Her an cehennemi yaşar mısın?

Önümüzde Sumbawa Adası ve 2.850 metre yükseklikteki Tambora Yanardağı var. Bu yanardağ bir zamanlar 4.200 metre yükseklikteymiş. Bir gece patlamayla büyük bölümü havaya uçmuş. Toplamda yüz bine yakın insan hayatını kaybetmiş. Kalanların çoğu adadan göçmüş

Naviga - - Dünya Turu Alİm-hattaya Sür -

Geçen ay yazımı, volkanik Sangeang Adası’na yelken açarken bitirmiştim. En son 30 Mayıs 2014’te indifa eden Sunda Adalar grubundaki aktif volkan olan Api, biz yaklaştıkça büyümeye başladı. Adada koni şeklinde yükselen yanardağın, 2.000 metreye yaklaşan Doro Api ve Doro Montoi isimli iki zirvesi bulunuyor. Sangeang Adası 90’lı yıllardaki güçlü patlamalardan sonra artık meskûn değil. Eteklerini yemyeşil bitki örtüsünün kapladığı kıyı şeridine yakın paralel seyir yapıyoruz. Terk edilmiş köyün evlerini orman yutmuş ancak tek tük birkaç ev görünüyor. Dimdik inen derin kıyılarına bir kayık demirlemiş, sanırım sahibi zorunlu olarak terk ettiği Hindistan cevizi

ağaçlarındaki hasadı topluyor.

Adanın kuzey burnunu iskelemizde bordaladıktan sonra rotamızı batıya çevirdim. Yaklaşık 100 mil bu rotada seyir yapacağız. Rüzgâr artık bir işe yaramıyor. Yelkenleri hırpalanmasın diye indirdim. Genelde tek motorla yol alıyoruz ancak akıntının güçlü olduğu bölgelerde zorunlu olarak çi motor çalıştırıyorum. Ardımızdan çektiğimiz sırtı birkaç kere ağırlaşıp, sardığım vinci döndürmeye başladıysa da heyecanla her içeri aldığımızda plastik poşetlerden başka bir şey yakalayamadık. Akşam mönüsünde makarnaya talim ettik. Harika bir gün batımı izledikten sonra, gündüz geceye teslim oldu. Bu gece çi vardiya tutacağız daha doğrusu ben Gabriel’in nöbetlerinde, kokpitte asılı hamakta dinleneceğim.

Flores Denizi’nin bu bölgesi oldukça derin, bu nedenle açık deniz balıkçılarının dışında hiçbir tekneye rastlamadan kolayına seyir yapıyoruz. Geniş bir yay çizerek yolumuz üzerinde ışıkla avlanan balıkçı filolarının uzağından geçiyoruz. Gerektiği zaman kullanmak üzere, havuzluk davlumbazının üstüne monte ettiğim, eski My Chance teknesinden kalma çakarları, korsan tehlikesine karşı kullanmak amacıyla takmıştım. Çok yoğun balıkçılık yapılan bölgelerde, çaresiz kaldığımız zamanlarda kullandığımızda bir sahil güvenlik botu efekti verdiği için önümüzdeki yol yelpaze gibi açılıyordu!

Bu amacın dışında da hiç kullanmadım. Dünyanın her yerinde ve ülkemizde de moda olan rengârenk, demir çakarlarına karşıyım, insanın kafasını karıştırıyorlar. Özellikle girişi çetrefilli bir koya girerken her tara an, her renk ve farklı zaman aralıklarıyla çalışan çakarlar bütün konsantrasyonunuzu bozuyor ve hata ve kaza riskini çoğaltıyor. Tabii bu denizlerde sadece balıkçı filolarının parlak ışıklarını izlemek yeterli değil. Bıraktıkları yüzlerce metre uzunluktaki yüzer ağların bir ucundaki çakarı da gözlemek hayati önem taşıyor. Ne yazık ki! Bu çakarlar bazen çok az, cılız bir ışık veriyor. Böyle karanlık denizlerde gece seyri yaparken, karanlığı delercesine denizi taramaktan gözleriniz pörtlüyor, bir gecede üç gün seyir yapıyormuşçasına yoruluyorsunuz. Çok şükür! Bu gece yolumuz üzerinde yüzen ağa rastlamadık!

Böyle riskli denizlerde yapılacak en akıllı seyir, gündüz yapılanı. Eğer gündüz seyirlerinde, gün bitiminde varacağınız noktaya yakın güvenli bir demir yeri varsa bu tercih edilebilir ama şu anda yaptığımız rotada olduğu gibi böyle bir liman yoksa çaresiz taktik uygulayarak seyir yapacaksınız. Aceleniz yoksa dolunayı bekleyebilirsiniz veya derin suda, gemi rotasında ağlardan uzak seyir yapabilirsiniz. Kıyıdan uzakta seyir yapmanın, civarnalardan ve güçlü akıntılardan uzak durma avantajları da var.

Bu gece şansımız yaver gitti ve bir aksilikle karşılaşmadan gece seyrimizi tamamladık. Bundan sonra uzun bir süre gece seyri yapmayacağız. Güneşin doğmasıyla birlikte, Sumbawa Adası’nın kuzeyinde, 2.850 metre yükseklikteki Tambora Yanardağı bütün ihtişamıyla

iskelemizde ortaya çıktı. Bu yanardağ bir zamanlar 4.200 metre yükseklikteymiş. 1815 yılının Nisan ayında büyük bir patlamayla dağın büyük bölümü havaya uçmuş. Bu dehşet veren indifadan sonra tüm adayı küller kaplamış. İnsanlar açlık ve hastalıktan kırılmışlar. Toplamda yüz bine yakın insan hayatını kaybetmiş. Kalanların çoğu adadan göçmüş. 19’uncu yüzyıl ortalarında ise ters göç başlamış. Şu anda Sumbawa çeşitli etnik grupların yaşadığı, kalabalık ama renkli bir ada. Velhasıl karşıdan bakınca, egzotik görünümüyle insanı büyüleyen bu adalarda insanları yarın neyin beklediği meçhul!

Kim bilir, bir gün, bir yanardağ patlaması insanları yeniden yerinden yurdundan ederek tekrar göçe zorlar. Dilerim inşallah uzun süre böyle bir şey olmaz da, insanlar huzur içinde yaşar. Doğrusu bu tedirginlikle yaşamak istemem. Fazla bilgimiz olmayan çoğu egzotik coğrafyalarda, cennet gibi görünmesine rağmen, bunun gibi çeşitli riskler var. En güvenli bizim cennet vatanımız. Umarım hepimiz bunun kıymetini biliriz!

Dün yola çıktığımızdan bu yana motorla seyir yapıyoruz. Yüksek dağların önünü kestiği güney yönlü rüzgârlar, kıyıdan 15-20 mil uzakta seyir yapmamıza rağmen bize ulaşmadığı için yelkenler işe yaramıyor. Oturup hesap yaptım, böyle giderse mazot rezervimiz fazla dayanmayacak. Ağırlık yapmaması için fazla yakıt yedeklememiştim. Şimdi ise Bali’ye kadar ikmal yapacağım doğru dürüst yer yok. Tek çare, bulunduğumuz yere yaklaşık 40 mil uzaklıktaki Labuhan Badas kasabası. Çaresiz dümeni istemeyerek de olsa bu kasabaya çevirdim. Yolumuz bir gün uzayacak lakin ikide bir tedirgin, yakıt hesapları yapmak istemiyorum. Öğleden sonra geç saatlerde kasabanın limanına vardık. Burası aynı zamanda tankerlerin yanaştığı depolama merkezine yakıt boşalttığı bir liman. Son gördüğümden bu yana epey genişlemiş. Beton rıhtımlar inşa edilmiş, kocaman gemiler yanaşmış yük boşaltıyor veya yükleme yapıyor. Çamur renkli suda ilerleyerek koyun nihayetine üç kulaç suya demirimizi funda ettik!

Botu indirip, içine bidonları doldurarak karaya çıktık. Hemen yakınımızdan geçen karayolunda boş bir araba yakalamaya çalıştım. Gelip geçen araç çok lakin hiçbiri boş değil. Yaklaşık bir saat bekledikten sonra pes edip ilk motosikletliyi durdurup yardım istedim. Hemen organizasyonu sağladı. Önce bir motosikletli daha buldu daha sonra Gabriel ve ben arkada, ellerde bidonlar kasabaya doğru yola çıktık. Tahmin ettiğim gibi benzin istasyonlarından mazot alamadık ama ara sokaklardan giderek vardığımız bir evde kapılar açıldı ve bir depoda bulunan varillerden sifonlar yaparak, elde litre ve hunilerle bidonları doldurarak operasyonu tamamladık.

Yine motosikletlerde, bin bir cambazlık yaparak, kollarımız bir gibbon maymunu gibi uzamış halde tekneye döndüğümüzde hava çoktan kararmıştı. Depolara yakıt ikmalini tamamladıktan sonra basit bir akşam yemeğinin ardından kamaralarımıza çekildik. Yarın kısmet olursa kaldığımız yerden yola devam edeceğiz.

Gece seyri

Balıkçı teknesi

Yerel pazar

Newspapers in Turkish

Newspapers from Turkey

© PressReader. All rights reserved.