O, sessiz kalmadı

Küçükken cinsel istismara maruz kalan Damien Rider, bu soruna dikkat çekmek için insanüstü bir mücadele gerçekleştirdi. Okyanusta 500 mili board üzerinde tek başına elle kürekleyerek geçen Rider sesini Türkiye’ye kadar duyurmayı başardı.

Naviga - - Macera - YAZI: ŞULE KAYA

Avustralyalı Damien Rider, küçükken aile içi istismara maruz kaldı. Sistematik bir şekilde dayak yedi ve altı yaşındayken tecavüze uğradı. Benzer hikayeyi yaşayan diğer mağdurlar gibi o da ‘dibi boyladı’, uzun süre ayağa kalkamadı. En dip noktaya ulaştıktan sonra küllerinden doğdu ve diğerlerinin aksine yaşadıklarını içinde saklamak yerine sesini tüm dünyaya duyurabilmek için bugüne kadar hiç kimsenin denemeye cesaret dahi edemediği bir projeye imza attı.

41 yaşındaki Rider, okyanusta 500 deniz milini bir board’un üzerinde sadece elleriyle kürekleyerek aştı. Üstelik hiç kimseden yardım almadan.

Rider’ın hikayesi aslında hiç de yabancı değil. Zira bugün dünyada her gün milyonlarca çocuk cinsel istismara uğruyor, geleceğe dair umutları ellerinden alınıyor. Ve pek çoğu Rider gibi tekrar ayağa kalkmayı başaramıyor. Projeleri ve kurduğu vakıfla kendisiyle aynı hikayeyi paylaşan mağdurlara rol model olmayı amaçlayan Damien Rider, Naviga’nın sorularını yanıtladı.

Sizi sınırları zorlamaya iten neydi?

Küçük yaşlarımdan beri spor benim için cinsel istismar yaşadığım evimden kaçışı sağlayan bir uğraş oldu. İlk önce kaykayla başladım. Kaykay benim için evden uzaklaşmak ve dolayısıyla özgürlük anlamına geliyordu. Yine o dönem okyanus hayatımın çok önemli bir parçasıydı. Çünkü kayaların arasında saklanabiliyor ve mağaralarda uyuyarak kendime güvenli bir alan yaratıyor, bütün gece okyanusun sesini dinliyordum. Bu arada yaşadığım travma sebebiyle duygusal durumum kontrol edilemez bir şekilde sürekli değişiyor, uçlarda dolaşıyordu. Çevremde derdimi anlatacağım ya da tavsiye alabileceğim hiç kimse bulunmuyordu. Babam yoktu. Annem de çocukluğunda benim gibi istismara uğrayan ve dolayısıyla duygusal çöküntüye sahip bir kadındı. Kendimi daha iyi hissedebilmek için elimden geleni yapıyordum ancak hiçbiri işe yaramıyordu.

Kırılma noktası ne zaman oldu?

Evlilik hayatım sonlanınca, yanlış ilişkiler kurunca ve mesleğim yolunda gitmeyince en sonunda “Yeter artık!” dedim. Hayatımdaki her şeyi askıya aldım ve yeni bir başlangıç yapmak üzere harekete geçtim. Kendimi yeni baştan yaratmalıydım.

Hayatımın önemli bir dönemini dalga sörfü yaparak geçirmiştim ama -doğayla daha fazla iç içe olmayı sağladığını bilmeme rağmen- stand up paddle’ı (SUP) hiç denememiştim. Ben de SUP yapmaya başladım bir süre sonra Avustralya’da Gold Coast ile Bondi Plajı arasındaki 500 millik mesafeyi aşarak meydan okumaya karar verdim. Sekiz ay boyunca bu macera için hazırlandım. Bu macerayla, hayatımın büyük bir bölümünü etkisi altına alan çocuk istismarına dikkat çekmeyi amaçlıyordum. Ama açıkçası bunun hayatımı bu kadar değiştireceğini tahmin etmemiştim.

Nasıl hazırlandınız böylesine zor bir maceraya?

Öncelikle bu sporu öğrenmek ve kendimi geliştirmek için çalıştım. Vücudumu güçlendirdim. Kürek

antrenman sürelerimi her gün biraz daha uzattım. Üç saatle başladım 24 saate kadar hiç durmadan denizde antrenman yaptım. Ve tabii bu antrenmanlar sırasında baskı altındayken sakin kalma konusunda kendimi geliştirmeye çalıştım. Neredeyse her gün, her türlü koşulda en az 20 kilometre kürek çektim.

Kürek yerine ellerinizi kullandınız. Daha zoru seçmenizin sebebi neydi?

Mesajımı daha etkili bir şekilde gerekli yerlere ulaştırabilmek için farklı bir şeyler yapmam gerekiyordu. Ayrıca benim gibi küçükken tacize uğrayan mağdurlara eğer kararlı olurlarsa her şeyi başarabileceklerini kanıtlamak istedim. Herkes bu deneyim için ne kadar sıkı çalıştığımı biliyordu ancak aynı zamanda daha önce hiç kimsenin yapmadığı bir şey olduğu için başarıp başaramayacağım konusunda şüpheleri de vardı.

Rotanız neydi ve sizi ne gibi tehlikeler bekliyordu?

Evimin bulunduğu Rainbow Koyu’ndan başlayarak Bondi Plajı’na kadar Avustralya’nın güney ve doğu kıyısını takip ettim. Böyle bir deneyimde beni bekleyecekler konusunda hiç kimseden bilgi edinemedim çünkü daha önce böyle bir şey deneyen olmamıştı. Yani tek başına ve hiçbir destek almaksızın. Buna 25 yıldır SUP yapan veteranlar da dahil. Okyanusla ilgili tehlikeleri elbette biliyordum. Köpekbalıklarıyla karşılayacağımı, hatta bütün rota boyunca onların üzerinde ilerleyeceğimin farkındaydım.

Ayrıca sıcak hava, fırtına ve tek başına olmak beni bekleyen diğer tehlikelerdi. Ancak ne kadar zor olabileceğini yaşayınca gördüm. İtiraf edeyim şu an geri dönüp baktığımda şunu söyleyebilirim ki, bir daha asla böyle bir şey denemem, başkasına da yapmasını tavsiye etmem.

Günde kaç saat ellerinizle küreklediniz? Tehlikelerden nasıl korundunuz?

Deniz ve hava koşullarına göre günde 8-13 saat kürekledim. Köpekbalığı saldırısına karşı da board’uma bıçak bağlamıştık.

Ne gibi tehlikelerle karşılaştınız?

En korkutucusu köpekbalıklarıydı. 17 gün boyunca boyları 7 metreye ulaşan büyük beyaz köpekbalıklarıyla karşılaştım. Neyse ki herhangi bir saldırı olmadı.

Tümüne bakarsak 10 kere ölümle burun buruna geldim, 11 kez büyük beyaz köpekbalığıyla karşılaştım. Susuz, aç ve fırtınanın ortasında kaldım. Ayrıca iki kez büyük dalgada kafamı board’a çarptım ve kısa süreli bilinç kaybı yaşadım. Dalgaların boyu zaman zaman 2 metreyi buluyordu.

Beslenme ihtiyacınızı nasıl karşıladınız?

Yiyecek paketlerini, rotam boyunca günün sonunda ulaşmayı planladığım noktalara önceden gönderdik. Tabii bazı noktalardaki yiyecekler büyük dalgalar sebebiyle denizin dibini boylamıştı, dolayısıyla o günün tamamını yiyeceksiz geçirmek zorunda kaldım.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.