En iyi tekne benim olmalı

İstanbul’un en eski tersanelerinden Mengi Yay, güzel bir kızını daha suya kavuşturdu. 27 metrelik Seleda, yarı motoryat yarı trawler görünümü ve mavi renkli gövdesiyle kalpleri fethediyor.

Naviga - - Tekne Hİkayesİ - YAZI: ŞULE KAYA

Türkiye’nin en köklü tersanelerinden biri Mengi Yay, yaklaşık 50 yıllık geçmişe sahip. Temelini atan kişi, 11 yaşındayken çalışmak için Kastamonu’dan İstanbul’a gelerek Ayvansaray’daki kayık atölyelerinde çırak olarak işe başlayan Ramazan Mengi.

12 yıl boyunca atölyelerde çırak, kalfa ve usta olarak çalışan Ramazan Mengi en sonunda özgürlüğünü ilan eder ve Ayvansaray’da kendi atölyesini kurar. İlk önce 3 metrelik kayıklar üretir. Daha sonra ortağı olacak Muzaffer Yay ise 1978 yılında Mengi’nin yanında kalfa olarak başlar. 1985 yılında taşındığı Tuzla’daki Nuh Sanayi Sitesi’nde bir yıl sonra 18 metrelik guleti suya indirerek yatçılıkla tanışır. Dökülen terler karşılığını bulup da işler büyüyünce 1993 yılında Mengi Yay firmasını kurar. 3 metrelik kayıklarla Ayvansaray’da başlayan serüven, bugün 47 metreye kadar teknelerle devam ediyor. Babasının ölümünün ardından yönetimi devralan Hüseyin Mengi, tersanelerini, “En iyi tekne arkadaşımın teknesi” diyen değil, “En iyi tekne benim olmalı” fikriyle yolan çıkan müşterilerin deniz üstündeki hayallerini gerçekleştiren bir firma olarak tanımlıyor.

Mengi Yay Tersanesi’nin son güzeli ise 27 metrelik Seleda. Tamamen ahşaptan üretilen, mavi renk gövdesiyle bir kez bakanın bir daha gözlerini ayıramayacağı Seleda, sadece birkaç ay önce sahibine kavuştu ve Akdeniz sahillerini dolaşmak üzere yola çıktı.

Tasarımı Mengi Yay firmasında görevli Oğuzhan Güler’e ait yarı deplasman bir motoryat olan Seleda’nın üretimi 14 ay sürmüş. Hüseyin Mengi, Seleda’nın ortaya çıkış sürecini şu sözlerle anlatıyor:

“İlk aşamada plan; yat tasarımcı, mühendis ve mimar arkadaşlarımız tarafından müşterinin talebine göre oluşturdu. Bu şekilde başlayan süreç, müşterinin istekleri doğrultusunda şekillenerek son halini aldı. Seleda’nın sahibinin talebi 25-27 metre arasında ekonomik bir lamine ahşap yat oldu. Müşterimizin özellikle Türk malı istemesi bizi daha da heyecanlandırdı. Bu talebi başarıyla gerçekleştirmek ve çıkan sonucu görmek bize inanılmaz keyif verdi.”

Projenin yürütülmesinde birçok iş ortağıyla birlikte çalışılmış. Mengi Yay mühendislik bölümünün yanı sıra Seleda’nın doğuşunda Mühendis Jaron Ginton, Mimar Turgay Akgenç, Berk

Yatçılık, Burcu Deniz Araçları, Dost Boya, Teknikmarin, Elektromarin, Efe İzolasyon, Seçkin Yangın, Acar Yat, Poyraz Marin, Krom Dekor Paslanmaz, MAN, Promar, Denpar, Çarkçı Denizcilik ve Bahar Pazarlama emek harcamış. İşin başarılı çıkmasında herkesin emeğinin çok büyük olduğunu vurgulayan Hüseyin Mengi, ekip uyumunun, işin zamanında bitirilmesi açısından büyük önem taşıdığına da dikkat çekiyor.

Tarzıyla farklı

Gelelim Seleda’nın kendisine... Tekneye şöyle bir göz atmadan önce tasarımında öne çıkan özelliklerini merak ediyoruz. Hüseyin Mengi şöyle anlatıyor:

“Seleda yarı trawler, yarı motoryat olan duruşuyla ilgi çekici bir tarza sahip. Gövde kısmı trawler’ı yansıtsa da üst binadaki modern hatları motoryatı andırıyor. Sıradışı turkuaz tonlarındaki gövde rengiyle çeşitli yerlerde kullanılan tik detayları, Seleda’ya farklı ve dikkat çekici bir çizgi getirdi.”

Pekiyi neden ahşap? Hüseyin Mengi malzeme seçiminin biraz da müşteri isteği olduğunu belirtiyor. Kendilerinin genelde 40, hatta 50 metreye kadar olan boylarda daha çok ahşap lamineyi önerdiklerini söyleyen Mengi, “İşçiliği, dayanıklılığı, kendinden doğal olan izolasyonu, proje üzerinde kolay değişiklik yapabilme imkanı ve konforu düşünüldüğünde ahşap tekne tercih etmekte hiç tereddüt etmiyoruz. Örneğin yakın zamanda suya indirdiğimiz 45 metrelik teknemiz de tamamen müşteri isteğine göre ahşap lamine olarak inşa edildi” diyor.

Seleda’nın omurgasından postasına, kaplamasından kemeresine kadar her bölgesi lamine yöntemiyle üretilmiş. Yani tekne, ahşap malzeme ile epoksi laminasyon, toplamda ahşap kompozit tekniği ile inşa edilmiş. Üretim sürecinde 40 kişi çalışmış.

Şömineli kamara

Teknenin dış tasarımındaki yenilikçi duruş modern malzemelerin kullanıldığı iç mekanlara da yansıyor. İçerisinde elektrikli şömine yer alan 25 metrekarelik tekne sahibi kamarası alt güvertede bulunuyor. Yine alt güvertede; baş tara a bulunan bir ana kamaranın yanı sıra iki misafir kamarası var. Bununla birlikte teknenin kullanımı için üç kişinin kalabileceği iki personel kamarası da mevcut. Hüseyin Mengi, ana güvertedeki kaptan köşkünün ön tarafında bulunan hareketli oturma alanının tekneye farklı bir çizgi getirdiğine dikkat çekiyor. Baş tara aki bu hareketli oturma alanı üç seçenekli olarak düşünülmüş. Bu bölüm, elektrikli bir motor sayesinde dönüştürülerek yemek, dinlenme ya da güneşlenme alanı olarak kullanılabiliyor.

Seleda 2X800 HP motorlarla 16 knot hıza ulaşıyor. Bu hızda ve 2300 rpm devirde yakıt tüketimi 300 litre. Motoryat 9,5 knot hız ve 1100 rmp devirde ise 50 litre yakıt tüketiyor.

Esas yuvası olan maviliklere kavuşan Seleda’nın ardından Mengi Yay Tersanesi’nin hedefleri büyük. Gelecek projeleri arasında 85 metrelik süperyat dahi bulunan tersanenin bugüne kadar ürettiği en büyük boy tekne 47 metrelik yelkenli ile geçen ay teslim edilen 45 metrelik yarı deplasman motoryat. Halen üretimde iki tekne bulunuyor: Bu yıl teslim edilecek 40 metrelik çelik alüminyum yelkenli ve 2017’de tamamlanacak 32 metrelik çelik alüminyum motoryat. Hüseyin Mengi bunların yanında 45-47 metre arasında projelerin görüşmelerinin de sürdüğünü belirtiyor.

Teknik özellikler Tam boy: 27 metre En: 6,40 metre Ağırlık: 90 ton Su çekimi: 1,45 metre Yakıt kapasitesi: 10.000 litre Su kapasitesi: 3.000 litre

www.mengiyay.com

Hüseyin Mengi

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.