Sorusu olan

Hareketli salma yerine sabit salma olmasının, orsa seyrinde orsa açısını küçültebilmemize katkısı olur mu? Teşekkürler. Kemal Dinçer Teknik Kurul’da kimler var? Teknik Kurul üyelerimiz sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duyuyor ve yenilerini bekliyor.

Naviga - - Teknİk Kurul -

Bilge Kerem Özkan cevaplıyor:

Sadece hareketli salma ile aynı yüzey alanına, ağırlığa ve ağırlık merkezine sahip sabit salma arasında bir fark yoktur. Şöyle düşünebilirsiniz, hareketli salmalı bir teknenin salmasını en inik şekilde sabitlersek sabit salmalı bir tekneye dönüşmüş olur. Salmanın ve teknenin başka bir özelliğini, ağırlığını değiştirmediğimizi düşünürsek, bu tekne aynı orsa performansını gösterir. Yelkenli teknelerdeki salmanın ana işlevi teknenin rüzgâraltına doğru kaymasını engellemektir. Tekne büyüdükçe, bayılma açısını azaltma amaçlı salmalar daha ağır tasarlanır,

?

hatta alt uçlarına kurşundan torpiller konularak ağırlık merkezlerinin daha da aşağılara çekilmesi amaçlanır. Teknenin yana kaymasını en aza indirmek için tasarımcıların hesaplamaları sonucu karina, dümen ve salmanın optimum olması gereken yanal yüzeyi hesaplanır. Bu sualtında kalan yanal yüzey merkezinin, yelkenlerin itiş kuvveti merkezi ile aynı dikey doğrultu üzerinde bulunması gerekli ki, tekne düz gidebilsin. Yelkenlerin itiş kuvvet merkezi ön tara a ise tekne kafayı açacak, tam tersi durumda tekne sürekli orsacı olacaktır. Hareketli salmalar genellikle sportif amaçla tasarlanan ve boyları en fazla 7-8 metreye kadar olan teknelerde bulunur. Çoğunlukla oldukça hafifif olan bu salmalar el ya da bir palanga mekanizması ile kontrol edilir. Sabit salmalar oldukça ağırdır ve teknenin gövdesine monte edilmiştir. Bu salmalar teknenin düz gitmesini sağlamasının yanı sıra bayılmasını da önler. Hareketli salmanın doğrudan tekne boyu ile bir ilişiği olmasa da ufak teknelerde denge tekne üzerindeki ekibin ağırlığı ile sağlandığından, tasarım olarak tekneye sabit ağır bir salma koyulmaz. Büyük teknelerde hareketli salmalar genellikle gel-gitin yaşandığı kıyılarda tercih sebebi. Hareketli salmanın en büyük avantajı sığ sulara girebilme yetisi. Bir diğer avantajı ise marina li ine gerek kalmadan treyler ya da kızak üzerine çekilip karaya alınabilmesi. Tabii ki büyük teknelerde salmalar da ağır olacağından bunun için bir vinç destekli palanga ya da hidrolik düzenek bulunur. Hareketli salma, rüzgârın yanal kuvvetinin azaldığı apaz ve neredeyse sıfırlandığı pupa seyrinde çeşitli yüksekliklere çekilerek tekne altındaki sürtünme azaltılır ve süratin artması sağlanır. Sonuç olarak, (tamamen bırakılması şartıyla) salmanın hareketli ya da

sabit olmasının orsa açısına bir etkisi yoktur. Teknenin kullanım amacına göre tasarım aşamasında belirlenen bir seçenektir ve bu amaca göre şekli, konumu, ağırlığı belirlenir. Fatih Muslu cevaplıyor: Derinlik ölçerin her zaman açık olması için bir sürü sebep sayabilirken kapalı olması için hiçbir sebep göremiyorum. Elektrik tüketimi için kapalı tutmak istiyorsanız, bu cihazlar genelde 100 ma/saat’den yani 0,1 Amp/saat’den daha az elektrik tüketirler. Bu da bir tekne için oldukça düşük bir tüketimdir. Ayrıca çoğu derinlik ölçer aynı anda iki veya üç değeri birlikte gösterir. Yani bu cihazı kapatmanız hız ve mesafe gibi diğer ölçümleri de görememeniz

anlamına gelir. Derinlik ölçeri kullanmak için öncelikle ayarlarının doğruluğundan emin olmak gerekir. Genelde bu cihazlar size üç alternatif sunar. Bir tanesinde derinlik ölçerin alıcısının bulunduğu yerden deniz dibine olan mesafeyi, diğerinde sizin cihaza gireceğiniz, teknenizin en derin yerinden deniz dibine olan mesafeyi görürsünüz. Eğer varsa üçüncü seçenek de su hattından Erol Kepenek cevaplıyor: Mehmet Bey merhaba, öncelikle, amatör denizciliğimizin önemli sorunlarından biri olan Mavi Kart uygulamasını gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim. İlk günden beri karşı durduğumuz bu uygulama maalesef, yeterli altyapı oluşturulmadan, özel tekneler için dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan bir katılıkta, üstelik de ağır cezalarla ve inatla yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. İstatistikler, denizlerde özel yatların yarattığı kirliliğin, kentlerin yarattığı kirliliğin on binde birinden az olduğunu söylüyor. Tüm sahillerimizde, her gün sahilden 300/500 metre açığa, kentin binlerce ton pisliği arıtılmadan sorgusuz sualsiz basılıyor. Ancak siz Mavi Kartınızı iki ay işletmediniz diye +14.000 TL ceza ile muhatap olabiliyorsunuz! Oysa MARPOL73/78, Barcelona Convention gibi uluslararası düzenlemeler siyah suyun belli koşullarda denize deşarj edilmesine olanak tanıyor. Hatta, Barselona Sözleşmesi’nde küçük teknelere kıyı alanları için bile bir takım muafifiyetler var. Bu konu başlı başına bir yazı konusu ama izninizle burada sadece sorularınıza mevzuat çerçevesinde yanıt vermeye çalışacağım. 1- Evet, Mavi Kart uygulaması, 2013 yılında yayınlanan genelgeye göre 01.01.2016 tarihinden beri tüm denizlerimizde geçerli sayılıyor. 2- Özel Teknelerin Kaydı Belgelendirilmesi… Tebliğ ek-4’e göre, tuvaleti olan teknelerde pis su tankı bulunmak zorundadır. Ancak gri su tankı ile ilgili bir açıklama yok. Ticari yatlarda gri su tankı ile ilgili bazı zorunluluklar bulunuyor. Bizlerin zorunluluğu yok ama kanuna göre denize atık bırakma konusunda çapariz var. Uygulamada sıkıntı ile karşılaşmamak için bulaşık suyunu denize vermemek ve siyah tanka bağlamak bir çözüm. Çünkü Çevre Kanunu’nda yasak koyan Madde 8 “Her türlü atık ve artığı…” diye başladığı için balıklara yemek artığı ekmek atmanız bile suç oluyor! Gülmeyin lütfen… -Arkadaşınız, teknesindeki tuvalet ile birlikte bulaşık ya da temizlik için su kullanımını da iptal ederse herhangi bir tank bulundurması gerekmez. Ancak deterjan kullanarak bulaşık yıkasa (’marin’ deterjanla bile), atığını denize veremez. Deniz, rüzgâr ve sevgiyle...

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.