Aman boğazınızda kalmasın!

Balıkseverlerin hasretle beklediği sonbaharla beraber yılın en lezzetli balıkları Boğaz’da arz-ı endam etmeye başladı. Kısmet olursa birkaçını afiyetle mideye indireceğiz. Bu enfes balık keyfini hiçbir şey bozamaz demeyin, bir kılçığa bakar. Basit bir kıl

Naviga - - Sağlik -

İstatistiklere göre hastanelere yabancı cisim yutma şikayeti ile başvuran (erişkin) vakaların çoğundan balık kılçıkları sorumlu. Pekiyi bir balık kılçığı ne kadar tehlikeli olabilir? Tıp literatürüne bakarsanız bu kerataların binbir çeşit marifetiyle karşılaşırsınız: Yutak borusu delinmesi, göğüs boşluğu iltihaplanması, oniki parmak bağırsağı delinmesi, dil absesi, karaciğer absesi, dalak delinmesi ile başlayan ve kalbin sol kulakçığının delinmesi, vücudun farklı yerlerinde damarları tıkayan pıhtılar oluşması, ana toplar damar delinmesi, tıkanması, bronş delinmesi, boyun disk iltihabı, aort damarı delinmesi, balonlaşması, apandisit delinmesi ile devam eden uzun mu uzun bir liste. İşin fena tarafı bu komplikasyonların kılçık yutulduktan günler hatta ha alar sonra kendini göstermesi!..

Ama endişelenmeyin çünkü birkaç küçük alışanlık sayesinde tüm bu belalardan uzak kalabilmeniz mümkün.

Balık kılçıkları ile ilgili sorun yaşamamak için nelere dikkat etmek gerekiyor? İlk olarak pişmeden önce filetosu çıkartılıp kılçıkları ayıklanmış balıkların daha güvenli olduğunu söylemek lazım. Elbette bu ayıklama işlemi sırasında kılçık unutulmaması gerekiyor. İçinde kılçık unutulmuş uç bir vaka 2008 yılında Avustralya’dan bildirilmiş. 76 yaşında bir kadın sinarit benzeri bir balık yedikten sonra boğazıma bir şey battı diyerek doktora başvurmuş. Önce fazla üzerine düşülmemiş ama hastada nörolojik şikayetler de ortaya çıkınca tomografi çekilmiş ve boyunda, beyni besleyen ana atardamarı delip geçmiş 34 milimetre uzunluğunda bir cisim görülmüş. Bu cismin ne olduğunu ancak ameliyatla çıkartıldıktan sonra anlayabilmişler. Bir vatoz dikeni. Vatoz dikeninin balığa ne zaman ve nasıl battığı muamma ama

zavallı kadının şanssızlığı aşikar. Burada ikinci kural devreye giriyor, her balık lokması iyice çiğnenmeli. Çiğnemenin iki faydası var: Kılçığı fark etmek ve kılçığı ezerek keskinliğini azaltmak. Çiğnenmiş, ezilmiş bir kılçığın batma ve sorun yaratma riski sıfırlanmış oluyor. Özellikle çocukları bu konuda uyarmak lazım.

Kılçıkların batmayı sevdiği favori yer bademcikler ile dilin arka üçte birlik kısmıdır. Bu bölge adeta lavabonun filtresi gibi çalışır. Buraya batan kılçıklar deneyimli bir göz tarafından basit bir muayene ile görülüp kolayca çıkartılabilir. Kılçığı çıkartırken iyi tutmaya ve çıkarttıktan sonra düşürmemeye dikkat etmek gerekir. Boğaza takılmış bir kılçığı ekmek veya benzeri besinler yiyerek çıkartmaya çalışmak yaygın bir uygulamadır. Bu yöntem, kılçığı yerinden çıkartma konusunda zaman zaman başarılı olsa da aynı kılçığın bu kez daha aşağıda başka bir yere batmayacağının garantisi yoktur. Ben bu yüzden önermem. Basit muayene ile görülemeyecek kadar aşağı kaçmış kılçıklar ne olacak derseniz onları da endoskopik yöntemler kullanarak çıkartmak mümkündür.

Balık yedikten sonra boğazda veya yutak borusunda batma hissi başlamışsa, muayenede de kılçık görülemiyorsa, tam yerini tespit etmenin bir yolu da radyolojik tetkiklere (röntgen veya tomografi) başvurmaktır. “Kılçıkların hepsini röntgenle tespit edebilir miyiz?” diye merak eden Plymouth Hastanesi’nden Dr. Shetty 2012 yılında bir araştırma yapmış. Altı farklı balık türünden örnekleri ızgarada güzelce pişirmiş. Sonra da pişirdiği balıklardan çıkarttığı kılçıkları insan dokusu ile özdeş maketler içine yerleştirip filmlerini çekmiş. Çekilen filmleri 15 ayrı radyoloji doktoruna inceleten Dr. Shetty, kılçıkların tamamının filmlerde görülebildiğini ispatlamış. Ancak makalede kılçıkları alındıktan sonra ızgara üzerinde kalmış ‘deney materyalinin’ nasıl bertaraf edildiğinden söz edilmemiş.

Şaka bir tarafa, iş gerçek hastalara geldiğinde ise kemikler kılçığı gizleyebiliyor. Bu durumda tomografi çekmek de gerekebiliyor. Yıllar önce acil serviste çalıştığım günlerde, yine bu mevsimde, saat geceyarısını çok geçe, bir hasta için çağırmışlardı. Hemşiresi “Balık kılçığı boğazında kalmış, kulak burun boğaz uzmanı istiyormuş” dedi. O saatte kulak burun boğaz uzmanı arkadaşımı evinden arayıp ‘hasta illa kulak burun boğazcı istiyormuş’ demek doğru değil. İşte o enerji ile hastanın yanına girip “İzin verirseniz önce ben bir bakayım” dedim. Hasta ağzını açtı, baktım, dil ile bademciğin arasına girmiş tanıdık bir kılçık. Tanıdık kılçık neymiş demeyin, bazı balıkların bazı kılçıkları başka hiçbir balığınkine benzemez. Bu da öyle. Pensetle tutup aldım. Rahatlayan hasta internetten okuyup denediği tüm kılçık çıkartma yöntemlerini birer birer saymaya başlamıştı ki pensetin ucundaki kılçığı kaldırıp ışığa tuttum, gözlerimi hafifçe kıstım ve “Palamut” dedim. Odada ani bir sessizlik oldu. Şaşkın bakışlar üzerime kilitlendi. Hiç istifimi bozmadım. “Geçmiş olsun” deyip çıktım odadan. Uzun, yorucu acil nöbetlerinin böyle küçük neşeleri de olurdu. Çok balıklı az kılçıklı günleriniz bol olsun.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.