Tekne, tekne gibi olmalı

Yat tasarımcısı Aylin Örs, birkaç ay önce İtalya’da Diporthesis Ödülü’nü kazandı. Sınırların ötesini zorlayan Örs’ün yepyeni projeleri var.

Naviga - - Tasarim - YAZI: ŞULE KAYA

Türkiye’de yat tasarımcılığı, türlü zorluklara inat gün geçtikçe gelişiyor. Genç yat tasarımcıları isimlerini ve projelerini özellikle yurt dışında duyurabilmeyi hedefliyor. Bunlardan biri de Aylin Örs. Bugüne kadar birçok projede görev alan Örs, yurt dışında kendisine yeni kanallar açmak amacıyla Politecnico di Milano Üniversitesi’ndeki Yat Master Programı’na katıldı. Üstelik burada, ekip arkadaşlarıyla geliştirdikleri projeyle de Gezi Teknesi Tasarımcıları ve İmalatçıları Birliği tarafından verilen ödüle layık görüldü.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Bilkent Üniversitesi’nde iç mimarlık okudum. 2000 yılında mezun olduktan sonra bir yıl kadar bir mimarın yanında çalıştım. Oradan sonra Elegan Art isimli mobilya firmasına girdim. Firmanın sahibi o dönem Princess teknelerini getiren şirketin ortaklarından biriydi. Daha sonra kendisi Bilgin Yacht’ta, Giant Yachts adıyla ahşap tekne yapmaya başlamıştı ve bir eleman arayışı içindeydi. Ben de başvurdum. O sıralarda benim, bir teknenin içinin tasarlanması gibi kavrama hiç aşinalığım yoktu. Ben de burada işe girince tekne tasarımıyla alakalı bulduğum her şeyi okumaya başladım. O dönem Dereli Tersanesi’nde yapılan 42 metrelik bir motoryatın içinin mobilyalarını yapma işini de almıştık. O proje bana çok şey öğretti. Öğrendikçe daha çok sevdim. Daha iyi kavrayabilmek için o dönemde yelken yapmaya başladım. Elegan Group’ta üç-dört sene boyunca birçok proje gerçekleştirdik. 2004 yılında Proteksan-turquoise’a geçtim ve 54 metrelik Talisman motoryatının iç mekan imalat kontrol ve takibinde çalıştım. 2005 yılında da Bodrum’a gitmeye karar verdim ve dört sene Ege Yat’ta görev aldım. Oradaki görevim süresince fiberden saca çok farklı boylardaki teknelerde çalışma imkanı buldum. Yelkenli tekne tasarım ve uygulaması konularında çalışma fırsatını da yine ilk kez Ege Yat Tersanesi ile elde ettim.

Kendi ofisinizi ne zaman açtınız?

2007 yılında Bodrum’da açtım. O süreçte Don Chris, Regina, Deep Blue, Luna, Girit, La Blanche gibi farklı boylardaki motoryat ve yelkenli projelerinin tasarımlarını gerçekleştirdim. Arkın Pruva Tersanesi’nde üretilen 42 metrelik Daima isimli yelkenlide çalıştım. 2012 yılında da İstanbul’a geri döndüm. Son yıllarda birçok refit projesinde görev aldım. 2014-2016 yılları arasında Maltepe Üniversitesi Yat Tasarım Bölümü’nde ders verdim. Bu yıl başında da İtalya’daki Politecnico di Milano Üniversitesi’nde Yat Tasarımı Yüksek Lisans Programı’na katıldım.

Sizin için en önemli projeniz hangisi?

Daima teknesi. Proje olarak çok keyifliydi. Sahibi de tasarımcıydı ve onun yönlendirmesiyle ortaya çıktı birçok şey. Kendisi projeyi çok geliştirdi. Sadece bir gezi teknesi olarak başlamışken proje sonuna doğru yarış teknesine dönüştü. Ve sahibi tekneyi hâlâ çok keyifle kullanıyor. İbrahim Karataş’la çalışmak da çok keyifliydi.

İtalya’daki okulu tercih etmenizin sebebi neydi?

Politecnico di Milano Üniversitesi’ndeki Yüksek Lisans programının en güzel özelliği piyasayla çok yakın ilişki içerisinde ders vermesi. Yani sadece akademisyenler değil piyasanın önemli isimleri de ders veriyor. Örneğin Luca Dini gibi... Ayrıca tersaneleri gezdiriyor, isteyene dünyanın her yerindeki tersanelerden iş imkanı sağlıyorlar. Bu okulu tercih etmemin en önemli sebepleri bunlardı. Ayrıca işin mühendislik kısmını da öğrenmeme yardımcı oldu. Eğitim altı ay derslerle teorik, altı ay da staj şeklinde planlanmış. Tabii bir de proje ürettik.

Yurt dışında insanlarla tanışmanıza da olanak sağlamış olmalı.

Benim asıl amacım zaten oydu. Yani yurt dışındaki çevrelerle tanışarak orada da yeni kanallar açabilmekti. Faydası da oldu, yeni projeler getirdi bana.

Okuldaki projenizle aldığınız ödülü ve projeyi anlatır mısınız?

Proje, Ales isimli 60 feet’lik bir yelkenli tekneydi. Dört kişilik proje ekibimiz, mühendis, otomobil tasarımcısı ve bir mimardan oluştu. Hoca kabuğu verdi,

üst binası ve içinin yerleşimi bize aitti. Bize verilen konsept, iki arkadaşın ortaklaşa kullandığı bir ha a sonu teknesiydi. Daha çok parti ve eğlence amaçlı. Biz de tasarımımızı bu konsept üzerinden yarattık. İki sahibi olduğu için başta ve kıçta olmak üzere iki ana kamara yaptık. Bunları bir elipsle birleştirdik. Elipsin bir yanına direk bir yanına da motor dairesini yerleştirdik. Orta kısmı olduğu gibi salon olarak tasarladık. Salona, istenildiğinde gece kulübü gibi kullanılabilmesi için LED, gökyüzü efektli bir tavan yaptık. Üst tarafı aynı zamanda güneş paneli oldu. Bu projemiz İtalya’da Gezi Teknesi Tasarımcıları ve İmalatçıları Birliği tarafından organize edilen Diporthesis Ödülü’nü kazandı. Ödül ekibimize Cenova Boat Show’da verildi.

Tasarımlarınız arasında yer alan Xanax ve CEO da dikkat çekici. Bu projelerinizden bahseder misiniz?

Sualtı ve su üstü ekipmanı olan Xanax’ı bir yarışma için tasarladım. Altına monte edilen ağırlıklar sayesinde yüzerlik seviyesi belirlenebilen Xanax, üzerine monte edilen portatif hamaklar sayesinde su üzerinde keyifli zaman geçirmeyi garantilerken, iç kısmında ise ıslanmadan sualtını gözleme imkanı sunuyor. Aydınlatmalar sayesinde gece de kullanılabilen bu su oyuncağı vinç yardımıyla tekneye veya araba yardımıyla karaya alınabiliyor.

35 metrelik motoryat CEO da, CEO adı altında tasarlanan ve boyları 70 metreye kadar uzanan bir serinin ilk projesi. Halen üzerinde çalıştığım bu proje; iş toplantıları ve görüşmelerinin yapılacağı; saatlik, günlük veya ha alık olarak kiralanacak bir charter teknesi. Üzerinde toplantı odaları, kokteyl alanları, kapalı ve açık yemek veya toplantı bölümleri bulunuyor.

Son yıllarda refit projelerinde yer aldığınızı söylediniz. Refit mi daha zor yoksa sıfırdan bir proje mi?

Refit işi kesinlikle daha zor. Refitin en büyük problemi bir şeyi söktüğünüz zaman altından ne çıkacağını bilememeniz. Buna bağlı olarak maliyetler çok değişebiliyor. Ayrıca her şey sabit olduğu için mutlaka bir şeyler kırılıyor. Ama bence daha keyifli. Bulmaca çözer gibi.

Bir yat tasarımcısı kendisini nasıl geliştirir?

Bol bol denize çıkmak çok önemli. Ayrıca sadece tasarımla değil, alakalı farklı konuları da takip etmek gerekli. Özellikle de mimarlık alanına... Bu alana girdiğimde ilk başlarda hep teknelere odaklanmıştım. Ama bir süre sonra fark ettim ki, tekne sektörü mimari gelişimin çok gerisinde. O yüzden mimaride olanları teknelere uyarlayabilmek çok önemli. Mesela artık teknelerde hiç de uygun olmamasına rağmen cam kullanımı çok yaygınlaştı. Öte yandan eskisinden farklı olarak duvar kağıdı ve mermer kullanımı da arttı. Önemli olan karada uygulanan gelişmeleri, deniz koşullarına uygun şekilde yorumlayarak tekne tasarımına dahil edebilmek. Ancak bunları başarabildiğimiz sürece denizciliğinden ödün vermeyen yenilikçi tasarımlar yaratmamız mümkün olur. Hem yeni tasarımları hem de yeni malzemeleri çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Yeni insanlarla tanışmanın en iyi yolu da bol bol fuarlara gitmek. Bu arada tasarım dünyasındaki gelişmeleri www.tuzvbiber.blogspot.com adresindeki blogumda da paylaşıyorum.

Şu an iş listenizde ne var?

İki proje üzerinde çalışıyorum. 39 metrelik bir motoryat projesinin yanı sıra yılbaşından sonra başlayacak 29 metrelik refit var.

Son yıllarda özellikle süperyatlarda ‘çılgınca’ denilebilecek ayrıntılara rastlıyoruz. Bir tasarımcı olarak bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tekneler büyüdükçe, işin içine keskin hatlar, cam malzeme girdikçe ne kadar dengeli olursa olsun denizcilikten uzaklaşıyor. Bir teknede her şeyin sökülebilir olması lazım. O da çok atlanan bir konu. Örneğin yüzeylerin temiz ve net görünebilmesi ve maliyetleri düşürmek için duvar ve tavan panellerinin yapıştırıldığını görüyoruz. Bu uygulama özellikle yabancı markalarda geçerli. Sonra bir arıza olduğunda her şeyin sökülmesi gerekiyor ve tadilat çalışmaları büyüdükçe büyüyor. Bence tekne tasarlarken ve üretirken denizci olmaktan uzaklaşmamamız lazım. Hani ev gibi tekne diyorlar ya. Tekne niye ev gibi olsun? Tekne, tekne gibi olmalı.

www.orsyachtdesign.com

Her yıl yenilenen tasarım eğilimlerinin yanı sıra, teknolojinin hızlı gelişimi sayesinde üretim yöntemlerinde başlayan değişim, diğer birçok alanda olduğu gibi süperyat piyasasını da etkisi altına almış durumda. 2000-2010 ve 2010-2020 arası on yıllık zaman dilimini düşündüğümüzde teknolojinin hızlı bir şekilde geliştiğini söyleyebiliriz. Hayatımızın her alanında başlayan bu teknolojik dönüşüm tabii ki süperyat piyasasını da her anlamda etkiledi.

Süperyat piyasası son dönemde geleneksel orta yaş üstü veya daha yaşlı kullanıcılar yerine git gide gençleşen bir kitleye hitap eder hale geldi. Bu durumun en önemli sebebini ‘artan teknoloji sayesinde el değiştiren para piyasaları’ olarak görebiliriz. O zaman ilk önce süperyat piyasasının şekillenmesini sağlayan bu kitle 2017’de nasıl bir hal alacak, bu konuyu irdeleyerek başlayabiliriz.

Küresel piyasaları ele aldığımızda, bu yılın en çok kazanan para biriminin dolar olması, başkanlık seçimlerinin sürprizle sonuçlanması sonrası Amerika pazarında şimdilik görünen istikrar, bu yıl süperyat piyasasının hakim müşterilerinin Amerikalılar olacağını gösteriyor. Özellikle Monaco Yacht Show’da Amerikalı müşteri sayısının çok yüksek olması ama alım veya yatırımlarını seçim sonrasına bırakmaları, 2017’de ciddi bir potansiyel olarak Amerikalı genç yeni nesil zenginleri gösteriyor.

2017’de süperyatlarda yerleşim ve mekan işlevlerine değinecek olursak son yıllarda tasarımcıların en fazla ön plana çıkardıkları mekanlardan biri olarak ‘beach’ alanlarını ele alabiliriz. Yıllarca süperyatların salon ve ana kamara tasarımlarının ön planda olduğunu gördük. Hâlâ daha tasarım kararları sembolik olarak bu iki ana alanda veriliyor. Ancak son yıllarda süperyatların denize en yakın kısımları olan kıç bölümlerinde bulunan ‘beach’

Riva Mythos ve Fulvio de Simoni’nin tasarımını yaptığı Pershing 140. Yani 1520 metre görünümlü 50 metrelerin çağı geliyor diyebiliriz.

Bu süperyatları suda en erken görebileceğimiz zaman ise muhtemelen 2018 Monaco Yacht Show olacak.

Tender pazarında bizi yenilikçi neler bekliyor biraz da onu inceleyelim. 2016 yılı iki büyük otomobil markası olan Mercedes ve Aston Martin’in tender piyasasındaki gövde gösterisi ile çok iddialı geçmişti. Bu tender’ların ne kadar başarı kazandığı henüz tartışmalı bir konu. Oldukça yüksek fiyatları ve ortalama motor güçleri sebebiyle herkesten geçer not aldıklarını söylemek güç. Ama diğer yandan tasarımda yarattıkları iddia ve süper arabaların süper tender’lara dönüşmesinin yüksek ilgi çektiğini söyleyebiliriz. Başarılarını 2017’de yakalayacakları satış rakamlarıyla değerlendirmek daha doğru olacaktır. 2016’da yapılan bu teknelerin 2017’ye yansımasını ise şu şekilde bekliyoruz: Büyük otomobil markaları yerine daha ufak çaplı tekne üreticileri ciddi tasarım yatırımları yaparak bu tender’ların muadillerini daha ucuza ve daha fazla makine gücüyle piyasaya sürecektir. Bu anlamda tender piyasasında 2017, tasarımcıların ağırlıklarını hissettirdikleri bir yıl olacaktır. Hemen hemen aynı durumu süperyat RIB piyasası için de söyleyebiliriz. Bu demek oluyor ki klasik Rib’lerin yerine daha yeni nesil tasarımlar görebileceğiz.

Cam devri

Teknolojik gelişmelerin, üretimi oldukça değiştirdiği bir dönem yaşıyoruz ve bu sayede camın kullanımı giderek artacak ve yön değiştirecek. 2016’nın bu konuda en iyi örneği olan Admiral CF 50 süperyatındaki cam kullanımının benzerlerini göreceğimiz bir yıl olacak. Diğer yandan süperyat sahiplerinin titizlendiği akustik konusunda da ilerlemeler yaşanacak. Gelişen ses ve titreşim yalıtımları sayesinde makine ve jeneratör sesi en az seviyedeki yatların sayısı artacaktır. Bu konunun 2017’de satış için çok önemli bir özellik olacağını düşünüyoruz.

En önemli konulardan biri de elbette çevre duyarlılığı. Pekiyi çevreye duyarlı süperyat sahiplerinin ve süperyatların sayısı artacak mı? Bu konuda belirleyici unsur Avrupa hükümetlerinin karbon emisyon uygulamaları olacaktır. 2017 olmasa bile önümüzdeki 10 yıl içerisinde çevre dostu (eco-friendly) ürünlerin kullanımı artacak. Diğer bir önemli konu olan sıfır emisyon (elektrik veya hidrojen enerjili) sistemlerin çoğalması süperyat piyasasında yaşanacak en önemli artı gelişme olacaktır. Feadship’in Savannah megayatındaki teknolojinin kullanımının artmasını ve çevre dostu ürün konusunda Arcadia’nın açtığı yoldan gidecek yeni firmalarla karşılaşmayı temenni ediyoruz.

Gelelim Türkiye piyasası için 2017’yi nasıl gördüğümüze… Bu yıl Türk yat sanayii için oldukça zor geçecek gibi duruyor. Büyük oyuncuların yerlerini koruyacağı bu dönemde, varlığını sürdürmek isteyen sektör temsilcilerinin dikkat etmesi gereken üç başlık; kalite, tasarım ve yenilik olacak. Aksi takdirde rekabetin bu denli arttığı bir dönemde başarının yakalanması güç duruyor. 2017’de süperyat piyasasında daha aktif bir ülke olmak istiyorsak, yerli ve vizyoner üreticilerin mühendisliğe ve tasarıma daha fazla yatırım yapıp, üretimleri ile bu disiplinleri harmanlamaları gerekir.

* Tüm aksesuarlar ve motor dahil, vergiler hariç, İstanbul Serbest Bölge teslim

KDE Marine

%31Başaltında ana kamara, kıçaltında ise iki kişinin yatabileceği yatak bulunuyor. Geniş tuvalet kabininde elektrikli tuvalet, evye ve duş imkanı sunuyor. Kaptan koltuğunun arkasında ise gazlı ocak, evye ve buzdolabı bulunuyor. Çi dizel motoru sayesinde son derece ekonomik ve performanslı. Volvo Penta 2X140 HP dizel motorla sunuluyor. Tam boy: 10,50 metre En: 3,10 metre Ağırlık: 4.700 kilogram www.kdemarine.com * Standart donanım, İstanbul gümrük teslim

En:

%25Hızlı bir gezi teknesi olan S21’de başaltında iki kişinin yatabileceği çi kişilik yatak, kıç altında ise yine iki kişilik geniş bir yatak bulunuyor. Yemek masasının bulunduğu salonda da iki kişi rahatlıkla yatabiliyor. Modelde, kuzine ve seçenekli olarak sunulan tuvalet de bulunuyor. Hareketli salma standart, dileyenler sabit salma da tercih edebiliyor. Yelken alanı 24 metrekare. Tam boy: 6,80 metre 2,55 metre Ağırlık: 1.000 kilogram www.kdemarine.com * Standart donanım, İstanbul gümrük teslim Ağırlık: 1.520 kilogram

En: 2,69 metre 1.985 kilogram

En: En: En:

%20Allessandro Inno Group’un tasarladığı Cobrey 50 Fly, baş ve kıçaltında bulunan ana kamaraların haricinde üçüncü bir misafir kamarasına daha sahip. Yandaki geniş camlarla içerisi son derece aydınlık. 2Xvolvo Penta IPS 600 435 HP motorlarla sunulan modelin yakıt kapasitesi 1.350, su kapasitesi 700 litre. Tam boy: 16,25 metre 4,62 metre Ağırlık: 16 ton www.kdemarine.com * Standart tekne, fabrika çıkış Balıkçı teknesi Quicksilver Captur 905 Pilothouse’da altı kişilik yatak alanı ve banyo bulunuyor. Jeneratör, klima, otopilot, joystick, canlı livar alanları, balıkçı ünitesi, Simrad 9’ GPS, chartplotter, radar, skyhook, 2Xmercury F250 Verado motorlar (joystick ile) fiyata dahil. Tam boy: 8,88 metre 2,99 metre Ağırlık: 3.100 kilogram www.mercurysport.com * Tüm aksesuarlar ve motorlar dahil, vergiler hariç, İstanbul Serbest Bölge teslim Elan Impression iki kamaraya sahip. Sadece bir adedi indirimli olarak stoktan sunulan model ekstra donanımlı ve seyre hazır halde. Tekne, 75 HP motor, B&G marka tüm navigasyon ekipmanı, Webasto ısıtıcı, direk içi sarma sistemi, elektrikli yüzme platformu, baş manevra pervanesi, müzik sistemi, bağlama ve güvenlik ekipmanı ile teslim ediliyor. Tam boy: 13,85 metre 4,18 metre www.solodeniz.com * Seyre hazır ve hemen teslim

En:

%15Kokpit alanı, katlanır yataklar, barbekü ve buzdolabı gibi özelliklerle donatılmış. Son derece aydınlık ferah salonda mutfak ön tara a bağımsız konumlandırılmış. Farklı yelken alanlarıyla keyiflfli seyirler sunan model 110 HP motorla sunuluyor. Yakıt kapasitesi 500, su kapasitesi 730 litre. Tam boy: 17,15 metre 5,05 metre Ağırlık: 17,6 ton www.turmarin.com.tr * Standart, Fransa fabrika çıkışı

En: En: En:

%13İki ya da üç kamara seçeneği mevcut. Kampanya fiyatına dahil olan ekstralar: Preference paket, elektronik paket 2017 offffshore, elektrikli ırgat (1000 w), katlanabilir yüzme platformu, teleskopik merdiven, lazy bag entegre lazy jack ile-taupe, sprayhood, bimini (LED aydınlatmalı), bağlama ekipmanı (altı usturmaça ve üç halat), demirleme ekipmanı (60 metre, 10 milimetre zincir ve 16 kilogram delta demir), İstanbul'a TIR nakliyesi ve arma donatımı. Tam boy: 10,34 metre (bastonla) www.topleisure.net Süperyatların servis teknesi olarak kullanılabilen Es Line Tender, 12 kişiye kadar taşıma kapasitesine sahip. Bir adet kuyruklu Yanmar 370 HP motora sahip modelin baş altında bulunan oturma grubu yatak haline getirilebiliyor. Teknede banyo da bulunuyor. En yüksek hızı 25, seyir hızı ise 21 knot. Tam boy: 10,80 metre 3,40 metre Ağırlık: 5 ton www.eslineyachts.com Open 40, yelken performansı, mürettebat için yaşam alanları, tekne dengesi ve kolay kullanımı ile dikkat çekiyor. İki adet Volvo Penta 40 HP dizel motor gücü ve üç kamara versiyonuyla bir aile teknesi. Tam boy: 11,98 metre www.gena-yacht.com

Ağırlık:

Ales

Daima

Daima

Aylin Örs

Ales

Xanax

Tecnomar Evo 115

Wider 58 Heesen

Aston Martin

Mercedes Silver Arrow

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.