Ev tersanesi

1 kuruş harcamadan 1.500 mil

Naviga - - Navİgasyon - YAZI: ŞULE KAYA

‘Köyün delileri’ olmasaydı muhtemelen hayatta bir adım dahi ileri gidemez, olduğumuz yerde sayıp dururduk. Bu yazıda hikayesini aktaracağımız İsmail Ezgü de ‘köyün delisi’ diye tabir edilenlerden. Aslında biz değil bizzat o, kendini bu şekilde tanımlıyor. Sürdürülebilir enerjiye sonuna kadar inanan, bunu hayatının her köşesine yansıtan ve hatta yaşam biçimi haline getiren Ezgü, tekne hayalini de bu fikir üzerinden hayata geçirmiş. Sahibinin bile unuttuğu bir katamaranı satın alıp, güneş panelleriyle donatarak neredeyse hiç yakıt masrafı olmayan bir tekne üretmeyi başarmış. Torunu Betül’ün adını verdiği bu tekneyle bugüne kadar 1.400 deniz milinden fazla yol yapmış. Biz en iyisi susalım, bu güzel hikayeyi İsmail Ezgü’nün ağzından aktaralım.

Betül 37’yi inşa etme fikri nasıl ortaya çıktı?

Elektronik mühendisi olduğum ve iş konusu olarak da güneş paneli ve rüzgâr türbinleri ile uğraştığım için mümkün olan her yerde yenilenebilir enerji kullanılması gerektiğini düşünen birisiyim. Oturduğumuz evde de büyük oranda rüzgâr ve güneşten ürettiğimiz elektriği kullanmaktayız. Evimizin karşısındaki derede bulunan teknelerin gürültüsü, kokusu ve dumanını gördükçe bu sorunları ortadan kaldırabilecek bir model sahibi olmayı düşünmeye başladım. 2013, hayallerimi kağıda dökme yılı oldu. Sayfalar dolusu taslak çizimleri ve hesaplar sonucu 8 metre boyunda ve 4 metre eninde bir

katamaranın bana uygun olacağına karar verdim fakat bir türlü böyle bir tekne bulamadım. Bir ara iyice ümitsizliğe kapıldım; hatta gövdesini de kendim imal etmeyi düşündüm. Derken Antalya’da 8 metre boyunda ve 4 metre eninde Stiletto 27 model Barva adlı yelkenli katamaranın yıllar önce verilmiş ilanını buldum. Sahibini aradığımda karşımdaki “Hangi tekne?” diye sordu. Verdiği ilanı o dahi unutmuştu. Ama galiba bu benim kısmetim imiş.

Tekneyi hemen aldınız mı?

Ertesi sabah Antalya’ya gittim ve tekneyi -çok da anlamadığım haldekendimce inceledim. Daha önce Kadıköy vapurundan başka hiçbir deniz taşıtına binmemiştim. İncelerken aküleri nereye koyarım, panelleri nasıl yerleştirebilirim diye düşündüm ve satın aldım. Aynı gün liman başkanlığına gidip devir işlemlerini tamamladık. Hava kararırken tekne kamyona yüklenmişti. Bu hız karşısında tekne sahibinin şaşkınlığını hâlâ unutamam. Akşam Akdeniz’den ayrılan teknem, sabah Karadeniz kıyısındaki Riva’ya ulaşmıştı. Vinçle indirdik, evin arkasındaki kullanılmayan yola çektik.

Teknenizin ilk hali nasıldı?

Tahminen 35 yaşındaki Betül 37, artık üretilmeyen ancak ABD’DE hâlâ kullanılan Stiletto 27’ydi. Nomex denilen peteksi yapıya sahip bir fiberglas teknolojisi ile imal edilmişti. Son derece hafif olduğu için su üzerinde kolayca kayabiliyordu. Seyyar salmaya ve katlanabilen dümen palalarına sahip olduğu için katamaranların genelinde olduğu gibi kıyılara çok rahat yaklaşabiliyordu.

Siz ne gibi modifikasyonlar yaptınız?

Öncelikle bilgisayarda projeyi çizdim ve ölçülendirdim. Sonra da üretim safhasına geçtim. İlk önce direği ve yelkenle ilgili donanımları söktüm. Kamara için marin kontrplak kullandım. Dümen arkada iki dümen palasını birbirine bağlayan bir boru ile çalışıyordu. Kamaranın ön kısmına, internetten satın aldığım küçük boy dümen simidini monte ettim. Tamburunu tornada kendim yapıp paslanmaz tel ve makaralar kullanarak bu direksiyon simidini arkadaki dümen borusuna bağladım. Bu sistemde de yaptığım hesaplar tutmuştu. Toplam beş turda dümeni kumanda edebiliyordum. Daha sonra elektrik tesisatı, invertör, aküler, buzdolabı, elektrik ve LPG ocağı derken tekne birşeylere benzemeye başladı. Yerleşimin her aşamasında mimar olan eşimin fikirlerini aldım. Montajı yaparken teknenin dengesini bozmamak için de epey kafa yordum çünkü 10 adet 100 Ah’lik akü grubu ciddi bir ağırlık oluşturuyordu. Kamara girişinin sol tarafına da çok küçük bir alana duş-tuvalet bölümü ekledim, buraya seyyar tuvalet koydum. Halbuki teknenin yan bölmesinde standart tekne tuvaleti mevcut idi. Ancak bu tuvalet tüm pisliği hemen denize pompalıyordu, bu bana ters geldi ve doğrudan iptal ettim. Seyyar tuvalet sayesinde, dolduğunda karaya çıkartıp uygun bir yerde tuvalete ya da arazide açtığımız küçük bir çukura boşaltıp üzerini de kapatıyorduk. Kamaranın boya işlemlerini bitirdikten sonra panellerin montajına başladık. Eğer vaktim sınırlı olmasa daha yuvarlak hatlı fiberglastan kamara imal etmek isterdim. Fakat önceliği işleve ve sağlamlığa verip estetiği biraz ihmal ettim.

Tüm bu işleri nerede yaptınız? Ne kadar sürdü?

Tüm işlemleri evimizin arkasında atıl duran, dikenlerin işgal ettiği sokakta yaptık. Eğer teknemiz 10 santimetre daha geniş olsa bu imkan olmayacaktı. Evin yanında olmamız sayesinde evden elektrik aldım. Panelleri taktıktan sonra

zaten elektrik ihtiyacım olmayacaktı. Fakat hacminden dolayı panellerin ancak üçte birini evin yanında monte edebildim. Tekneyi dereye taşırken zarar görmesin diye bu panelleri de söküp su üzerinde tekrar monte ettim. Karadaki işlerim yaklaşık bir kış sezonu yani dört ay kadar sürdü. Suya inince de bir ay kadar aralıklarla işlere devam ettim.

Birilerinden yardım aldınız mı?

Sadece taşıyamayacağım ağır malzemeler için çocuklarımı ve eşimi yardıma çağırıyordum. Panelleri taşıyan paslanmaz direklerin kaynak işlemlerinde de çocuklardan yardım aldım. Sonuç olarak işin yüzde 99’unu kendim yaptım diyebilirim. İşyerimde her türlü mekanik ve elektronik olanaklarım olduğu için başka bir firma ya da atölyeden istifade etmemize gerek olmadı.

Ya işin denizcilik kısmı?

Denizcilikle ilgili pek çok şeyi internetten öğrenmeye çalıştım ama tekne ile ilgili imalat ve modifikasyon işleri için hiçbir yerden bilgi almadım. Tamamen kafamdaki hayali gerçekleştirmeye çalıştım. Elbette 35 yıllık elektronik ve mekanik imalat tecrübem bana çok fayda sağladı.

Tekneyi yapmaya başladığınızda ve bitirdiğinizde aldığınız tepkiler nasıldı?

Tekneyi karada ve denizde toparlarken pek çok meraklı ziyaretçim oldu. Beni en çok üzen taraf ise hiç kimsenin bana olumlu tek bir kelime etmemesiydi. Herkes her şeyi biliyordu, herkes uzmandı ve hepsi ağız birliği etmişçesine bu işin olmayacağını söylüyordu. En yakınımdakiler bile... En güvendiğim, sevdiğim bazı arkadaşlarım dahi son ana kadar “Yapmayın, yola çıkmayın” diye yalvardı. Ama işin güzel tarafı hedefimize vardığımızda aynı kişiler bizi arayıp “İyi ki bizi dinlememişsiniz” dedi. Şimdi onlar da tekne hayali kuruyor. Eşim ise hep yanımda oldu. O da olmasa kendimi kafadan sakat olarak telakki edebilirdim. Bu macerada anladım ki iyi bir eş dünyanın en büyük serveti.

Size ne kadara mal oldu?

Tekneyi 25.000 Tl’ye almıştım. İlave olarak en çok parayı verdiğim şey iki adet Alman malı elektrik motoru oldu. Onlara 22.000 TL civarı bir bedel ödedim. Paneller, aküler, elektronik cihazlar, çıpalar vs. herhalde toplam masrafım 70-75.000 Tl’yi buldu.

Sonuçta nasıl bir tekne ortaya çıktı?

Sizin de fotoğraflardan göreceğiniz gibi dıştan bakıldığında estetik olarak pek güzel olmayan hatta bazılarının deyimiyle ‘gecekondu’ benzeri bir tekne ortaya çıktı. Fakat dıştan görüp de bunu söyleyenler içine girdiğinde ‘harika’ tabirini kullandı. Teknemizin içinde her şey var. Buzdolabım 24 saat aralıksız çalışıyor, uzun yola gitmediğimiz günlerde yemeğimizi çayımızı elektrik ocağında yapıyoruz, su ısıtıcı her zaman emrimizde. Duş ve tuvaletimiz var. Denizi bir gram dahi kirletmemek için azami gayret sarf ediyoruz. Dalgalı bir havada seyahat ederken elimden uçup denize giden pet şişeyi almak için geri dönmem eşimi dahi şaşırtmıştı. Teknemizde konfora fazla önem vermezlerse birkaç kişiyi daha misafir edebiliyoruz.

İlk seyir nasıldı?

İlk ciddi seyahatimiz olan Ayvalık seferimizde sadece eskiden arabada kullandığımız navigasyon cihazımız vardı. Derinlik göstergemiz olmadığı için acemiliğimin de katkısıyla bu ilk seyahatte defalarca salmayı dibe

sürttük. Salmayı tutan kollar yamuldu, birkaç kere suya dalarak tekneyi kurtarmak zorunda kaldım. Anladık ki derinlik göstergesi çok önemliymiş. İkinci uzun seyahatimiz öncesi 500 TL civarı fiyatı olan bir balık bulucu alarak bu sorunu hallettik.

Betül 37’nin ortalama ve en yüksek hızı nedir?

Ortalama 5 mil hızla günde 8-10 saat gidebiliyoruz. Çi motorla azami 7 mil civarına çıkabiliyoruz. Nadiren akıntı ve rüzgâr yardım ettiğinde 8-9 mili görebiliyoruz fakat ters akıntı ve karşıdan rüzgâr gelmesi durumunda hızımız epeyce azalıyor. Fakat genel ortalamamız 4-5 mil aralığında oluyor.

Riva’dan başlayıp Kelebekler Vadisi’nde sonlanan seyrinizi nasıl planladınız?

Seyahat öncesi kış boyunca bilgisayar başında rotayı çalıştım. Rotalarımızı günlük etaplar şeklinde belirledik. Her etapta genellikle üç hedef noktamız oluyordu. Mükemmel, vasat ve kötü şartlara göre üç güvenli demirleme noktası hedefliyorduk. Bu yerlerin koordinatlarını not alıp, A4 kağıtlara bastığımız basit haritalar üzerine yazdım ve bunun çok faydasını gördüm. Ama yola çıkmak için yüzde yüz hazır olmak sanırım asla mümkün değil.

Bugüne kadar kaç mil yol kat ettiniz teknenizle?

Son seyahatimiz Riva’dan Fethiye’ye yaklaşık 700 mil gidiş ve daha sonraki Fethiye, Göcek, Bozburun, Marmaris, Gökova, Bodrum koylarını dolaşmaları da dahil edersek 1.400 mili geçti. 700 millik seyahatimiz net 12 günde gerçekleşti.

Bu uzun seyir süresince teknenizin seyir performansını nasıl değerlendirirsiniz?

Motorlarımızdan birisi bozulmadan önce günde 12-14 saat gidebiliyorduk. İlk yola çıktığımızda bir günde 65 milden fazla yol aldık. Tek motorla günde 1012 saat gidebildik. Diğer etaplarda da 50-55 mil yaptığımız günler oldu. Güneş olduğu sürece özellikle haziran-temmuzağustos ayları çok verimli oldu.

Gittiğiniz yerlerde nasıl karşılandınız?

Özellikle yabancı tekne sahipleri bize büyük ilgi gösterdi. Hatta bizi alkışlayanlar vardı. Meraklı sürat tekneleri ise birkaç kere kâbusumuz oldu. Çok hızlı giden süper pahalı yatlar bizi fark edince genellikle rotalarını değiştirip üzerimize doğru geldiler. Ben uzaklaşmaya çalışsam da 5 mil ile bir yere kaçamadım. Yanımızdan son sürat geçip meraklarını giderdiler ama çıkardıkları dalgalar bizim çaydanlık ve demliğimizi her seferinde yerlere serdi. Bir de koylarda tekne ile marketçilik yapan kişiler çok ilgi gösterdi çünkü bu tekneler her gün en az 300-400 TL yakıt masrafı yapıyormuş. Hatta birisi teknemizi satın almaya çalıştı.

Bundan sonra başka seyir planınız var mı? Ya da yeni bir tekne inşa etmeyi düşünüyor musunuz?

Artık daha çok hayal kuruyor ve daha çok plan yapıyoruz. Seneye belki teknemizi ilk gördüğümüz ve satın aldığımız Antalya’dan Riva’ya bu sefer kamyon üzerinde değil denizden götürürüz. Aslında biraz motive eden olsa Hatay’dan Hopa’ya solar teknemiz ile gitmek isterim. Hiçbir kurumdan maddi destek beklemiyoruz. Teknem binlerce mil yaparken tek kuruş yakıt parası harcamadık. Masrafımız yok sayılır. Bir sonraki projemiz biraz daha büyük bir katamaran sahibi olup onu da solar tekne yapmak, eş dost herkesi teknemizde ağırlayıp deniz aşkını onlara da bulaştırmak. İnsan denizlere alışınca azrailin oralara uğramayacağını düşünmeye başlıyor galiba. Ben altmış yaşımda denize kavuştum, gençlere tavsiyem çok geç kalmasınlar. Karaya mahkum olmasınlar, temiz denizlerin temiz kalmasına katkıda bulunsunlar. Ve hayallerinden asla vazgeçmesinler. Unutmasınlar her şey bir hayalle başlar.

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.