Sudan kazalar

Uzun bir seyir sonrası sakin bir koya demirlemişsin. Su, berrak mı berrak. Öyle ki, derinlere doğru uzanan zincirin baklaları sayılıyor. Sualtında taşlar, aralarda kovuklar, çeşitli türde yosunlar, görünüp kaybolan irili ufaklı balıklar. Fazla düşünmeye g

Naviga - - Sağlik Dr. Özgür Denİz Tezcan -

Tekne hayatının en keyifli yönlerinden biri de doğayla iç içe olmak. Şehirde ister istemez uzaklaştığımız el değmemiş doğal yaşam, tekne yaşantısında etrafımızı sarıverir. Yüzen evin bahçesi denizdir. Maskeyi takıp suyun içine soktun mu başını yeni bir dünyaya adım atarsın. Bin bir tür deniz canlısı etrafında arz-ı endam etmeye başlar. Sadece sualtı manzarasını izlemek bile maceradır. Bu etkinliğin İngilizcesi tek kelime: ‘Snorkeling’. Bizde ise tek kelime karşılığı yok. Türkçe’de kulanılan ‘şnorkel yapmak’, dilbilgisi açısından yanlış olsa da bizde en çok kullanılan adlandırma. Şnorkel yapmak tekne hayatının vazgeçilmezlerinden. Üstelik son derece kolay. Ama kolaylığına aldanıp hafife almayın. Avustralya’nın saygın bir tıp dergisinde 2012 yılında yayınlanan araştırmanın sonuçları düşündürücü. Bu makale 1994 ile 2006 yılları arasında Avustralya sularında 140 kişinin şnorkel yaparken öldüğünü söylüyor. Ölüm nedenleri arasında ilk sırada kalp, ikinci sırada boğulma, üçüncü sırada sığ su bayılması var.

Şnorkel yaparken nelere dikkat edelim?

Şnorkel sığ suda öğrenilir. Sakın tekneden atlayıp boyunuzu geçen suda öğrenmeye kalkmayın. Öğrenme aşamasında sık yapılan basit hatalar sığ suda hiç problemsiz atlatılabilir ama derin suda tehlike yaratır. Özellikle çocuklar malzemeye iyice alışana, tecrübe kazanana kadar mutlaka bir yetişkinin yanında ve gözetiminde olmalıdır. Bu dönemde bir anlık dikkatsizlik veya panik felakete neden olabilir. Yalnız dalınmaz. Biliyorsunuz deniz sürprizleri pek sever. Bu yüzden olsa gerek, dalgıçların en önem verdikleri kuralların başında yalnız dalmamak gelir. Basit bir kas krampı bile, deniz ortasında tek başına kaldığında ciddi tehlikeye dönüşür.

Şnorkel yaptığınız yere dikkat etmelisiniz. Koy girişi, burun gibi bölgeler tekne trafiği açısından riskli yerlerdir. Özellikle sürat tekneleri ve büyük tekneler şnorkelle gezen bir dalgıcı fark etmeyebilir. Böyle yerlerde dalmayın. Deniz trafiği açısından riskli bir bölgede olmasanız bile dalış şamandırası kullanın. Dalış şamandırası sadece gelip geçen tekneleri sizden uzak tutmakla kalmaz, yorulduğunuzda destek olur, arkadaşlarınızın sizi takip edebilmesini sağlar, hatta halkasına takacağınız bir file ile gezintiniz sırasında topladığınız deniz kabuklarını, küçük bir fotoğraf makinesini, arada yudumlamak için biraz suyu yanınızda taşımanızı sağlar.

İyi yüzücü veya tecrübeli dalgıç değilseniz karadan denize esen havalarda şnorkel yapmayın. Rüzgâr ve yüzey akıntısı sizi açığa sürükleyebilir. Denizde, özellikle burunlarda, kolay fark edilmeyen akıntılar olabilir. Böyle bir akıntıya denk gelirseniz ve sizi uzaklaştırmaya başlarsa tersine yüzerek kendinizi tüketmeyin. Akıntı yönüne dik açıyla sahile doğru yüzün. Nehirlere benzeyen akıntıyı geçmenin en hızlı yolu, akıntı yönüne dik açıyla hareket etmektir. Hedefinizden ilk anda uzaklaşıyor gibi görünseniz de akıntıdan çıktıktan sonra sakin suda ilerlemek hem daha kolay hem daha güvenlidir. Şnorkel yaparken arada bir başınızı kaldırıp etrafa bakın. Bunu ihmal ederseniz, hele biraz da akıntı varsa, farkına bile varmadan çok açıklara gidebilir, suya girdiğiniz yerden fazlasıyla uzaklaşabilirsiniz. Son olarak, şnorkelin sakince yapılması gereken bir spor olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Acele edip hızla palet çırparsanız kısa sürede bacaklarınız iflas eder, hatta kramplar kıyıya dönmenizi zorlaştırabilir. Sakince ve suyu mümkün olduğunca şapırdatmadan palet vurun. Unutmayın, ne kadar yavaş ve sakin hareket

ederseniz sualtında o kadar fazla balık görürsünüz.

“Şnorkel yaparken en sık karşılaşılan sağlık problemi nedir?” derseniz, cevabı güneş yanıklarıdır. Sualtını incelerken zaman akıp gider ve farkında olmadan sırt, bacakların arkası ve kalçalar fena şekilde yanar. Şnorkel yanıklarını engellemek kullanılabilecek en iyi malzeme ince neoprenden yapılmış ‘shorty’ tabir edilen kıyafetlerden kullanmaktır. Bunlar yüzen malzeme olduklarından batmayı engelleyerek ek bir güvenlik sağlar, ayrıca vücut sıcaklığını koruyarak suda daha uzun süre kalabilmenizi sağlar. Böyle bir elbise yoksa, tercihen ultraviyole korumalı bir üstlük ve yüzme şortu aynı amaçla kullanılabilir. Bir diğer çözüm de yüksek koruma faktörlü ve suya dayanıklı güneş kremleridir. Ama unutmayın, güneş kremlerinin etkinliğinin tam olması için güneşe çıkmadan en az 10 dakika önce ve birkaç kat sürülmeleri gereklidir.

Sadece yüzeyden bakmak bana yetmiyor biraz da dalmak istiyorum diyorsanız kulak zarınızı nasıl koruyacağınızı öğrenmelisiniz. Dalmaya başladığınızda kulaklarınızda basınç hissetmeye başlarsınız. Eğer buna aldırmaz ve daha derine inmeye kalkarsanız, bu basınç şiddetli bir ağrıya dönüşür. Bu şiddetli ağrıya gerilen kulak zarı neden olur. Kulak zarı dış kulağı orta kulaktan ayırır. Yüzeyden sualtına indikçe basınç da kademeli olarak artar. Bu basınç kulak zarını orta kulağa doğru iter. Dalgıçlar bu durumu engellemek için Valsalva manevrası veya kulak eşitleme denen yöntemi kullanır. Kulak eşitlemek için burun iki parmakla sıkıştırılıp sümkürmeye benzer şekilde buruna nefes verilir. Bu sayede östaki borusundan orta kulağa geçen hava orta kulağın basıncını dış kulaktaki su basıncı seviyesine getirerek kulak zarının gerilmesini engeller, basınç hissi geçer. Eğer kulaklar eşitlenemezse birkaç metrelik derinlikte bile kulak zarı ağır hasar görebilir hatta delinebilir. Eğer kulak eşitleyemiyorsanız asla derine dalmakta ısrar etmeyin. Soğuk algınlığı, nezle, grip, boğaz ağrısı gibi bir hastalığınız varsa kulak eşitleme (Valsalva manevrası) ile boğazınızdaki mikropları orta kulağa taşırsınız. Bu da kulak enfeksiyonuna neden olabilir. Daha uzun ve zor bir iyileşme dönemi istemiyorsanız birkaç gün sabredin.

Nefesiniz yettiğince sualtında gezmeye başladınız ama sualtında birşeylere tutunmak gerekiyor veya ister istemez şuna buna sürtünüyorsunuz. Dikkat edin. Denizde zehirli bazı canlıların da olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Kamuflajı nedeniyle fark edilemeyen iskorpit veya kendini kuma gömen trakonya gibi bir balık, genelde yosun zannedilen ama denizanalarına yakın bir deniz canlısı olan hidroid koloniler, deniz çiyanları, anemonlar, denizkestaneleri ve daha niceleri sualtındaki keyifli gezintinizi zehir edebilir. Bu yüzden şnorkelle gezerken siz siz olun elden geldiğince sağa sola dokunmayın. İlla bir yere tutunacaksanız önce dikkatlice inceleyin sonra elinizi uzatın. Asla içini görmediğiniz kovukların içine elinizi sokmayın, görmediğiniz yere dokunmayın. Zehirli balık sokmalarında sıcak, denizanası ve benzeri canlılarla temasta sirke uygulaması yapılır. Bu yöntemlerin ayrıntılarını ‘Denizciler için Pratik Sağlık Rehberi’ kitabında bulabilirsiniz.

Sığ su bayılması dalarken değil çıkarken ortaya çıkan tehlikeli bir durumdur. Tecrübeli, uzun süre nefes tutarak derine dalanlarda görülür. Tecrübenize ve fiziksel kondisyonunuza gereğinden fazla güvenmeyin. Sınırlarınızı fazla zorlamayın. Hiperventilasyon (dalmadan önce çok sayıda ve hızlıca derin nefes alıp verme) yapmayın. Sığ su bayılması, derinlerden yüzeye yaklaşırken son metrelerde beyne yeterli oksijen gitmediği için olur. Aniden bilinç kapanır ve dalgıç bayılır. O anda birisi yardım etmezse dalgıç boğulabilir. Derine dalan arkadaşınız yüzeye çıkmak üzereyken bayılırsa derhal başını su üzerine çıkartın, maskesini ve şnorkelini çıkartın yüzünü su üzerinde tutun. Korkmayın, kısa sürede nefes almaya başlayıp kendine gelecektir.

Maske, palet, şnorkelle denizi keşfetmeye başlayanların önemli bir kısmı kısa süre sonra zıpkınla balık avlamaya da merak salar. Bilinçsiz kullanımına çok sık rastlandığı için zıpkın ile ilgili çok önemli birkaç noktaya değinmek gerekiyor. Zıpkın bir silahtır ve kullanımı ağır bir sorumluluk yükler. Su üstünde kurulmamalı, asla bir insana doğrultmamalı, insanların yüzdüğü kalabalık yerlerden uzak durulmalı, bulanık suda iyi görülmeyen yere atış yapılmamalıdır. Kurulu zıpkın asla tekneye uzatılmamalıdır. Yardım edip zıpkını almaya çalışan kişi de dalgıcın kendisi de ‘uzatma-tutma-çekme’ sırasında yanlışlıkla tetiğe dokunabilir. Öyle şey olur mu demeyin. Tam da böyle gerçekleşen kazaların sayısı hiç az değil. Teknede veya botta asla kurulu zıpkın taşınmamalıdır. Mekanizması arızalanan veya yalnışlıkla tetiğine dokunulan bir zıpkın beklenmedik şekilde ateşlenebilir. Zıpkınların emniyet düğmelerine de bu anlamda fazla güvenmemek gerekir.

Gözlük, palet, şnorkelle dalmaya başlayan çocuklar keşfettikleri bu farklı dünyadan çıkmak istemez. Bu mutlu çocukları teknenin etrafında saatlerce ördek gibi dolanıp dururken görürsünüz. Çocuklar mutlu olsa da bazı anneleri vurgun endişesi basabilir. O ‘bazı’ annelerin yüreklerine su serpeyim; serbest (tüpsüz) dalış ile vurgun yenmez. Rahat bırakın çocukları istedikleri kadar kalsınlar suda.

Sonuç olarak, güvenlik önlemlerine dikkat edildiğinde, şnorkel yapmak istatistiksel olarak şehirde sıradan bir gün geçirmekten daha güvenlidir. Üstelik deniz hayatının en zevkli ve faydalı etkinliklerindendir. Denizin dalgalar altında yaşayan yönünü keşfedersiniz. Eklemlerinize yük bindirmeden tüm kasları çalıştırır, ideal bir egzersiz yaparsınız. Attığınız demirin deniz tabanında nasıl durduğunu inceleyerek demirlemenin inceliklerini öğrenirsiniz. Tüm bunlar bir tarafa, tekne hayatını canlandıran, dostlukları pekiştiren sessiz ve yerçekimsiz farklı bir dünya deneyimidir. Bu yüzden olsa gerek, unutulmaz anılar bırakır. Bu mavi dünyada yaşananlar yıllar sonra bile hatırlanır, özlemle anlatılır, anlatılır, anlatılır. Mavi günleriniz çok olsun.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.