Elveda Papua Yeni Gine

Ada Dilberi, Papua Yeni Gine gibi renkli bir ülkeyi daha dümen suyunda bırakarak yeni ufuklara doğru hızla yol almaya başladı. Basilik Geçidi’nden çıkınca da kuvvetli rüzgârın etkisiyle büyüyen dalgalar üzerimize çullandı.

Naviga - - Dünya Turu Alİm-hattaya Sür -

Rüzgâr keşişlemeden 25-30 knot aralığında esiyor. İki camadanlı ana yelken ve iyice küçültülmüş cenovayla 8 knot yol yapıyoruz. Rotamız batı yönüne olduğu için dalgalar iskele kıç omuzluktan gelerek bizi pek hırpalayamıyor. Buna rağmen kıyıdan uzaklaştıkça dalgalar iyice büyüyüp sörf yaptırmaya başlayınca gemicim Gabriel’in suratının rengi değişmeye başladı.

Ada Dilberi için normal sayılan bu hava bizim tayfaya fazla geldi! Böylece deniz tutan tayfamı kamaraya gönderip ilk vardiyaya başladım. Muhtemelen hava durulana kadar nöbet bende. Kendimi iyi de hissediyorum. Önümüzdeki ilk kerteriz noktası olan Bramble Cay’e yaklaşık 180 mil yolumuz var, kısmet olursa yarın

sabah Torres Geçidi’nin kuzeydeki ilk giriş fenerini bordalarız. Rüzgârın baştan böyle güçlü esmesi iyi oldu, bir an önce geçide ulaşırız. Bundan sonra çok dikkatli bir seyir gerekecek 140 millik bir yolumuz daha var. Bu seyirde dar bir alanda, gemi yolunda ilerleyeceğiz ve her şey yolunda giderse Mercan Denizi’ne veda edip, Arafura Denizi’ne kavuşacağız. Seyahatimin bu etabında yaklaşık 1.500 mil yolum var, Endonezya’nın Timor Adası’na varmayı hedefliyorum. Tabii evdeki hesap çarşıya uyarsa! Özellikle Arafura Denizi’nde yol alırken rüzgârın zayıf veya hiç olmayacağını hesaba katarak mazot rezervimi 400 litreye yükseltim. Çok gerekli olmadıkça çi motor çalıştırmayacağım. Mercan Denizi’ndeki ilk günümüzde bütün gün batıya doğru doludizgin yol aldık. Gabriel birkaç kere havuzluğa geldi ama hali perişan, geri gönderdim. Akşama doğru rüzgâr 20-25 knot aralığında esmeye başladı ama yelkenlere dokunmadım. Özellikle gece seyrinde bu rotada çok hızlı yol almak istemiyorum. Bulunduğum bölgeden Torres Geçidi’ne kadar olan geniş alanda büyük bir risk var.

Papua Körfezi’nin doğusunda, tam Torres Geçidi’nin kuzeyine bakan kıyısında, deltası 70 kilometreyi bulan Fly Nehri yer alıyor. Bu nehir Papua’nın derinlerden, balta girmemiş ormanlardan kopup gelerek, bu büyük deltadan denize dökülüyor. Risk ise bu nehrin sürükleyip getirip denize döktüğü dev tomruklarda. Yaklaştıkça rengi çamura dönüşen denizde uzunluğu bazen onlarca metreyi bulan bu ağaçları gündüz gözüyle gözetlemek nispeten mümkün olsa da geceleri tamamen iş şansa kalıyor. Velhasıl şu ilk 200 millik etabı sağ salim atlatırsak bir parça rahat nefes alacağım.

Gece boyunca rüzgârda fazla bir değişik olmadı, güzel yol aldık. Gabriel yavaş yavaş toparlanıyor ama henüz vardiyayı teslim alacak durumda değil, zaten Torres Geçidi’ni geçene kadar gece vardiyalarını ben tutmaya kararlıyım. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Bramble Cay önlerine vardık. Burada rota düzenlemesi yaptım. En az 100 mil güneybatı yönünde ilerledikten sonra tekrar batıya doğru yola devam edeceğiz. Güne güzel başladık, önce rüzgâr kademeli olarak düştü ve dalgasız bir denizde kayarcasına yol almaya başladık. Bizim tayfa iyice toparlandı artık havuzlukta beraberiz. Keyifle kahvaltımızı yapıp etrafı izlerken bu keyfimize ortak olmak isteyen bir grup yunus bize eşlik etmeye başladı.

Tam biz neşe içinde onları fotoğraflarken, tepemizde bir uçak belirdi. Anında da telsizden bize yapılan anonsu duyduk. Avustralya sahil güvenlik uçağının çağrısını cevaplayarak istenilen bilgileri fonotik alfabe ile kodladım. Sevgili eşim Hattaya sayesinde gelişimizden haberleri varmış, üstelik eşim yetkililerden belirlenen birkaç adada gecelemek için izin bile almış, bu adaların isimlerini vererek karaya çıkmamak kaydıyla geceleyebileceğimizi belirttiler ve iyi seyirler dileyip uzaklaştılar.

Sağımız, solumuz mercan resifleriyle dolu, dar bir alanda seyir yapıyoruz. Üstelik bu dar geçidi gece-gündüz gemilerle ve balıkçılarla paylaşmak zorundayız. Zaten bu nedenlerle Torres Geçidi’nde gece seyri pek tavsiye edilmiyor. Genelde yetkilileri önceden bilgilendirmek kaydıyla belirlenmiş birkaç adada gece demirde kalınıyor. Öte yandan gerek yorgun olmamamız, gerek havanın güzelliği bize ‘yola devam’ kararı aldırdı. Buralar da her zaman böyle hava yakalamak kolay değil. Torres Geçidi denizcilerin korkulu rüyası olan rotalardan biri. Kötü hava şartlarında, ters akıntılarıyla bu geçit denizcilere kök söktürüyor. İkinci gecemde yorgunluk kendini göstermeye başlasa da dikkatimden ödün vermedim. Havanın güzel olması gece seyrini kolaylaştırıyor. Gemi trafiği yoğun değil ama etraf balıkçı filolarıyla dolu. Adalar ve resifler arasında karmaşık bir şekilde avlanıyorlar. Allah’tan hepsinde AIS var, onlar beni, ben onları rahatlıkla izliyorum. AIS olmasa yolumun üzerindeymiş gibi görünen onca seyir fenerlerinden insanın aklının karışmaması, panik yapmaması oldukça zor!

Tayfam Gabriel zaman zaman havuzluğa gelip bana eşlik etti, ben de ona gece seyirleri hakkında uygulamalı ders verdim. Gece vukuatsız geçti. Torres Boğazı’ndaki akıntıları hesaplayarak yol kesip varış saatimizi ayarlamıştım. Sabahın erken saatlerinde boğaz geçişine başladık. Batıya doğru akan akıntıyla beraber hızımız kademeli olarak artmaya başladı. Keşişlemeden esen 13 knot’lık rüzgâr da yardımcı olunca adalar, adacıklar, fenerler iskele ve sancağımızdan akmaya başladı. Artık 10 knot hıza ulaştık, dalgasız denizde uçarcasına yol alıyoruz. Wednesday Adası’nı iskelemizde bordaladığımız zaman Avustralya sahil güvenlik botu telsizden bizi anons ederek bilgi aldı. Boğazda derinlik ortalaması 10 metre civarında olduğu için akıntı çok güçlü, bazı yerlerde anaforlar yapıyor. Son olarak sancağımızda kuzeybatı mercan resifi, iskelemizde Hammond Adası’nı bordaladıktan sonra tehlikeli suları dümen suyumuzdan bırakarak geçitten çıktık.

Artık önümüzde Timor Adası’na kadar yaklaşık 1.000 mil yol alacağımız Arafura Denizi var. Rüzgâr keşişlemeden aynı karar esmeye devam ediyor. Açık denize çıkınca akıntı gücünü yitirmeye başladı ama halen işimize yarıyor. Bundan sonra muhtemelen sakin havalarda seyir yapacağımızdan normal seyir programını uygulamaya başladık. Genel kurallar ve gece- gündüz seyirlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında Gabriel’e bir hatırlatma brifingi verdim. Üzerinde titizlikle durduğum emniyet kurallarından kesinlikle taviz vermediğim için biraz sızlansa da, kurallara riayet ediyor. Belki biraz fazla ama ben güvertede yokken emniyet kemersiz dolaşmasını yasakladım. Ayrıca gece vardiyalarında havuzluğun plastik perdelerini indiriyorum. Tabii içerisi çok sıcak oluyor ama öte yandan yapmazsam aklım orada kalacağı için beni uyku tutmayacak. Kesin uyarılarımın en başında da hangi yönden gelirse gelsin herhangi bir deniz vasıtası bize 5 milden fazla yaklaştığında beni mutlaka uyandırması yönünde. Bunların dışında zaman rutin gelip geçmeye başladı. Daha önce yaptığım gibi haberleşmede ve vardiya değişimlerinde küçük el telsizlerini (walkie-talkie) kullanıyoruz.

Gece vardiyalarını, kritik saatler bana gelecek şekilde ayarladım, böylece Gabriel fazla yorulmuyor. Bana gelince uzun zaman yalnız seyir yaptıktan sonra iki kişi olmanın avantajlarının keyfini çıkarıyorum. Normal kilomun en az 10 kilo altına düşmeme rağmen kendimi oldukça zinde ve sağlıklı hissediyorum. Mutfak bölümünü ben üstlendim. Hattaya’nın bıraktığı dosyalardaki yemek tariflerinden Türk ve Asya mutfağından yemekler döktürüyorum. Geceleri belirlediğimiz saatte Hattaya ile yazışıyorum, detaylı hava raporlarını göndermeye devam ediyor. Önümüzdeki günlerde herhangi bir fırtına görünmüyor, aksine rüzgâr gittikçe zayıflayacak. Bunu şimdilik dert etmiyorum, mazot stoklarımız halen yerli yerinde duruyor. Anlaşılan bol bol balon seyri yapacağız.

Gabriel balon seyri için baskı yapıyor ama ağırdan alıyorum. Enerjimizi korumamız lazım, ayrıca halen netameli sularda sayılırız. Avustralya denizcilerin kötü denizlerinden dolayı ‘çamaşır makinesi’ diye adlandıkları Carpentaria Körfezi’ni, ikinci kez sakin havada geçmek pek sık rastlanan bir şey olmasa gerek! Önümüzde Timor Adası’nın, Kupang şehrine 680 mil yolumuz kaldı. Haydi hayırlısı.

Sürecek...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.