bir de hesapta olmayan arızalar çıkabiliyor. Yeterli miktarda yedek parça taşıyıp, tamiratları kendin yapabileceksin. Yedek parça listesini iyi seçeceksin, sonuçta yerin kısıtlı. Hassas parçalar önceden elden geçecek.

Şili, Tierra de Fuego Güneyin daha güneyi nasıl gezilir?

Kendi tekneni bu coğrafya için düşünür, bu işi yapan tekneleri inceler, yeni bir alüminyum veya sac tekne yaptırırsın, yapacağın yolculuğa göre donatırsın. Maliyet 14-15 metre tekne için 500 bin euro'yu aşabilir.

Yapılmış, yaşamış, beş-altı yıllık bir alüminyum veya sac tekne alırsın, bakım yaptırırsın, maliyet aynı olur ama ilk sahibinin tecrübelerinden faydalanır daha rahat edersin.

Yanlış anlaşılmasın, iyi bir polyester veya ahşap tekne Horn'u ve Şili Kanalları'nı sana gezdirir. Ben işin idealini söylüyorum. Antarktika gezisi tamamen başka bir iş, ona kesin sac veya alüminyum tekne gerekli.

Daha kolayı ve keyiflisi ve eğer vaktiniz yoksa, burada çeşitli tur yapan teknelerle Ushuaia veya Puerto Williams'dan üç çeşit turdan birini seçmek.

Horn Burnu turu mecburi Puerto Williams çıkışlı, beş gün bir hafta 15-20 metrelik tekneler bu iş için 6-10 kişi için tekne başına 10.000 dolar alıyorlar.

Buzullar turu bir hafta on gün, yine aynı tekneler 6-10 kişi, için 15.000 dolar civarı.

Antarktika turu bir ay civarı sürüyor, giden fazla tekne yok, en konforlusu: Pelelagic Australis, konforlu 10-12 kişi alıyor, teknenin günlüğü 5.000 pound gibi.

Üçüncü seçenek; cruise gemileri, her çeşidi var, Antarktika için Rus gemileri çalışıyor. Bu şekil geziyi ben sevmedim. Zengin Japon, Amerikalı 80 yaş civarı turistler. Ölmeden önce bir tur daha diyenlere göre.

Beni okuduğum kitaplar, Sadun Abimin verdiği Kısmet'in zulasından gelen rakıyı içmek motive etti. Karar sizin ama önce klasik, keyifli, yavaş bir dünya turu yapın buraları sonra düşünürsünüz...

www.ekreminozu.com

Ekrem İnözü, Deniz Karamanoğlu

Buzullarda spagetti keyfi (Cemile Yıldız)

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.